27 Eylül 2019 10:00
Son Güncellenme Tarihi: 28 Eylül 2019 00:48

Ceylan Önkol'un faili hâlâ "meçhul" | Davada bugüne kadar neler yaşandı?

Ceylan Önkol, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde havan mermisi isabet etmesi sonucunda 28 Eylül 2009'da yaşamını yitirdi. Önkol'un failleri hala ortaya çıkarılmadı. Peki dava sürecinde neler yaşandı?

Fotoğraf: MA

Paylaş

Diyarbakır'ın Lice ilçesi Şenlik köyüne bağlı Hambaz (Xanbaz) mezrasında 28 Eylül 2009'da hayvanlarını otlatırken havan mermisiyle yaşamını yitiren Ceylan Önkol'un öldürülmesinin üzerinden 10 yıl geçti.

14 yaşındaki Ceylan Önkol, 28 Eylül 2009’da hayvanlarını otlatırken gerçekleşen patlamada yaşamını yitirdi. Lice Cumhuriyet Savcısı olayın “teröre müzahir bölgede” olmasını gerekçe göstererek güvenlik gerekçesiyle olay yerine gitmedi ve köylülerden cesedi alıp en yakındaki Abalı Jandarma Karakolu’na getirmelerini istedi. 6 saat sonra karakola getirilen Önkol'un cansız bedeni üzerinde yapılan otopside, Önkol’un el, ayak ve kollarında parçalanma olmadığı sadece göğüs kısmında parçalanma olduğu belirtildi.

GİZLİLİK KARARI

Olayın kamuoyuna yansıması ve gelen tepkiler üzerine savcı üç gün sonra helikopter ile olay yerine gitti. Dosyaya daha sonra gizlilik kararı getirdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi'nden avukat Serdar Çelebi 2009'da yaptığı açıklamada “Önkol'un cesedinde ayaklar, bacaklar sağlamdı. Yerde de bir çukur yoktu. Bu mayın ihtimalini ortadan kaldırıyor” diyerek Ceylan Önkol'un ölümünde hedef gözetilerek ateş edilmesi ihtimali olduğunu açıkladı. 

Önkol'un ölümüyle ilgili raporlar Jandarma Komutanlığı ve Emniyet tarafından hazırlandı, bu raporlarda Önkol’un patlayıcıya tahra (eğri budama bıçağı) ile vurduğu, patlamanın bu şekilde gerçekleştiği iddia edildi. Önkol Ailesi ise bıçağın kullanılan uç bölümünün zarar görmediğini, sadece ortasından büküldüğünü, bunun da çocuğun bıçakla bombaya vurmadığını kanıtladığını ifade etti.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp uzmanı Prof Dr. Ümit Biçer’in hazırladığı bağımsız raporda, Ceylan Önkol’un “savunma pozisyonundayken” öldüğü belirtildi. Avukatlar bu saptamanın Ceylan’ın öldüğü mezranın hemen yakınında bulunan jandarma taburdan atış yapıldığı iddialarını güçlendirdiğini ifade etti.

AİHM'E İKİ KEZ BAŞVURU YAPILDI

2010'da Önkol ailesinin avukatları, soruşturma devam ederken dosya hakkında alınan gizlilik kararına yaptıkları tüm itirazlar reddedildiği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. 2012'de de soruşturmanın etkin ve tarafsız yürütülmemesi, soruşturmanın derinleştirilmesine yönelik taleplerin reddedilmesi ve aradan geçen süreye rağmen dava açılmaması ve şüphelilerin bulunmaması nedeniyle tekrar AİHM'e başvuruldu. 2017 yılının Ocak ayında başvuruya cevap veren AİHM, "ihlal olmadığına" karar verdi.

Soruşturmayı yürüten dönemin savcısı, 4 Nisan 2013'te Önkol’un ölümüne neden olan ancak bir türlü bulunamayan şüpheliler hakkında, “Görevini kötüye kullanmak” suçlamasıyla açtığı soruşturmada takipsizlik kararı verdi. 

DOSYA RAFA KALDIRILARAK ZAMANAŞIMINA BIRAKILDI

Lice Cumhuriyet Savcılığı 5 yıl sonra (30 Nisan 2014) soruşturma dosyasında, mühimmatın sabit durduğu, daha önce "kim tarafından atıldığının belli olmadığı" gerekçesiyle “daimi arama” kararı vererek dosyayı rafa kaldırmıştı.

