16 Aralık 2019 11:50
Son Güncellenme Tarihi: 16 Aralık 2019 15:29

Dr. Ali Karakoç: Gazeteci Aziz Oruç’un tedavi edilmemesi etik ilkelere aykırı

ATO Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç, 6 gündür gözaltında olan Gazeteci Aziz Oruç’un doktorlar tarafından tedavi edilmemesinin etik ilkelere aykırı olduğunu belirtti.

Fotoğraf: MA

Paylaş

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde 6 gündür gözaltında bulunan gazeteci Aziz Oruç ile ilgili konuşan ATO Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç, Oruç’un doktorlar tarafından tedavi edilmemesinin etik ilkelere aykırı olduğunu belirtirken, Gazeteci Hüseyin Aykol, Oruç’un öğrencisi olduğunu belirterek, “Biz başından sonuna kadar gazeteci olduğuna tanığız. Öğrencilerimden biridir ve onun gazeteciliğini tüm dünyaya anlatacağız” dedi.

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde 6 gündür gözaltında bulunan gazeteci Aziz Oruç, avukatları aracılığıyla tedavi edilmek üzere götürüldüğü Doktor Yaşar Er Yılmaz Doğubayazıt Devlet Hastanesi’nde görevli doktorlarca tedavi edilmediğini duyurmuştu. Ankara Tabip Odası (ATO) Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç, Oruç’un tedavi edilmemesinin hekimliğin etik ilkelerine aykırı olduğunu söyledi. 

"TIP ETİĞİNDE YOK"

MA'da yer alan habere göre mesleki hukuk kurallarını hatırlatan Karakoç, “Hekimlik mesleğinin özerklik ve bağımsızlığı bizim için Anayasa’dan daha üstündür. Bir hekimin hastayı reddetme durumu vardır ama özel koşullarda geçerlidir, bu koşullar bellidir. Hekim, eğer ciddi anlamda bir salgın hastalık varsa, bunun için önlem alınmamışsa hastayı reddedebilir. İkincisi, hekim ve hasta arasında bir güvensizlik varsa, bir şiddet uygulanmışsa reddedebilir. Ama bununda koşulları var. Ben hastayı muayene etmeyeceğim diye bir kavram tıp etiklerinde yoktur. Ancak o hastayı orada bulunan başka bir hekime bütün bilgileri vererek, onu muayene edilmesini sağlamak şartıyla hasta reddedilebilir” dedi.

"HEKİMLER ETİK İLKELERE UYMAK ZORUNDA"

Karakoç, hekimlerin etik ilkelere uymak zorunda olduğunun altını çizerek, “Hastanın politik görüşü, siyasal aidiyeti, ırkı, dini, dili, cinsiyeti, cinsel eğilimi hiçbir zaman hekimlik meslek etiklerinin uygulanmasını engellemez. Sağlık meslek örgütlerine bu açıdan başvurular yapılıyor. Sağlık hakkı ihlal edilen kişiler, temsilcileri ya da kendileri sağlık meslek örgütlerine başvurur ve meslek ilkelerinin dışına çıkan hekimler hakkında disiplin soruşturması başlatılır. Etik ilkelerimizde kişinin politik aidiyetini bağlı olmaksızın hastanın özerkliğine, hayatına saygı duyarız. Hekimlik meslek ilkeleri bunları gerektirir, bunun dışında yapılanlar meslek ilkeleri reddetmektir. Reddeden hekimlere mutlaka yaptırım uygulanması gerekir” diye konuştu.

"BİZ MESLEĞE BAŞLARKEN YEMİN EDİYORUZ"

Hipokrat Yemini’ne işaret ederek, meslek kontrol mekanizmaların olduğunu, şikayetler üzerine disiplin soruşturması başlatılarak, cezai işlem uygulanması gerektiğini söyleyen Karakoç, “Mesleğe başlarken ‘baskı ve zor altında olsam dahi, kendi bilgi ve becerimi sadece ve sadece hasta lehine kullanırım’ yemini ediyoruz. Baskıyla, tehditle bilgi ve becerimizi kullanmamazlık yapmamamız lazım. Bizim için hastanın yaşamı ve hasta hakkı en üst düzeyde. Saygı göstermemiz gerekir. Bunun dışında her şey meslek ilkelerine aykırıdır ve yaptırım gerekiyor” ifadelerini kullandı.

