Esenyurtlu işçiler: 1 yumruğun vurması ayrı, bin yumruğun vurması ayrı

Esenyurtlu işçiler: 1 yumruğun vurması ayrı, bin yumruğun vurması ayrı

Esenyurt’ta farklı iş kollarından işçilerle 1 Mayıs hazırlıklarını, taleplerini ve alan tartışmalarına dair görüşlerini konuştuk.

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Esenyurt’ta farklı iş kollarından işçiler, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs’ı hem Esenyurt’ta hem de İstanbul’da Maltepe’de yapılacak mitingle kutlamaya hazırlanıyor. Özellikle geçen yıl ilk kez 1 Mayıs’a katılan işçiler, kendilerini daha güçlü hissettiklerini dile getirerek “Keşke daha önce de katılsaydık” diyor. 1 Mayıs’la tanışmalarında Esenyurt’ta yapılan kutlamanın etkisine dikkat çeken işçiler, birlik olmanın önemini ise şu sözlerle dile getiriyor: “Bir yumruğun vurması ayrı, bin yumruğun vurması ayrı.” Merkezi kutlama ya da alan tartışmalarıyla işçilerin birliğini bozarak sermayenin ekmeğine yağ süren sendika ve konfederasyonlara tepki gösteren işçiler, başta Taksim olmak üzere hükümetin işçi ve emekçilere alan yasaklamasına da tepkili.

ÇALIŞA ÇALIŞA MUTSUZ OLMUŞUZ

Önce bir kadın işçiyle konuşuyoruz. 1 Mayıs’ı 22 yıldır bildiğini ve her yıl katılmaya çalıştığın söylüyor. Geçen yıl Esenyurt’ta yapılan kutlamaya da katılmış. “Sendikasız bir işyerinde ve her gün 12 saat çalışıyoruz. Artık çalışa çalışa iyice mutsuz olmuşuz” diyen kadın işçi, Esenyurt’ta kutlama yapılmasından çok mutlu olduğunu söyledi: “ Herkes merak edip bakıyor, dinliyor. İşçi nerede çalışıyorsa, nerede oturuyorsa orada kutlanmalı. Sendikalar yerelde kutlamalar yaparak işçiye öz güven vermeli.”Arkadaşları arasında 1 Mayıs’ın “Polisten dayak yenen” ya da “Yüzde 100 zamlı mesai alınan” bir gün olarak algılandığına dikkat çeken kadın işçi, bu algının kırılması için de yerel kutlamaların önemli olduğunu dile getirdi.

İNSANLAR HAKLARINI ÖĞRENİYOR

2 yıl önce Haribo’da yapılan fiili greve katılan bir gıda işçisi geçen yıl ilk kez Esenyurt’ta yapılan 1 Mayıs kutlamasına katılmış. 25 yıldır işçilik yaptığını ancak “Neyin ne olduğunu” yeni öğrendiğini dile getiren işçi “Grevden sonra İbrahim abi (Gıda-İş Marmara Bölge Sorumlusu İbrahim Kızılyer) ile tanıştık. Grevle birlikte mücadeleyi, 1 Mayıs’ı öğrendik. Geçen yıl toplu halde gidip yürüyüşe katıldık, konuşmalar oldu, eğlenceler oldu. Güzeldi yani. İnsanlar haklarını öğreniyor” diye konuştu.

Diğer bir gıda işçisi de geçen yıl ilk kez katılmış ve 1 Mayıs’ın ne olduğunu öğrenmiş. 2 yıl önce çıktıkların grevle işin içine girdiklerini anlatan işçi, devam etti: “Çok güzeldi. İşçinin haklarını nasıl alabileceğini öğrendik. İşverenler nasıl kendi aralarında birleşiyorsa işçilerin de kendi aralarında birleşmesi lazım. Bir yumruğun vurması ayrı, bin yumruğun vurması ayrı. Birleşmek işçileri daha güçlü yapar.”

İYİ Kİ DE GİTMİŞİM

Daha önce gıda işçisi olan ve şu an metal sektöründe çalışan bir kadın işçi geçen yıl ilk defa 1 Mayıs’a katılmış. Geçmiş yıllarda 1 Mayıs’a gitmemesinden pişman olduğunu söyleyen işçi, “Daha önce de katılmak istedim. Ama ailem izin vermedi. Tarihçesini bilmiyordum, merak da etmemiştim açıkçası. Sadece işçi bayramı, işçiler gidip gezip geliyor’ diye düşünüyordum. Yaklaşık 2 yıl önce DİSK/Gıda-İş’le tanıştım. Tarihçesini öğrendim ve ‘Nasıl araştırmadım, nasıl bilmiyorum’ diye çok pişman oldum. Sonra kendim de araştırdım ve 1 Mayıs’a öyle gittim. Gittiğimde, işçilerin haklarını istediği bir ortam olduğunu gördüm. İyi ki de gitmişim” dedi.

