Petrol Ofisi'nde yetki davası: ‘Emek Ofisi’nde sendika düşmanlığı!

Petrol Ofisi'nde yetki davası: ‘Emek Ofisi’nde sendika düşmanlığı!

'Üretenin yanında bir emek ofisi' sloganıyla reklam yapan Petrol Ofisi'ni 3.5 yıldır sendikalarının yetki tespit davası sonuçlanmamış işçiler anlattı.

Hasret Gültekin KOZAN
Kocaeli

Reklamlarda denk gelmişsinizdir, “Üretenin yanında bir emek ofisi…” kelimesi belki de en dikkat çekeni. Devamında ise “77 yıldır, güvenin, cesaretin, ilerlemenin, Türkiye’nin Ofisi, Petrol Ofisi...” diye sonlanıyor reklam. Gerçekten ‘emek ofisi’ mi Petrol Ofisi, gelin onu işçilerin ağzından, hem de 3.5 yıldır sendikalarının yetki tespit davası sonuçlanmamış işçilerden dinleyelim…

Petrol-İş Sendikasına üye işçiler 2014 yılında Petrol Ofisi’nde yeniden örgütlendi, yeniden çünkü Petrol Ofisi, özelleştirmenin ardından sendikasızlaştırıldı. Petrol-İş Sendikasının kurucu işyerlerinden olan ve yaşanan özelleştirme sürecinin ardından sendikasızlaştırılan Petrol Ofisi’nde, sendika yeniden çoğunluğu sağladığını 2014 yılının aralık ayında duyurdu. Patron bu çoğunluğa itiraz etti ve şimdi işçiler 3.5 yıldır süren dava dolayısıyla haklarını alamadığından şikayetçi. Patronun yetkiye itirazı sonrası ise Türkiye’de anayasal hak olmasına rağmen sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin ne kadar çetrefilli olduğunu gösteren bir örnek daha yaşanmış oldu. 

Yarın Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde görülecek yetki tespit duruşması öncesi Petrol Ofisi işçileri yaşadıklarını anlattı. Süreci gazetemize yorumlayan Petrol-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Salih Akduman uzayan hukuki süreçte patronun boş durmadığını ifade ederken, Av. Dr. Murat Özveri “İşverenin haksız yetki itirazına karşı işçinin barışçıl toplu eylem hakkını kullanmasını, işverenin yasal itiraz hakkını ortadan kaldıran ve ölçülülük ilkesine aykırı bir yasa dışı grev olarak nitelendiriyor. Dolayısıyla işçi iki kötünün arasında mağdur edilmiş durumda” dedi.

İŞÇİLER ŞİKAYETÇİ    

Gazetemize ulaşan Petrol Ofisi Derince tesisinde çalışan işçiler, yetki tespit davasının bu kadar yıl sürmesinden şikayetçi. İşçilerin talebi bugün görülecek ve 3.5 yıldır süren davanın sendika hakları tanınarak son bulması. 

‘10 YILDIR ENFLASYONUN ALTINDA ZAMLAR ALIYORUZ’

Patronun sürekli NACE kodunu değiştirdiğini ve bilirkişi raporunun uzun süre sonra geldiğini belirten bir işçi, “Petrol Ofisi’nin Kocaeli Derince, Trabzon, Aliağa, Haramidere, Antalya, Kırıkkale, Mersin, Samsun ve İskenderun’da tesisleri var. Özelleştirilmeden önce sendikamız vardı, özelleştirmeden sonra yetkimizi kaybettik. Şimdi 3.5 yıldır yine yetki tespit davalarıyla bizi süründürüyorlar. İşveren durmadan NACE kodunu değiştiriyor, kimi arkadaşlarımız büro çalışanı olarak görülüyor. 10 yıldır enflasyonun altında zamlar alıyoruz. 2 bin-2 bin 300 lira arası maaş alıyoruz ve bizi eksik adamla çalıştırıyorlar” dedi. Günlük 100 liranın altında yevmiyesi olanların olduğunu iddia eden işçi, “Sendika varken olan dört ikramiyemiz, sendikasızlaştırılmamızın ardından ikiye düştü. Ben işe ilk girdiğimde iki devlet memuru maaşı alıyordum neredeyse. Şu an bunun çok çok gerisindeyiz. 100 liranın altında yevmiyesi olan işçiler var” ifadelerini kullandı. 