Faili meçhul bırakılmak istenen olayın ardından İnsan Hakları Diyarbakır Şubesi’nde yer alan avukatlar, İçişleri Bakanlığı aleyhine Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açtı. 100 bin TL maddi, 150 bin TL manevi tazminat talebiyle açılan davada mahkeme, aileye 28 bin 208 TL tazminat kararı verdi. Mahkeme manevi tazminat talebini, 5233 sayılı “Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'una" dayanarak karar vermesi nedeniyle reddetti. Maddi tazminat talebinin ise kısmi olarak kabul edilmesine hükmetti. 

DANIŞTAY TAZMİNAT KARARINI BOZDU

Danıştay ise 16 Mayıs 2019'da Ceylan Önkol'un ailesine tazminat ödenmesi kararını bozdu, tazminat davasının “kusursuz sorumluluk” ilkesi veya “hizmet kusuru” ilkesi kapsamında görülmesi gerektiğine hükmetti. (Hizmet kusuru ilkesi: Bazı hallerde kişiler doğan zarardan dolayı bir kusurları olmasa da sorumlu tutulabilmesi)

"İDARE GÜVENLİK HİZMETİNİ GEREĞİ GİBİ YÜRÜTMEDİ"

Danıştay kararında; 1998-2009 yılları Genelkurmay Başkanlığı verilerine göre Ceylan Önkol’un öldüğü Hambaz mezrasında askeri mühimmatla 4 defa çatışma yaşandığına dikkat çekerek, patlamanın olduğu yerin köylüler tarafından hayvan otlatmak için geçiş güzergahı olarak kullandığına, çocukların ise oyun alanı olarak kullandığa ve sürekli kullanılan bir yerde patlamamış bir mühimmatın bulunmasının "idarenin güvenlik hizmetini gereği gibi yürütmediği"nden "kusuru" bulunduğu sonucuna vardı.

"BİRİNCİ MAHKEMENİN KARARINDA HUKUKİ BİR İSABET YOK”

Danıştay belirtilen nedenlerden dolayı, Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nin kararında hukuki bir isabet bulunmadığı nedeniyle kararı bozarak, yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemeye gönderilmesine hükmetti. Danıştay kararını değerlendiren Avukat Saman "Devletin bu konudaki idari kusuru ve sorumluluğu kabul edildi" dedi. (HABER MERKEZİ)


CEYLAN ÖNKOL'UN AİLESİ: SESİMİZE KULAK VERİLMEDİ

Mezopotamya Ajansından Mehmet Şah Oruç ve Aydın Atay, ölümünün 10. yılında Ceylan Önkol'un vurulduğu yerde ağabeyi Rıfat Önkol ile konuştu. 

Mehmet Şah Oruç - Aydın Atay

Uzun süren yolculuğun ardından ulaştığımız Xambaz Mezrası, bir kaç evden ibaret tam bir yayla görünümünde. Ceylan Önkol'un kendi evine 400 metre yakın bir mesafede vurulmuş olması dikkat çekiyor. Önkol'un tam vurulduğu bölgede havanların kışa hazırlığı için budanan ağaçların arasında ilerlerken “C” harfine benzer dizilmiş taşlarla karşılaşıyoruz. Ağabey Rıfat Önkol eliyle işaret ederek, kardeşim “işte tam burada vuruldu” diyor. Ağabey Önkol, "Bu mezarı, içi yanan insanlar, olayı gören ve hisseden anneler, çocuklar yaptı. Amaç vurulduğu yerde Ceylan’ı hatırlatmak, yaşatmaktır. Çünkü o an bizim için bir tarihtir. Unutulmaması gereken bir andır. Vahşetin yaşandığını gösteren bir noktadır. Bir anıttır."

"SÜREKLİ OYUN OTLATMIYORDU, OKULDA BAŞARILIYDI"

"O gün vurulmazsa öğleden sonra Bingöl'de olan Yayla köyüne okula bırakacaktık" diyen ağabey Önkol, "Ceylan sürekli koyun otlatmıyordu. Okulda başarılıydı. Takdir, teşekkür belgeleri getiriyordu. Ceylan'ın yaşamasına müsaade edilmedi. Ceylanın çok parlak ve etkileyici gözleri vardı. Söndürdüler o ışığı. Lakin onu katlettiler" diye kaydetti.

