29 Kasım 2019 15:12

İş Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu: Sendikalaşma önündeki engeller işçiyi öldürüyor

Emek örgütleri, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 7'nci yılında iş cinayetlerini, işçi sağlığı ve iş güvenliğini değerlendirdi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkaralı 7 yıl oldu. Ancak yasanın çıkması iş cinayetlerini engellemediği, gibi geçen yıllarda işçi ölümleri daha da arttı. Yasanın değerlendirilmesi için İstanbul Barosunda gerçekleştirilen sempozyumda, iş cinayetlerinin en önemli nedeninin sendikalaşma önündeki engeller ve işçilerin örgütsüzlüğü olduğu vurgulandı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odası Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi ve İşyeri Hekimleri Derneği tarafından “7. yılında İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu’nun Değerlendirilmesi Sempozyumu” düzenlendi.

İşçi Sağlığı Derneği Kurucu Başkanı Doktor Nejat Yazıcıoğlu adına yapılan sempozyumun açılışında konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Her gün 5 arkadaşımızı kaybediyoruz. İşçi sağlığı ve güvenliği artık bir mücadele alanıdır. Hepimiz biliyoruz ki yasalar kendisini çevreleyen siyasal, ideolojik koşullara göre şekillenir. Hükümet de bu yasayla çok övündü. Ama kara tablo ortadan kalkmadı, aksine ağırlaştı. Piyasa mantığının ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu alanın kendisini piyasaya açan yasanın çöpe atılıp, sendikaların, meslek örgütlerinin, baroların, üniversitelerin karar sahibi olduğu bir süreç işlemeli. Bunların dışında en önemli sorunlardan biri de işçilerin örgütsüzlüğü ve örgütlenmenin önündeki engellerdir” diye konuştu.

"HASTALARIN NEREDE ÇALIȘTIĞINI SORMAMIZ GEREKİYOR"

İstanbul Tabip Odası Bașkanı Pınar Saip de şunları söyledi:

“Bu yasa 50’den fazla çalışanı olan işyerlerini kapsıyor ama kazaların büyük kısmı 50’den az çalışanı olan işyerlerinde meydana geliyor. Biz hekimler de sağlıkta dönüşüm programından sonra, gelen hastaya nerede çalıştığını ve ne iş yaptığını sormuyoruz. Meslek örgütlerinin yetkileri azaltıldı. Bütün bunları topladığımızda iş kazalarının neden arttığını görüyoruz. Bu kanunun meslek kuruluşları tarafından hazırlanması gerekiyor.”

TMMOB İL İKK Sekreteri Cevahir Efe Akçelik ise “AKP döneminde 22 bin işçi hayatını kaybetti. Kayıt dışı işçiler de dahil edildiğinde bu sayının daha da arttığını tahmin ediyoruz. Kuralsız çalışma, taşeron sistemi sürdükçe yasalar ve uygulamalar etkili olmuyor. Emekçilerin sendikalaşması gerekiyor” diye konuştu. Akçelik, iş cinayetlerinin önemli sebeplerinden birinin de işçilerin işsiz kalma korkusuyla kötü koşulları kabul etmeye mahkum edilmesi olduğunu söyledi.

"YASA ÇIKARILDIKTAN SONRA KAPSAMI DA DARALTILDI"

Sempozyumun öğleden önceki oturumunda söz alan ILO Türkiye Ofisinden Burcu Akça Hacıosmanoğlu ILO'ya sunulan ve inceleme sürecinde olan rapor hakkında bilgi verdi.

DİSK Temsilcisi Tevfik Güneş de 6331 sayılı yasanın sosyal tarafların mutabakatı olmadan çıkarıldığını hatırlattı. Yasa çıktıktan sonra Soma, Ermenek ve Torunlar işçi katliamlarının yaşandığını dile getiren Güneș, “Yasa patronların beklentilerine uygun çıkarılmıştır. Yasanın hedefleri yerine getirilmemiştir. Barolar sürece dahil edilmemiştir. Yasa çıktıktan sonra torba yasa ve yönetmeliklerle kapsamı daraltıldı. Çalışma sisteminiz güvencesizlik ve taşeron üzerine kuruluysa hiçbir yasa kazaları, iş cinayetlerini engelleyemez” dedi.

"SÖZ KONUSU KADINLAR OLUNCA ÖNLEMLER AZALIYOR"

Prof. Dr. Erdem Özdemir ise "asıl ișveren ve alt ișverenin" hukuki sorumluluklarını anlattı.

Sempozyumun ikinci oturumunda ilk sözü Birleșik Metal-İș Uzmanı Nuran Gülenç aldı. Sendikaların ve İSG kavramının ortaya çıkıș ve gelișim süreciyle ilgili bilgi veren Gülenç, "Gerçek bir ișçi sağlığı ve iș güvenliği istiyorsak sürece ișçi mutlaka katılmalıdır ve bu ișçinin bir hakkıdır" dedi. Gülenç önemli bir noktaya da dikkat çekti: Kadınların daha kolay ișlerde çalıștığı algısı nedeniyle kadınların yoğun olduğu ișyerlerinde koruyucu önlemlerin üzerinde durulmuyor.

"İȘYERİ HEKİMLERİNİ DENETLEYECEK MEKANİZMA YOK"

İșyeri Hekimleri Derneği Temsilcisi Zühtü Șahin ise ișyeri hekimlerinin görev ve yetkileri hakkında bilgi verdi. 6331 sayılı kanun yürürlüğe girdikten sonra ișyeri hekimliğine ilișkin 10 maddenin değiștiğini ifade eden Șahin, "Hizmetinin karșılığını ișverenden alan ișyeri hekimi ya da İSG uzmanı ne kadar bağımsız olabilir" diye sordu. Türkiye'de çok tehlikeli ișyerlerinin yüzde 36'sında, tehlikeli ișyerlerinin yüzde 32'sinde, az tehlikeli ișyerlerinin ise sadece yüzde 1'inde ișyeri hekiminin bulunduğunu ifade eden Șahin "Üstelik ișyeri hekimleri șu an sadece belli bir ücret karșılığı sertifikalarını yenileyebiliyor. Geldiğimiz noktada ișyeri hekimini denetleyecek, bilgilerinin güncelliğini kontrol edecek bir mekanizma yok" diye konuștu.

"İSG UZMANI ARTIK PATRONUN İHMALİNİ BİLDİREMİYOR"

TMMOB Temsilcisi Maden Mühendisi Mehmet Uygur da İSG uzmanlarının görevleri ve yapılan değișikliklerle ilgili sunum yaptı. İSG uzmanlarının görevinin önlem almak değil patrona bu önlemleri alması için öneride bulunmak, plan yapmak, izlemek ve takibini yapmak olduğunu söyleyen Uygur, "Yani önlem almak işverenin sorumluluğudur" dedi. Daha önce hayati tehlikenin önlenemez olduğu durumda İSG uzmanlarının, patronun uyarılara uymadığında bunu çalıșma ve iș kurumu il müdürlüğüne bildirebildiğine dikkat çeken Uygur "Yapilan değișiklikle o madde de kaldırıldı. Yönetmelikte yapılan sık değișiklikler bir kültürün de olușmasını engelliyor. Biz yapılan değișikleri takip etmekten yorulduk" diye konuștu. (İstanbul/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

CHP'den Doğa Hakları Manifestosu: Doğanın hakları üstün hak olmalıdır

SONRAKİ HABER

Afganistan'da altın madeninde göçük: 5 ölü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa