Rota

Rota

Geride bıraktığımız 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde ülkenin her yerinde bir kez daha “barış” sesleri yükseldi. AKP hükümetinin ülkeyi sürüklediği içerideki ve dışarıdaki savaşa karşı yapılan barış mitingleri bile polis müdahaleleri ile sonuçlandı.BU POLİTİKA GENÇLERİ Ö

Geride bıraktığımız 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde ülkenin her yerinde bir kez daha “barış” sesleri yükseldi. AKP hükümetinin ülkeyi sürüklediği içerideki ve dışarıdaki savaşa karşı yapılan barış mitingleri bile polis müdahaleleri ile sonuçlandı.

BU POLİTİKA GENÇLERİ ÖLDÜRMEKTE

İçerideki savaş her geçen gün biraz daha etkisini artırmakta, hemen hemen her gün gençler hayatını yitirmektedir. Başbakan çıkmış olduğu televizyon programında ise süren kirli savaşın son bulması için haber yapan ve barış talep eden gazetecileri açıkça tehdit ederek, halkın gerçekleri görmesi ve akan kanın durması için yapılanları ‘teröre destek’ olarak nitelendirmekte ve aslında barışı halkın gözünde gayri meşru olarak göstermektedir. Bu tutum dış politikada da farklı değildir. Suriye’de bulunan kamplarda El Kaide militanları eğitilmekte, silahlandırılmakta ve Suriye topraklarını gönderilmektedir. Bu durum Hatay halkı başta olmak üzere tüm Türkiye halklarını tedirgin etmekte ve gittikçe kızışan bir savaşa sürüklemektedir.

İKİNCİ ÖĞRETİMLERİN DE HARÇLARI KALDIRILMALIDIR

Öte yandan yıllardır ‘parasız, bilimsel, anadilde eğitim’ için mücadele eden yüzlerce öğrenciyi soruşturmaya maruz bırakan, cezaevlerine kapatan hükümet, ‘üniversite harçlarını kaldırdık’ diye reklamlar yapmaktadır. Oysa harçlar kalkmadığı gibi üniversiteler günden güne sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilmektedir. Bugün ‘harçları kaldırdık’ diye bin dereden su getiren şartlarla öğrencilerin karşısına çıkarılan birinci öğretim öğrencilerinin harç paralarının alınmaması ise uzun süredir sürdürdüğümüz mücadelenin bir kazanımıdır. AKP’nin bir lütfu değildir. Peki yeterli midir? Elbette ki yeterli değildir. 4+4+4 eğitim sistemi ile eğitimin paralı olduğunu anayasal zemine de oturtan AKP, aslında göz boyama yolu ile yaklaşan yerel seçimler öncesi her geçen gün halk tarafından azalan güvenini tazelemektedir. Yıllardır dile getirdiğimiz gibi eğitimin parasız olması demek, ilkokuldan başlayarak, üniversiteden mezun oluncaya kadar, bir öğrencinin tüm ihtiyaçlarının (ulaşım barınma, beslenme ihtiyacı  vs.) devlet tarafından karşılanmasıdır. Parasız eğitim ancak bu şekilde sağlanabilir. Ülkenin birçok yerinde üniversite öğrencisi arkadaşlarımızın da yapmış oldukları eylemlerde dile getirdikleri ‘parasız eğitim’ işte tam da yukarıda tarif ettiğimiz gibidir.

 ‘KOLEKTİFİN’ TAVRI ELEŞTİRİLMELİDİR

Ancak bu eylemlerde bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Kolektif gençlik örgütünün bu eylemlerdeki tutumu kabul edilemezdir. Diğer gençlik örgütlerini ve geniş öğrenci kesimlerini bu eylemlerin dışına iten; kendi renklerinden pankartlar yapan bu tavrın tartışılması gerekmektedir. Bizlerin öncelikli kaygısı geniş öğrenci kesimleriyle birleşmek ve dar, grupçu anlayışları mahkum etmek olmalıdır. Öğrencilerin taleplerinin önüne kendi taleplerini koymak tarihte ve bugün de küçük burjuva devrimciliğidir. “Üniversite öğrencileri” adıyla yapılan bu eylemlerde, ismi Kolektif olan bu örgütün,  bu darlığa düşmesi de eylemlerin gidişatını kötü etkilemiş, geniş gençlik kesimlerini dışarda bırakmıştır.

Yeni eğitim öğretim yılına sayılı günler kala görmekteyiz ki Türkiye gençliği iktidar tarafından her geçen gün biraz daha karanlık bir geleceğe itilmektedir. Bu bakımdan bugün iş ve eğitim hakkımız için, barış ve özgürlüğümüz için mücadele etmek daha fazla önem taşımaktadır.

Bir daha ki sayıda buluşmak dileğiyle..

www.evrensel.net