GAZETECİ AYKOL: AZİZ ORUÇ GAZETECİDİR VE ÖĞRENCİMDİR

Aziz Oruç’un gazeteci olduğunu ve Kürt basınını takip eden herkesin Oruç’un gazeteciliğine tanıklık ettiğini belirten Gazeteci-Yazar Hüseyin Aykol da, “Kürt basını takip eden, sadece gazetelerimizi değil, televizyonlarımızı izleyen herkes Aziz Oruç’un gazeteci olduğunu biliyor. Rojava’dan haber geçen, başka yerlerde ve Van’da bir yıl süreyle gazetecilik yapmış bir arkadaşımız. Aziz Oruç deyince Kürt medyasını izleyenler Aziz’in gazeteci olduğunu biliyor. O anlamda tanık istesek bir sürü insan gelip gazeteci olduğuna dair tanıklık edecektir" dedi.

"AÇIKLAMA YARGIYI ETKİLEME AMACIYLA YAPILDI"

İçişleri Bakanlığı’nın Gazeteci Oruç hakkındaki "terörist" açıklamasını hatırlatan Aykol, söz konusu açıklamanın yargı üzerindeki etkisine dikkat çekti. Aykol, "İşte İçişleri Bakanlığı’nın ‘terörist’ olarak ilan ettiği bir kişiyi savcı ve hakim beraat etmeye korkacaktır. ‘Benim bilmediğim bir şey vardır ki bu gazeteci şahsı tutuklamak zorundayım’ diyecektir. Ona yardım eden HDP’liler, ‘terörist olarak itham edilen kişi' diye ‘yardım ve yataklıktan’ tutuklandılar. Çok acele bir şekilde tutuklandılar. Sorguları çok çabuk yapıldı” diye konuştu. 

Gazeteci Oruç'un gazeteciliğine tanıklık ettiğini ve bu gerçeğin tüm dünyaya anlatılacağını vurgulayan Aykol, “Aziz Oruç’a ne kulp takacaklarını bilemiyoruz. Ama ‘Sınırda ne işin vardı. Nerede haber yapıyordun?’ gibi sorular abes. Gazeteciler gerekirse illegal bir şekilde sınırları geçebilir. Daha sonra yaptıkları haberlerde ‘Niçin oradaydı? Ne yaptı? Kiminle konuştu?’ bunun hesabını zaten biz hep veririz. Yani ben Beka’ya da gittim, 2 kere Kandil’le de gittim ve orada kimle konuştum, ne konuştum? Yayınladım. Dava açıldı mı? Açıldı. Ceza aldığım da oldu. Beraat ettiğim de oldu. Bir kısmında legal bir kısmında da sınırları aştık. Gazeteci bunu yapar. Aziz Oruç gazetecidir. Bu tür davaların açılması sadece Aziz Oruç olayı değildir. Bir şekliyle sahada gazetecilik yapan her arkadaşımızı korkutma amaçlıdır. Biz başından sonuna kadar gazeteci olduğuna tanığız. Zaten meslektaşımız, çalışma arkadaşımız, öğrencilerimden biridir ve onun gazeteciliğini tüm dünyaya anlatacağız. Ona gazeteci olarak sahip çıkacağız” diye belirtti. 

"KARA LİSTE GURURLANACAK BİR ŞEY DEĞİL"

Türkiye’de 160’dan fazla gazetecinin cezaevinde olduğunu hatırlatan Aykol, şöyle devam etti: “Cezaevinde olan 20 arkadaşımız özgür basın alanında çalışmış. Onlar ‘terörist’ diyorlar. Bu insanlar bir eylem yaparken yakalanmadılar. Ellerinde silahlar bulunmadı. ‘İşte bu silahla bunu yaptı’ diye hakkımızda açılan dava diye bir şey yok. Hakkımızda açılan davalarda yaptığımız haberler var. Gazetecilik yaptığımızı aslında onlar kendileri bir anlamıyla itiraf ve kabul ediyorlar; ama buna rağmen dava açıyorlar. Son birkaç yılda hakkımda açılmış 63 dosya var. Girdim ve çıktım. Geçici olarak çıktım. Bu davalarım Yargıtay’da onaylanabilir ve 15, 20 yıl için tekrar cezaevine girebilirim. Gazetecileri Koruma Komitesi geçenlerde Çin’de 48 gazeteci, Türkiye’de ise 47 gazeteci cezaevinde diye açıkladı. Onların rakamları biraz daha devletin sarı basın kartı verdiği insanlar üzerinde böyle bir rakam çıkarmışlar. Sosyalist dergilerin ya da yazı işleri müdürlerinin gazeteci olarak sayılmadığı bir rakam olarak bu kadar düşüyor. Yoksa 160’dan fazla gazeteci içerde. Dünya sıralamasında birinci Çin’i, ikinci Türkiye’yi koymuşlar. Çin’de nüfus bir milyar 200 milyon civarında Türkiye’nin ise 80 milyon. Yoğunluğa vurduğumuzda Türkiye olarak açık arayla birinciyiz. Türkiye ve yönetenler için maalesef kara bir liste ve çokta gururlanacaklar bir durum değil.”

‘AZİZ ORUÇ GAZETECİDİR’

Gazeteci Aziz Oruç’un gözaltına alınmasına ve ‘terörist’ olarak tanımlanmasına sosyal medyadan da tepki yağdı.

Sedat Sur: Soldaki Aziz Oruç. Sağdaki Yılmaz Bilgen. Devlet gazetecilik yapan Aziz’i ‘terörist’ ilan ediyor. IŞİD militanları ile kol kola olan Yılmaz Bilgen denen yandaş medya çalışanına ‘gazeteci’ diyor.

Fatih Polat: Aziz’i 3 yıl önce bir gazeteci dayanışması olan Haber Nöbeti kapsamında gittiğimiz Diyarbakır’da tanımıştım. Sahada haber yaparken birlikteydik. Sonraki süreçte de haberlerini takip ettim.

Metin Cihan: Aziz Oruç ile Diyarbakır’da tanışmıştım. İstanbul’dan giden gazeteci heyetini orada karşılayanlardan biriydi. Zor şartlarda, inatla gazetecilik yapmaya çalıştığını görmüştüm. Saygı duymuştum. Şimdi gözaltındaymış. Tez zamanda özgürlüğüne kavuşmasını diliyorum.

Nuri Akman: Yıllarca haber takibi yapan Aziz Oruç, susturulmak için evinden, çocuklarından koparıldı. Gittiği her yerde işine devam etti. Ermenistan ve İran’da günlerce işkence gördü ve sınırda ölüme terk edildi. İçişleri Bakanlığı ‘terörist’ diyor.

Ersin Çelik: Herkes terörist! Gazeteciler terörist, Nobel ödülü alan edebiyatçı terörist, sinemacı terörist, parti eş başkanları terörist, kadınlar-gençler terörist, Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Taybet ana terörist! Hepimiz teröristiz ama soykırım suçluları meşru! Dünya!

AZİZ ORUÇ KİMDİR?

1984 Diyarbakır doğumlu olan Oruç, 2011’de Denizli Pamukkale Üniversitesi’nde öğrenci olduğu sırada yargılandığı davadan hapis cezası aldı. Oruç’un ceza aldığı dosya Yargıtay da iken Federe Kürdistan Bölgesi’ne gitmek zorunda kaldı. Orada gazetecilik faaliyetlerini sürdüren Oruç, yaklaşık 7 yıldır kesintisiz gazetecilik yapıyor. Ayrıca Oruç yaptığı haberler ve yazdığı köşe yazılarından kaynaklı gazetecilik mesleğinden dolayı 28 Kasım’da yargılandı. (MEDYA SERVİSİ)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

"Mazhar Alanson’un hatırlamak istemediği albüm ve anılar"

SONRAKİ HABER

Devletin kadın politikalarında evlilik

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa