İran'dan kaçan gazetecilerin peşini Türkiye'de de bırakmadılar

Fotoğraf: Evrensel

İran'dan kaçan gazetecilerin peşini Türkiye'de de bırakmadılar

İran’dan kaçarak Türkiye’ye yerleşen Kürt Gazeteciler Leyla Ravand ve Rahim Elyasi, ABD’ye gidebilmek için günlerdir BM önünde yaşıyor.

Buse VURDU
Ankara

İran’dan kaçarak Türkiye’ye yerleşen Kürt Gazeteciler Leyla Ravand ve Rahim Elyasi’nin ABD’ye geçme talepleri onaylanmasına rağmen 3 yıldır hiçbir işlem yapılmadı. Aile, taleplerinin karşılanması için Ankara’da bulunan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) önünde yaşamaya başladı.

İran’dan kaçarak 4 buçuk yıl önce siyasi mülteci olarak Van’a yerleşen Kürt gazeteciler 34 yaşındaki Leyla Ravand ve eşi 41 yaşındaki Rahim Elyasi buradan başka bir Avrupa ülkesine veya ABD’ye geçmeyi istiyordu. Türkiye’ye geldikten yaklaşık 1 buçuk yıl sonra ABD’ye geçmeyi kabul edip etmedikleri soruldu. Öneriyi onaylamalarına karşın 3 yıldır herhangi bir işlem yapılmadı. Bu süreçte Van’da bulunan evlerine birçok kez tanımadıkları insanlar gelerek aileyi tehdit etti. Can güvenliğinden endişe duyan aile, son olarak bütün eşyalarını satarak şehirden ayrıldı ve Ankara’da bulunan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) önünde yaşamaya başladı.

4 Haziran’dan beri UNCHR Türkiye önündeki bir kaldırımda yaşayan aile ile yaşananları ve taleplerini konuştuk. Sohbetimizde çevirmenliği üstlenen kızları 10 yaşındaki Sedef, ailenin ilk çocuğu. Anne ve babasının az Türkçesine, benim ise anne babasının Türkçesiyle eş düzeydeki Farsçama fırsat vermeden ağzımızdan çıkan her kelimeyi çeviriyor. Tabii kendisi de bir şeyler ekleyerek anlatmayı ihmal etmeyerek... Hikayeyi onun dilinden dinlemek, üstümden iki gün atamadığım bir ağırlığa dönüşüyor. Sedef’in bir de kardeşi var, Sareh, iki yaşında. O da şaşkın gözlerle sohbetimizi dinliyor.

‘ANNEMİN DİŞLERİNİ KIRDILAR, BABAM DUDAKLARINI DİKTİ’

Hikayeyi en başından, kafamızda soru işareti kalmamasına özen göstererek anlatmaya çalışan Sedef, “Annemle babam İran’da siyasi tutukluydu.” diye başlıyor söze: “İkisi de gazeteciydi, Kürt olduğumuz için bizi sevmeyenler vardı. Eniştem istihbaratta çalışıyordu, babamı ihbar etti en sonunda; babam öyle tutuklandı. Abla biliyor musun annemi de tutuklamışlar önceden, ben 45 günlükmüşüm beni de hapse atmışlar annemle birlikte. Annemi dövüp dişlerini kırmışlar o zaman. Emniyette anneme ‘Kocandan boşan biz sana istihbarattan birilerini buluruz’ demişler. Annem karşı çıkmış. Babamı da tutukladıklarında dışarı çıkabilmek için dudaklarını dikmişti biliyor musun?”

POLİSE ŞİKAYET EDİNCE, ‘TUTUP BİZE HABER VERİN’ DEDİLER

Sedef anlatmaya devam ediyor: “Babam hapisteyken iki evin tapusunu polislere verip 15 gün izin aldı. O sürede Türkiye’ye kaçtık ama biz Türkiye’ye geldikten sonra da bizi rahatsız ettiler. Evimize geliyorlardı. Babam polise gitti birkaç kere, bizi korusunlar diye. Bize dediler ki, ‘Geldikleri zaman siz onları tutun, bize haber verin’; babam da, ‘Biz onları nasıl tutalım bizim silahımız yok’ dedi. Hiçbir şey yapmadılar abla. Babam diyor ki ‘Buradan yatmak orada yatmaktan daha güvenli.’ Bizim can güvenliğimiz yok”.

‘CEVAP VERSELER ZATEN GİDERİZ’

Günlerdir kaldırımda bir sorun yaşayıp yaşamadıklarını sorduğumda ise içleniyor: “Abla sen gelmeden önce polis geldi, dedi ki burada oturamazmışız. Apartmandakiler şikayet etmiş kardeşimin kıyafetlerini yıkayıp bahçe demirine astık diye. Onun dışında laf söyleyen olmadı ama onun için polis çağırmışlar. Babam polise ‘Siz beni buradan kaldırsanız gider yan kaldırıma otururum, oradan da kaldırırsanız diğer kaldırıma otururum. Bana cevap vermek zorundalar’ dedi. Bize cevap verseler biz zaten gideriz ama sadece ‘Bekleyin, evinize gidin’ diyorlar. 3 senedir bekliyoruz, bir şey olmadı. Babamın bizden daha iyi durumdaki arkadaşları bile geçebildi diğer ülkelere, biz de sadece üçüncü bir ülke istiyoruz.”

www.evrensel.net