08 Kasım 2019 04:36

Metal dosyası | Ya 12 saat mesai, iş kazası ya da birlik ve mücadele

"İşçilerin taslağı" diye duyurulan TİS taslağı, gerçekte işçiler tarafından tartışılmadı, kapılar ardında hazırlandı. Ama taslak hazırlandı, bitti demeden kolları sıvamalı, mücadeleye hazırlanmalıyız.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Metal İşçisi
İzmir

Ekonomik kriz her geçen gün biz işçilerin yaşamını zorlaştırdığı yetmezmiş gibi vergi kesintileri ile ücretler eridi bitti. Hükümetin açıklamış olduğu yeni ekonomik programdan işçilere, emekçilere artan işsizlik, artan yoksulluk, artan enflasyon, artan vergiler ve yeni zamlar çıktı. 2020 yılının bizim için daha zor geçeceği aşikar. Yüzde 30 doğal gaz zam şokunu atlatamadan elektriğe yüzde 15 zam geldi mesela... Yani daha kış öncesi dertler başladı.

Biz metal işçileri hayat pahalılığı ile baş edebilmek ve geçinebilmek için ayda 50-60 saat fazla mesai yapıyoruz. Bazı bölümlerde fazla mesai zorunlu tutulsa da işçilerin büyük çoğunluğu geçim derdi nedeniyle kendi rızasıyla mesaiye kalıyor. Bir ay boyunca 30 gün çalışan haftalık izin kullanmayan işçi sayısı epey fazla. Bir yandan fazla mesailerle vergi kesintisi de artıyor. Günde 8 saatlik normal çalışmanın üzerine yapılan 4 saatlik fazla mesaiyle günde 12 saat, haftada 72 saat çalışılıyor. Buna hafta tatili pazar günü de dahil olduğunda bir işçi haftada 80 saat fabrikada çalışmış oluyor. Yani günün yarısı fabrikadasın ve 168 saatin 80 saati çalışmayla geçiyor. Buna servis saatleri dahil değil.

AĞIR ÇALIŞTIRIYOR BİR DE İHTAR ÇEKİYOR

Ağır çalışma koşullarında yaşanan fazla mesailer sonucu dikkatsizlik, halsizlik ve yorgunluk gibi sebeplerle iş kazaları sık sık oluyor. Fabrikada İSG uzmanlarının iş kazalarını önleme çözümü ise kişisel koruyucu ekipmanların kullanılıp kullanılmadığının denetimiyle sınırlı. İşyeri hekimi ya da İSG uzmanları işçinin sağlığını ve çalışma saatlerini ve koşullarını sorgulamadan, yapılan işin riskini gözetmeden işçiyi denetliyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi üretimde yaşanan en ufak aksaklığın faturası da bize kesiliyor. Son günlerde ihtarlar, savunmalar havalarda uçuşuyor. İşçi günde 12 saat çalışsın, haftalık izni kullanmasın, ağır çalışma koşullarında üretimi yetiştirsin, işçinin sırtından artı değer kazan ve üzerine işçilere emekçilere ihtar çek! Fabrikada işçilere yönelik baskı sürekli var. Fabrikada 2 bine yakın üyeye sahip olan Türk Metal ise işverenin yanında yer alıyor, sahip çıkacağı yerde işçileri uyarıyor.

İşten atılma tehlikesi nedeniyle fabrikamın ismini yazamıyorum. Benim çalıştığım fabrika 1 Eylül itibariyle yeni TİS sürecine girdi. Otomotiv sektöründe olan fabrikamız MESS’e bağlı değil ama patron ile hemen hemen aynı taslak üzerinde pazarlık yapılıyor. Fabrikamız gerek Saray teşvikleri gerekse de vergi muafiyetleriyle hızla büyüyor. 2018 yılında 700 milyon dolara yakın gelir elde etti. Büyük gelir artışı ve kâr sağlayan patronun bizler için önerdiği zam teklifinin, Türk Metal’in taslakta yer verdiği yüzde 26’nın bile çok gerisinde olduğu söyleniyor.

TASLAK BİZE SORULMADAN HAZIRLANDI

Zaten Türk Metal’in taslağı da biz işçilere sorulmadan, sendikacılar tarafından hazırlanan kağıt parçasından ibaret. Biz insanca yaşanabilecek bir ücret istiyoruz. Taleplerimiz işe şöyle: Saat ücretinin net 17 liranın altına düşmemesi, sosyal yardımların 12 aya bölünüp maaşa yansıtılması uygulamasından vazgeçilmesi, sözleşmenin 2 yıllık olması, iş kazalarını önleyici tedbirlerin zorunlu hale gelmesi, gece çalışmanın ortadan kaldırılması, vergi kesinti oranının yüzde 15’e sabitlenerek artan kısmının patron tarafından karşılanması, işten atmaların yasaklanması, kıdem tazminatının kaldırılmaması. Bugün işçiler bu talepleri tartışıyor ve taslak içerisinde bunların olmasını istiyor.

Taslakta yer alan ilk 6 aylık yüzde 26’lık zam dışında diğer 6 aylık dönemler için TÜİK’in belirlediği enflasyon oranı kriter alınıyor. TÜİK’in işçilerin emekçilerin gerçek enflasyonunu yansıtmadığına son dönemlerde şahit olduk. Bir kez daha on binlerce işçi ve yüz binlerce aile enflasyon karşısında ezilecektir. 200 binden fazla üyeye sahip sendika ne yazık ki bu duruma teslim oluyor ve patronların oyununa alet oluyor.

Yani “işçilerin taslağı” diye duyurulan TİS taslağı gerçekte işçiler tarafından tartışılmadı, kapılar ardında hazırlandı. Ve biz sahaya şimdiden 1-0 yenik çıktık. Bu yetmezmiş gibi taslakta ilk 6 ay hariç diğer dönem zamlarının TÜİK enflasyonuna bağlanması ile patronlar durumu 2-0’a getirdi. Nereden bakarsanız bakın hazırlanan taslak MESS ile ortak hazırlanmış bir taslaktır ve buradan beklentilerimizin altında zam dışında bir şey çıkmaz.

KAYBEDECEK ZAMAN KALMADI

Taslak hazırlandı ve oldubittiye geldi demeden bugünden kolları sıvamalı ve karşımıza çıkacak zorluklara karşı mücadeleye hazırlanmalıyız. TİS sürecine irademizi yansıtmak için işçilerden oluşan komiteler kurmalıyız. Bu süreci on binlerce lira maaş alan sendikacılara ve patronlara bırakmamalıyız. Her yerde tartışmamalıyız ve işçiler olarak kendimizi düşünerek taleplerimizi değerlendirmeliyiz. Ya zorluklara karşı insanca yaşanacak bir hayat için mücadele edeceğiz ya da geçinebilmek için mesailere, esnek çalışmaya, iş kazalarına ya da işten atmalara boyun eğeceğiz. Kaybedecek fazla zamanımız kalmadı. Sayıların ufaklığına, büyüklüğüne bakmadan bir araya gelmeli, tartışmalı, harekete geçmeli ve kendi geleceğimizi kendimiz belirlemeliyiz.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Türk-İş'e tepkiler bireysel değil, örgütlü olmalı

SONRAKİ HABER

Tartışma bahanesiyle sevgilisi olduğu ileri sürülen kadını öldürüp intihar etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa