Kartal Belediyesi işçileri: Hak gasbının önüne mücadeleyle geçebiliriz

Fotoğraf: Evrensel

Kartal Belediyesi işçileri: Hak gasbının önüne mücadeleyle geçebiliriz

Kartal Belediyesi işçileri ve Genel-İş temsilcileriyle belediye iktisadi teşekküllerindeki işçilere KHK ile dayatılan toplu iş sözleşmesini konuştuk.

Yasemin TİRYAKİ
İstanbul

696 sayılı KHK ile yapılan kadro düzenlemesi kapsamında kadroya alınmayan belediye işçileri, belediye iktisadi teşekküllerine (BİT) geçirildi. 375 sayılı KHK’yle de BİT’lerdeki işçilere iki yıl boyunca geçerli olmak üzere bir toplu iş sözleşmesi dayatıldı. 30 Haziran 2020’ye yılına kadar uygulanacak olan bu ‘TİS’ belediye işçilerinin mali ve sosyal haklarını almasına engel oluyor.

Yüksek Hakem Kurlu tarafından bağıtlanmış ve KHK ile dayatılan ‘TİS’in kabul edilemez olarak tanımlayan Genel-İş Sendikası da Kartal Belediyesinde yetki belgesini aldıktan sonra, çalışan işçiler için yeni bir TİS hazırladı. Fakat KHK ile dayatılan sınırlamalar yürürlükte olduğundan sözleşme görüşmelerinde işçilerin taleplerinin hayat bulmasında engeller çıkıyor. 450 bin işçiyi ilgilendiren bu sorunu Kartal Belediyesindeki işçiler ve sendika temsilcileriyle konuştuk.

YASA DA YOK SAYILIYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın patronlara OHAL sayesinde işçilerin artık grev yapamadığını anlatarak müjde verdiğini hatırlatan bir sendika temsilcisi, “Bu süreçte ‘taşerona kadro’ aldatmacası yapılarak bir sürü arkadaşımız ya emekli edildi ya da arşiv soruşturması bahane edilerek işlerinden edildi” dedi.

KHK ile TİS dayatılmasına sendika genel merkezinin mutlaka dava açacağını belirten bir işçi, “Anayasa Mahkemesi’ne dava da açılsa işçinin burada karşı duruşu, mücadelesi olmadığı sürece mahkemelerin de durduğu yer itibariyle davanın ne şekilde sonuçlanacağı ortadadır” dedi. Başka bir işçi de “KHK ile ‘TİS’ dayatması işçinin toplusözleşme hakkının elinden alınması ve sendikalar yasasının yok sayılmasıdır. Bu taslağa göre ücret zammı, günlük çıplak ücret üzerinden 2 yıl boyunca altışar aylık dilimlerle yüzde 4 arttırılmaktadır. Bugüne kadar taşeron işçilerinin aldığı sefalet ücreti üzerine konan artışlar sadece haziran ayının enflasyon oranının bile altında kalmaktadır” diye konuştu.

Mevcut sözleşmenin süresiyle oynama şansı bulunmamakla birlikte etkin bir mücadeleyle ek protokoller imzalatılıp KHK dayatması ile oluşan hak gasplarının önüne geçilebileceğini söyleyen bir işçi de şöyle devam etti: “Bunun örneği metal sektöründe görüldü. Mevcut toplu sözleşmeye rağmen işçiler direniş göstererek ek protokol ile haklarını aldılar. Siemens gibi hiç direniş olmayan firmalar, o direniş dalgası buraya yayılmasın diye işçilere ek zam verdiler.”

Tüm kazanımların işçilerin mücadelesine ve gücüne bağlı olduğunu belirten temsilci, “Bunu bugün biz 450 bin belediye işçisi de başarabiliriz. Yüksek Hakem’den gelen toplusözleşmede yemek ücretleri için, 5 TL olmayan yerlerde 5 TL, daha fazla olan yerlerde aynen kalacak deniliyor. Olumsuz olan her şey hemen uygulanıyor. Fakat gelen taslakta yer alan gece çalışma farkı ve fazla mesai farkı uygulanmıyor” dedi.

YAN YANA OLMAKTAN BAŞKA ÇARE YOK

Toplusözleşmelerin sadece maddi kazanım gibi algılanmasının doğru olmadığını belirten bir işçi, “Maddi kazanım için elbette mücadele edilmeli fakat kıdem tazminatını 30 iş günü yerine 35’ten hesaplatmak, çalışma saatlerinin 45 saatten 40 saate düşürülmesi, iç disiplin kurulunun oluşturulması, buralarda işçilerin görev alması ve işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanabilmesi de işçiler açısından ciddi kazanımlardır. Bunlar ek protokollerle yapılabilecek şeylerdir. İşçiler olarak biz gücümüzün farkına varıp bastırırsak birçoğunu kabul ettirebiliriz” diye konuştu.

Burada asıl amaçlananın sendikaları etkisizleştirmek olduğunu söyleyen bir başka işçi de “Bu sayede işçileri sendikalardan uzaklaştırmayı çalıştırıyorlar. Biz sendikalı olduk ancak toplusözleşme yapamayınca işçi arkadaşlar sendikaya karşı bile tereddütlü hale geldiler. Biz de işçilere hem KHK dayatmasına karşı hem de görüşmelere başladığımız TİS’in yürürlüğe girmesi için mücadele etmenin zorunluluğunu anlatmaktayız. Belediyeler siyasi yerlerdir, bir gecede her şeyin değişebileceği yerlerdir. O yüzden biz Kartal Belediyesi işçileri olarak yan yana ve birlikte olmaktan başka çaremizin olmadığını da iyi biliyoruz” diye konuştu.

BU DAYATMAYA KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ

Genel-İş Anadolu Yakası 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Sait Tanyeri: Taşerona kadronun bir aldatmaca olduğunu, kadro adı altında işçilerin iş akdinin feshedileceğini dile getirmiş ve gücümüz doğrultusunda alanlarda, meydanlarda bunu teşhir etmiştik. Gelinen süreç bizleri maalesef yanıltmadı.KHK ile Yüksek Hakem Kurulundan gelen, hiçbir maddesiyle işçilerin yararına olmayan toplusözleşmenin dayatılmasına karşı mücadele edeceğiz. Bu sadece bizim şubemizin bir sorunu değil bu alanda örgütlü tüm sendikaların sorunudur. Ancak biz ne gerekiyorsa yapacağız. Son çıkan kararnamede Cumhurbaşkanına, Devlet Denetleme Kurulu aracılığıyla sendikaları inceleme, soruşturma ve yöneticilerini görevden uzaklaştırma yetkisi verildi. Bu, bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğinin açık bir göstergesidir. Bir gecede sendikamızı feshedebilir ve mücadelenin ileri unsurlarını tutuklayabilir, etkisizleştirebilirler. Buna karşı sadece Genel-İş’in yapacağı mücadeleler elbette ki yeterli olmayacaktır. Tüm konfederasyonlar birleşmeli ve örgütlü mücadeleyi hızla etkinleştirmelidir. DİSK, KESK gibi işçi ve emekçilerin asli sendikaları bir araya gelerek etkili bir mücadeleyi önüne koymalıdır.

www.evrensel.net