YAŞAYA YAŞAYA ÖĞRENDİK

Daha önce 1 Mayıs’ı “öcü” olarak gördüğünü söyleyen bir metal işçisi şöyle konuştu:  “Benim bulduğum sosyal çevre biraz dini kültürü, milliyetçi kültürü ağır. DİSK/Gıda-İş’e geldikten sonra anladım ki bir öcülük yokmuş. Baktım ki hayattaki her şey emek üzerine kurulu ve birileri, milliyetçilik üzerinden, din üzerinden seni sömürüyor. İşyerinde de baktım öyle. Tabii bunu darbe yiyerek öğreniyorsun. Ama o çevreden kurtulmak kolay olmadı. Yaşaya yaşaya, göre göre, ezile ezile öğrendik.”

SURİYELİLER DE 'BIKTIK ARTIK' DİYOR

İşyerlerinde baskının çok yoğun olduğunu ancak bir şekilde 1 Mayıs’a katılacağını söyleyen işçi, “Yanımızda çalışan Suriyeliler var. Çalışma şartlarını çok ağırlaştırdılar. Her gün 9 saat çalışacaksınız dediler, tatil yok. Onlar da işi bırakacağız dediler. İşveren temsilcileri de hani siz iş bulamıyordunuz dedi. Onlar da dönüp ‘Allah var. Bıktık artık, bir çözüm buluruz’ diyorlar. Biz de artık böyle diyeceğiz” diye konuştu.

‘SAVAŞA HAYIR’ DENMELİ

Mobilya aksesuarı üreten bir fabrikada çalışan bir işçi de 1 Mayıs’ın işçilerin öz güven kazanacağı bir gün olarak değerlendirilmesini isteyerek şunları söyledi: “Ama bazı sendikaları 1 Mayıs’ı son yıllarda kendi çıkarları için kullanıyor. 1 Mayıs’ın böyle olmaması gerekir. 1 Mayıs işçilerin olduğu tüm alanlarda, fabrikalarda, işçi havzalarında, tüm alanlarda kutlanabilmeli. İşçinin olduğu her yer 1 Mayıs alanı olmalıdır ve her yerde 1 Mayıs kutlanmalıdır. Yerelde kutlanınca hiç 1 Mayıs’a gitmeyen bir insan, hiç 1 Mayıs’ın tarihçesini bilmeyen insan oradan geçerken buna baktığı zaman bu nedir, neyin ne olduğunu görür. O da katılır.”

1 Mayıs için iyi bir hazırlık ve çalışma yürütülmesi gerektiğini vurgulayan işçi, OHAL koşullarına ve savaşa değinerek “İşçilerin tüm taleplerinin yanı sıra ülkemizi ve Ortadoğu’yu saran savaşa karşı kesinlikle savaşa hayır pankartı yazılmalı. OHAL’siz, KHK’siz, kayyımsız bir ülke istiyoruz” diye konuştu.

İŞÇİLERİ BÖLMEK SERMAYENİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEKTİR

Fotoğraf: Evrensel

İşçiler ülke genelinde merkezi kutlama yaparak üyelerini diğer illerdeki kutlamalara katmayan Hak-İş ve Memur-Sen ile merkezi düzeyde 1 Mayıs için birlik diğer konfederasyonlarla birlik olmaktan kaçınarak Hatay’da kendi mitingini düzenleyen Türk-İş’e ve 1 Mayıs’ı alan tartışmalarına iten sendikalara tepkili.

500 kişinin çalıştığı kağıt fabrikasında çalışan işçi, ülke genelinde merkezi kutlama yapan sendikaları sert bir dille eleştirdi: “Sendikalar bunu yapıyorsa işçi sınıfından uzak, işçi sınıfının taleplerine kulaklarını tıkamıştır. İşçinin bir dünya sorunu varken bunları bir arada talep etmek, işçilerin gücünü göstermek yerine işçi sınıfının bir arada olmasını engellemek sermayenin ekmeğine yağ sürmek, değirmenine su taşımaktır. Bunların derdi işçi sınıfını bilinçlendirmek değil iyice gericileştirmek. İşçiden emekçiden yana bir dertleri varsa sendika farkını bir kenara iterek, ‘Burada bir sınıfsın bir olacaksın, tek yumruk halinde olacaksın’ demesi lazım. Ama bu sendikalar işçiyi ne kadar bölebilirsem o kadar böleyim derdinde.”