DAVAYI KAZANINCA ORTADA İŞÇİ KALMIYOR

Petrol Ofisi’nde, Derince Terminali ile birlikte Türkiye’de 14 terminalde örgütlenen Petrol-İş Sendikası, 5 Aralık 2014 tarihinde yetki için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuruda bulundu. Bakanlık 16 Aralık 2014 yılında sendikaya yetki tespitini gönderdi. İşveren tespite itiraz etti ve sendika yetki davası açtı. Petrol Ofisi, aynı iş kolunda farklı iş yerlerinin olduğunu ve bu nedenle çoğunluğun sağlanmadığı gerekçesi ile yetkiye itiraz etti. İtirazın ardından mahkeme bilirkişi atadı.Bilirkişinin davanın açılmasının üzerinden 3 yıl geçtikten sonra raporunu mahkemeye teslim ettiğini aktaran Akduman, “İşverenler hukuktaki boşlukları kullanarak davaların uzamasına neden oluyor. Bu sırada varsa farklı işyerleri bunların bakanlıkta NACE kodlarını değiştirerek bizim iş kolumuza alıyor. Böyle olunca elbette çoğunluğu sağlamamış gibi görünüyoruz” dedi. 

PATRON BU SÜREÇTE BOŞ DURMUYOR    

Uzayan hukuki süreçte patronun boş durmadığını aktaran Akduman, “Üye olan işçilere baskı yapılıyor. İşçiler ya sendikadan istifa etmek zorunda kalıyor ya da işinden oluyor. Böyle olunca uzun yıllar süren davaları kazandıktan sonra da biz o fabrikalarda yetkili olamıyoruz. Çünkü fabrikada sendikaya üye olan işçi kalmıyor. İşverenler bu hukuki boşlukları kullanıyor. Aynı durumu Deva İlaç fabrikasının Kocaeli ve İstanbul fabrikalarında da yaşadık, hep yaşıyoruz. Ama sendikamız mücadelesini sürdürecek, anayasal hakkını alacak” diye konuştu.

ÖZVERİ: MAKBUL SENDİKACILIĞI VAR EDEN BİR SİSTEM

Yetki tespiti davalarının bu denli uzamasını Av. Dr. Murat Özveri’ye de sorduk. Doktora tezini “Türkiye’de Uygulanan Toplu İş Sözleşmesi Yetki Sistemi ve Sistemin Sendikalaşma Üzerine Etkisi (1983-2009)” başlıklı konu üzerine yapan Özveri, bu teziyle 2012 yılında Prof. Dr. Cahit Talas Sosyal Politika Ödülü’ne de layık görülmüştü. Sendikasızlaştırmaya vurgu yapan Özveri, “Belgelere dayalı yetki sisteminin fikri, toplusözleşme yetki sistemi üzerinden sendikasızlaştırmayı sağlayabilmek” dedi. Sendikaların bu davaları yüzde 70 oranında kazandığını belirten Özveri “Ama…” diyerek şöyle devam etti: “Kazandıklarında arada geçen süre içerisinde üyeleri kalmamış, ellerinde yetki belgesi ile ortada kalmış sendika oluyorlar. Sistem bu şekilde işliyor. Ne yazık ki Yargıtay, işverenin haksız yetki itirazına karşı işçinin barışçıl toplu eylem hakkını kullanmasını, işverenin yasal itiraz hakkını ortadan kaldıran ve ölçülülük ilkesine aykırı bir yasa dışı grev olarak nitelendiriyor. Dolayısıyla işçi iki kötünün arasında mağdur edilmiş durumda.” 

‘İŞÇİNİN İRADESİNİ İŞÇİYE SORAN SİSTEMLER SAĞLIKLI İŞLİYOR’

Yetki meselesini çok kısa sürede çözen sistemlerin olduğuna dikkat çeken Özveri, yetki sistemi ne kadar uzarsa sendikasızlaştırmanın o kadar artığına vurgu yaptı. Dünyada örneklerinden bahseden Özveri, “Mesela Kanada’nın bazı eyaletlerinde bağımsız bir kurumdan yetki alma durumu var. Öte yandan referandum bu yöntemlerden bir tanesi. Belgelere dayalı sistem çözüm üretemediğinde işçinin iradesine yönelik bağımsız bir iş mahkemesi olabilir. İradesinin tespitine yönelik sistemler de var. Almanya’da etkili bir güç olma sistemi var. İşçinin iradesini işçiye sorarak ortaya koyan sistemler gayet sağlıklı işleyebiliyor” dedi. 

YETKİLİ AMA ÜYESİZ SENDİKA...

İşçilerin 5-6 yıl bu davalarda heder olduğunu ifade eden Özveri, “Ama bizde özellikle 1983’te çıkan yasa, toplusözleşme sistemi üzerinden makbul sendikacılığı var etmeye yönelik bir sistem yarattı.  Makbul sendikacılıktan vazgeçilmediği sürece de bu sistem böyle devam edecektir. Bu sistemde işveren veya hükümetin icazetini almadan bir işyerinde örgütlenebilmek için 5-6 altı yıl işçilerin dişlerini sıkmaktan başka bir çaresi kalmayacaktır. Kalabilenler ancak örgütlenebiliyor. Diğerleri de zaten yetkili ama üyesiz sendika haline dönüşüyorlar” ifadelerini kullandı. 

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Mart 2018 18:53
www.evrensel.net