'İnsan hayatı demir uçlu ayakkabı ile baret arasında kalmamalı'

Dilek Dayar'ın kuzeni Gülbahar Kavcu ve ağabeyi Sedat Dayar (Fotoğraf: Evrensel)

'İnsan hayatı demir uçlu ayakkabı ile baret arasında kalmamalı'

İş cinayetinde hayatını kaybeden Dİlek Dayar'ın ağabeyi Sedat Dayar, kardeşinin ölümünde ihmallerin rolünün çok büyük olduğunu söylüyor.

Elif Ekin SALTIK
İstanbul

Dilek Dayar 23 yaşında gencecik bir restoratördü. Annesinin deyimiyle bebek gibi büyümüştü. Annesi ona bir bardak yıkatmamış, “Şurayı topla” dememişti. Bir tek okusun, meslek sahibi olsun istemişlerdi.

İskeleyi kuran ana yüklenici firmanın Karacan Grup olduğu restorasyon işinin taşeronu olan Adım Restorasyonda çalışan Dilek Dayar, 26 Temmuz Perşembe günü PTT Sirkeci Postanesinin restorasyonunda çalışırken iş cinayetinde yaşamını yitirdi.

O gün bina kenarındaki saçaklarda çalışan Mimari restoratör Dilek Dayar ve arkadaşı şiddetli yağmurun başlaması üzerine işi bırakıp bellerindeki kemere bağlı olan halatları çıkararak iskeleden yaklaşık 15 metre uzaklıkta bulunan bina kısmına geçmek istedi. Arkadaşı binaya geçmeyi başarırken, Dilek aradaki boşluktan yaklaşık 20 metreden aşağı düştü.

Olayın tek tanığı olan iş arkadaşı arkasından bir ses duyduğunu, döndüğünde ise Dilek’i göremediğini söyledi.

Kafatasında ve vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar oluşan Dilek’in kalbi müdahale sırasında 3 kez durdu ve Dilek kurtarılamadı. Olay sonrası gözaltına alınan Adım Restorasyonun sahibi ifadesinin ardından serbest bırakılırken, ustabaşı olarak çalışan kardeşi ise tutuklu yargılanıyor.

Yaşanan iş cinayeti gazetelerde yer almayınca Dilek’in kardeşleri ve kuzenleri bir çağrı ile sosyal medyadan Dilek’in fotoğrafını yayımlıyor. İnsanların tepkisiyle de Dilek’in ölümü gazetelerde yer alıyor.

‘PARAN GİTSİN AMA BİR CAN GİTMESİN’

Evlerine gittiğimiz Dilek’in annesi Dilek’in fotoğrafının olduğu gazeteyi gösterip konuşuyor: “Böyle mi olmalıydı. Altında bir file olsaydı Dilek ölmezdi kesinlikle. Önlemler alınmış olsaydı Dilek’im bugün yaşıyor olurdu. İskeleyi biraz düzgün yap, doğru yap. Biraz paran gitsin. Ama bir can gitmesin. Dilek 7 aydır çalışıyordu orada. O kadar iş yapıyor aldığı da asgari ücret. Yolu, yemeği kendinden. Ben kızıma bir bardak yıkatmamışım, bir cam silmemişim onunla. Bebek gibi bakmışım.” Fotoğrafa bakıp ağlıyor anne.

Ağabeyi Sedat Dayar da postane önünde yapılan açıklamadan geliyor. Yaşadıkları süreci anlatıyor: “Şu an kamu davası açıldı, biz de bir dava süreci başlatacağız. Dilek’in ölümüyle ilgili bir kişi tutuklu bir kişi de tutuksuz durumda. Çalıştığı yerle ilgili keşif yaptık, kontroller sağladık. İhmallerin çok büyük olduğu açık. Adalet arayışımız sonuna kadar devam edecek.”