Bir metal işçisi ise “İnsanlar bir şekilde buralara gelip, görüp bilinçlendirilmeli. Yoksa gidip de bir dağın başında kutla o zaman. İş değil ki” diye tepki gösterdi.  

HATAY’DAKİ HATAY’DA İSTANBUL’DAKİ İSTANBUL’DA

Kutlamalar için başka illere çağrı yapanlara karşı çıkan metal işçisi bir kadın da, yaşadığı bir olayı aktardı: “Ben daha önce Hak-İş’e bağlı Çelik-İş’in örgütlü olduğu bir fabrikada çalıştım. Sendikacılar 1 Mayıs’ı bize söylemedi. Temsilciler Ankara’ya gitti. Ben temsilci geldiğinde ‘Söyleseydiniz ben de gelirdim’ dedim. O da ‘Abla buna sadece temsilciler katılıyor’ dedi. Bu verimli bir şey mi? Değil.”

“1 Mayıs’ı alan tartışmalarına sıkıştırmamak gerektiğine dikkat çeken bir gıda işçisi “Hatay’da olan arkadaşlar orada kutlasın, İstanbul’da olanlar burada kutlasın. Bu katılımı da arttırır. Buradaki 1 Mayıs’a gidemiyoruz mesela Hatay’a nasıl gidelim” dedi.

TAKSİM’İN BİR TARİHİ VAR AMA...

1 Mayıs dendiğinde aklına ilk olarak Taksim’in geldiğini dile getiren bir tekstil işçisi, şu değerlendirmede bulundu: “İnsanlara 1 Mayıs’ı anlatırken, 1 Mayıs’ın geçmişini anlatıyorsunuz, Türkiye’deki süreci anlatıyorsunuz ve ister istemez söz Taksim’e geliyor. 1977 1 Mayısı’nda Taksim’de yaşanan bir katliam var ve Taksim’in kendine göre bir tarihi var. O yüzden bence Taksim önemli. Hedef orası olması lazım. Ama eğer orası olmuyorsa ille orası olacak diye bir şey yok. Şu an siyasi bilinci zayıf olan işçiyi bir anda çatışma alanına götürmek, ya da provokasyonlara açık bir alana götürmek tabii ki sıkıntılı.” 1 Mayıs’ın en önemli gündemlerinden birinin de şeker fabrikalarının özelleştirilmesi olduğunu söyleyen işçi, “Bırakın buradaki ekonomik mağduriyetin yanında sağlığımız, çocuklarımızın sağlığı elden gidiyor” diye konuştu.

1 MAYIS ÇALIŞMASI SEÇİM ÇALIŞMASI GİBİ OLMALI

Yakın zamanda PTT’den işten atılan bir işçi, 1 Mayıs için çalışmalara başladıklarını söyledi. Alan tartışmalarına tepki göstererek “Bütün alanlar işçi sınıfının 1 Mayıs alanıdır” dedi ve ekledi: “İşçiler üretimden gelen gücünü kullanarak tüm alanları 1 Mayıs alanına çevirmeli. Tabii bu da işçilerin bilinçlenmesi ve örgütlenmesinden geçiyor.”

Sendikaların çoğunun işçileri fabrikanın dışına çıkarmamaya uğraştığını dile getiren işçi, bu durumun değişmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle ekonomik olarak güçlü sendikaların seçim dönemlerinde partilerin yaptığı gibi ses araçlarıyla ‘1 Mayıs senin bayramın, bu 1 Mayıs’a katıl’ demesi gerektiğini dile getiren işçi, “Sendikaların, önlükleriyle, arabalarıyla gücünü göstermesi lazım. ‘Ben senin yanındayım, ben sana bu gücü veriyorum’ demesi lazım. Haftada bir o fabrikanın önünde bildiri dağıtmasa bile arabasıyla geçsin. Yoksa yalnızca basına ‘1 Mayıs’ı şurada kutlayacağız’ diyerek olmaz” diye konuştu. 1 Mayıs’ın işçilerin kendine olan güvenini artırdığı bir gün olduğunu ifade edin işçi, devam etti:

“İşçinin yan yana durması gerektiğini öğrendiği, haklarını alma bilincine ulaştığı, bir birileriyle rekabet etmek yerine dayanışması gerektiğini, işverenlere karşı daha öz güvenli olması gerektiğini, daha insanca yaşanabileceğini öğrendiği bir gün. Bir araya gelip ‘Biz buradayız’ dediği bir gün. Tüm işçilerin kendi gücünü görebilmesi için 1 Mayıs’a katılması gerekir.”

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Nisan 2018 22:22
www.evrensel.net