"KİMSE ANNEMİN ÇIĞLIĞINI DUYMADI"

Önkol'un öldürülmesinden sonra annesinin geçirdiği ağır hastalıkların ardından yatalak hale geldiğini belirten ağabey Önkol, "Apaçık bir alanda, gündüz ortasında vuruldu. Uzak veya kırsal bir yerde vurulmadı, evin yanında vuruldu. Ceylan’ın öldürülmesi sonuçsuz kaldı, örtbas ettiler. Annem Ceylan vurulduğu zaman parçalarını bu meşe ağaçlarının gövdelerinde topladı. Annem yaşadığı acıyla ‘Allah için benim Ceylan’ım gitmiş, başka bir Ceylan vurulmasın, başka bir insan vurulmasın, başka bir çocuk vurulmasın, başka kanlar akmasın’ diye feryat ederek, bu ülkenin yetkililerine bu ülkenin sorumlularına bu çığlığı yükseltti. Kimse annemin sesine kulak vermedi, sağır kaldırdılar. Adil bir yaklaşım sergilemediler. Gerçekleri ortaya çıkarmadılar. Tamamen olayın üzerini örtbas ettiler. Tabi annem o acıdan çok etkilendi ve şu an yatalak" diye konuştu.

"CEYLAN'I UNUTAMAYIZ"

Ülkede yaşanan her çocuk ölümünün Ceylan'ın acısını tazelediğini vurgulayan ağabey Önkol, "Ülkede bu sorunlar oldukça çocuklar, gençler, insanlar katledildikçe Ceylan’ı unutamayız" dedi.

Olaya ilişkin tüm deliller ortadayken, savcılık tarafından toplanılmadığını ve Önkol'un öldürülmesinin örtbas edildiğini dile getiren Ağabey Önkol, "Ceylan’ın öldürülmesi olayına adil bir yaklaşım sergilenmedi. Hala sonuçsuz kalmış ve üstü örtbas edilmiştir. Biz olayın gerçekleştiği anda savcılığa, Abalı Karakolu'na bütün yetkililere seslendik. 'Deliller her şey ortada, açıkta gelin ne gerekiyorsa yapın' dedik. Gelmediler. Basını çağırdık. Delileri götürdük Abalı Karakolu'nda olan savcıya verdik. O kadar teknolojik imkânlara rağmen olayı ihmal ettiler, olayın sonuçsuz kalması için uğraştılar" diye konuştu.

"İHMAL HEP VARDI"

Danıştay'ın tazminat davasında vermiş olduğu "idarenin hizmet kusuru" kararının yerinde bir tespit olduğunu belirten ağabey Önkol, "Şu ana kadar aydınlatıcı veya bizi rahatlatacak bir kararın verildiğini görmedim. İlk günden bugüne kadar hep ihmal vardı. Değil 28 bin, 28 milyar verseler, failler ortaya çıkarılmadan razı olmayız" şeklinde konuştu.

"SÜREKLİ TEHDİT ALTINDAYIZ"

Önkol'un öldürülme olayına adil bir yaklaşım talep eden ağabey Önkol, şunları söyledi: "Ceylan’ı öldüren mühimmat parçaları olayın ardından 1 -2 yıl sonra sık sık bu bölgede kullanılıyordu. Nasıl bir mühimmattı? Vurduğu yeri delen, orayı paramparça eden bir mühimmat. Hayvancılık yapıyoruz, rahat gezemiyoruz. Bir tereddüt, bir sıkıntı içindeyiz. Heron ya da başka araçlar olsun, sürekli bir tehdit altındayız. Başka Ceylanlar da ölebilir. Kendi ülkemizde, kendi topraklarımızda rahat olmak istiyoruz, rahat yaşamak istiyoruz." (MA)

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Kuran kursunda istismar davası: Duruşma 10 Aralık'a ertelendi

SONRAKİ HABER

TMMOB İstanbul depremi ve beklenen tehlikeler için uyardı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...