İHMALLER PEŞİ SIRA GELİYOR

“Sizin gördüğünüz, gözlemlediğiniz ihmaller neydi?” diye sorduğumuzda, “Demir ve bina konsolları arasında kullanılması gereken malzemelerin konulmamış olması; olması gerekenden çok daha fazla açıklık olması... Dilek’in düştüğü yerde olması gerektiği kadar açıklık olsaydı o ölmemiş olacaktı ve biz de bu konuşmayı yapmamış olacaktık. 1 buçuk metrelik bir açıktan aşağı düşüyor Dilek. Önce bir yerde kalıyor ama sonra 10 metre daha aşağı düşüyor. Kafasında baret olmayışı, güvenlik halatlarının kısa oluşu, bir inşaat esnasında bir kattan diğer kata geçerken güvenlik filelerinin konulmayışı nedeniyle kardeşim bugün hayatını kaybetti” cevabını eriyor.

2018 yılının ilk 6 ayında 907 kişinin iş cinayetlerinden yaşamını yitirdiğini söylüyor ağabey Dayar: “Hepsi de ihmal yüzünden. Biz insan hayatının demir uçlu ayakkabı ile baret arasında kalmadığının sesini çıkarmaya çalışıyoruz. Olay sanki örtbas edilmeye çalışıldı. Ancak biz sesimizi sosyal medyada duyurmaya çalışıyoruz.”

BAŞKA DİLEKLER OLMASIN DİYE...

Basının yaşanan cinayete ilgi göstermeyişini de şöyle anlatıyor ağabey Dayar: “Söz konusu olan ana firma Kültür Bakanlığının yüzde 80 işini yapan bir firma. Hastanede DHA olmasına rağmen kaç gün haber çıkmadı. Biz de susturulduğunu düşündük. Sosyal medya aracılığıyla sesimizi duyurmaya çalıştık. Şu an kamu davası dışında henüz bizim açtığımız bir dava yok. Ama neden acaba sesimiz kısık kalsın ki diyerek Dilek’in sesi olmaya çalışıyoruz. Bugün bahsettiğimiz yer İstanbul’un göbeği. Bir insan ölüyor ve haber yapılmıyor. Bizim seslenişimiz haberin yapılmamasından kaynaklı oldu. İnsanları karalamaya yönelik bir adım atmıyoruz yanlış anlaşılmasın, sadece sesimizi duyurmak istiyor, adalet talep ediyoruz.”

“Dilek ve başka Dilekler için önlemlerin alınması adına elimizden geleni ardımıza koymayacağız” diyen ağabey bir çağrı da yapıyor: “Bu hem Dilek hem de diğer insanların canının ucuz olmayışının simgesi olsun. Bundan sonraki çalışma hayatlarında Dilek ve diğer Dilekler için böyle kazalar olmasın, denetimler yapılsın, güvenlik tedbirleri en yükseğe çıkarılsın.”

‘DİLEK ŞAHSINDA ÖLEN TÜM İŞÇİLERİN SESİ OLMAK İSTİYORUZ’

Dilek’in kuzeni Gülbahar Kavcu da sosyal medyada başlattıkları çağrıyı anlatarak “Çevreye karşı, insana karşı duyarlı; ölüm haberlerini aldığımızda içi sızlayan insanlarız. Bir gün başımıza geleceğini düşünmesek de içimiz her daim sızlamış, yanmıştır. Şimdi bizim de canımız yanıyor. Canımızın ateşi sadece bizimle kalsın istemedik, paylaşmak istedik. O ilk süreci atlattıktan sonra bir çağrı girişiminde bulunduk. Bizim de ricamız aslında herkes için. Bu yıl içinde iş cinayetinde ölen 907 kişinin acılarını da aslında paylaşmak, sadece kendi acımızın değil onların acısının da sesi olmak bizimkisi. Bütün tedbirsizliklerden kaynaklı Dilek şahsında yaşamını yitiren bütün işçilerin sesi olmaya çağırıyoruz tüm kesimleri” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Ağustos 2018 08:11
www.evrensel.net