Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine tepkiler sürüyor

AKP Hükümetinin Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’nin 14 fabrikasını özelleştirme kararına tepkiler sürüyor.

14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve siyasi partilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

Şeker fabrikalarının özelleştirme kararının alınması üzerine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve beraberindeki milletvekilleri Yozgat Şeker Fabrikası’nı ziyaret etti. Burada fabrika önünde işçiler ve pancar üreticileriyle bir araya gelen CHP'li heyet açıklamalarda bulundu.

Fabrika önünde toplanan yaklaşık 200 fabrika çalışanına seslen Ağbaba, şekerden daha milli ve yerli bir ürünün olmadığını söyleyerek şöyle devam etti:
“Şeker, sadece şeker fabrikasında çalışan 10 bine yakın işçiyi ilgilendirmiyor. Şeker aynı zamanda yüz binlerce insanı ilgilendiriyor. Özellikle fabrikaların kapatıldığı yerlerde büyük bir göç oluyor. Kars’ta et balık kurumu kapatıldı. Şu anda Kars sürekli göç veren bir il haline geldi. Türkiye’de en çok göç veren illerden bir tanesi de Yozgat. Yozgat’ın daha önce 6 milletvekili bulunurken şu anda bu sayı 4’e düştü. Yozgat’a tek devlet yatırımı Yozgat Şeker Fabrikası, başka var mı, yok. Eğer burası da kapanırsa korkarım Yozgat’ın nüfusu her geçen gün azalmaya devam eder. Ben buradan sayın Bekir Bozdağ’a sesleniyorum. Sen bu ilin milletvekilisin gel buraya sahip çık. Yoksa Yozgat’ın yerinden yeller eser. Biz bu mücadelede sizlerin yanındayız.”

Konuşmaların ardından milletvekilleri ve işçiler, “Şeker vatandır, vatan satılmaz” sloganı attı. (DHA)


BOR ŞEKER FABRİKASI ÖNÜNDE ÖZELLEŞTİRME EYLEMİ

CHP Niğde İl Örgütü öncülüğünde Mersin ve Konya Ereğli’den kente gelen yaklaşık 500 kişi, Türkiye Şeker Fabrikası A.Ş.'ye ait özelleştirilecek 14 şeker fabrikası arasında bulunan Bor Şeker Fabrikası önünde toplanarak, basın açıklaması yaptı.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, CHP Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı, CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay'ın da destek verdiği basın açıklamasında, “Şeker vatandır vatan satılmaz” sloganları atıldı. Burada konuşan CHP Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı, “Şeker fabrikalarının tamamını özelleştiriyor yani satışa çıkarılıyor. Bundan sadece buradaki çalışan işçiler değil, işçilerin yanı sıra üreticiler, çiftçiler, esnaf kısacası halkın kendisi yani yöre halkını lokomotifi olan bu yerden faydalanması gereken halk daha fazla perişan hale gelmektedir” dedi.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ise “Amerikan sermayeli devletler gelmiş burada bizim sağlığımızla oynuyorlar. Şeker sadece burada çalışan işçilerin evlatlarının geleceği değil. Buradaki şeker burada ekim yapan çiftçilerin de geleceği, taşımacılık yapan nakliyecilerin de geleceği, hayvancılığın da geleceği yani bu ülkenin geleceğidir. Bu ülkenin geleceğinin satılmasına asla müsaade etmeyeceğiz” diye konuştu. (DHA)


Afyon Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesine karşı Şeker-İş Sendikası tarafından imza kampanyası başlatıldı. Şeker işçileri tarafından fabrika önünde başlatılan imza kampanyası il merkezindeki PTT binası önünde devam etti. İşçiler, 'Fabrikamızın kapanmasını istemiyoruz', 'Gelin fabrikamız kapanmasın ve destek olun' diyerek halkı imza kampanyasına davet etti.

Şeker-İş yöneticisi Mehmet Temur, fabrikalarının özelleştirilmesini ve kapanmasını istemediklerini söyledi. Temur, “İmza kampanyamıza halkımızın katılımı oldukça iyi. Halkımız şeker fabrikamızın kapanmasını istemiyor. Sadece burada değil ilçelerimizde de imza kampanyalarımız devam ediyor. Fabrikamızın kapanmaması için ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. Burada 4 saat içerisinde 2 bin imza topladık” dedi.

İşçi Hasan Üçağıl, fabrikalarının kapanmaması için imza kampanyasının devam edeceğini söyledi. Üçağıl, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı olduğumuzu tüm halkımıza duyurmak için imza kampanyamıza devam ediyoruz. İnşallah imza kampanyamızda başarılı olacağız. Şeker fabrikalarının özelleştirilmemesi için elimizden gelen mücadeleyi yapacağız. İlçelerimizin yanı sıra en az 30 ilde imza kampanyalarımız sürüyor. Halkımız da bu konuda çok duyarlı ve imza kampanyamıza destek veriyor. Fabrikamızın özelleştirilmesini istemiyoruz” diye konuştu.

Öğrenci Kadir Keskiner de kampanyaya destek verdiğini ve gelecek nesillere miras olacak şeker fabrikalarının kapatılmaması gerektiğini aktardı. (DHA)


Tarım Orkam-Sen’den yapılan açıklamada “Borç batağında çırpınan iktidar, bütçe açığını kapatma telaşıyla elde kalan son kurumları da sermayeye peşkeş çekme hazırlığını tamamlamış görünüyor. Özelleştirmeler konusunda bugüne değin tüm özelleştirmelerin yüzde 87’sini gerçekleştiren AKP’nin ‘yerliliği’ de ancak sermayenin çıkarlarına kadar oluyor. AKP Hükümetinin son 15 yılda yaptığı özelleştirmeler ülke istihdamına ve üretimine bir katkı sağlamazken özellikle gıda, tarım  ve hayvancılık  sektörlerinde yapılan özelleştirmeler ülkenin yerli üretimine büyük darbe vurdu. Neredeyse ülkede kamuya ait fabrika kalmadı” dendi. 

SESSİZ KALMAYACAĞIZ!

Özelleştirmeye karşı mücadelenin süreceği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Özelleştirmerden vazgeçilmeli, şeker pancarından şeker üretilmeye devam edilmelidir. Başta nişasta bazlı tatlandırıcılar olmak üzere, tüm tarım ürünleri ithalatından vazgeçilmelidir. Şeker pancarının yetiştirilmesinden, üretimine ve pazarlanmasına değin tüm süreçte üreticilerin söz ve karar sahibi olacakları örgütlenme egemen olmalıdır. Nişasta bazlı şeker tüketiminde kota artırırken, şeker pancarı üretimini azaltan hükümetin kimlerle işbirliği yaptığı açıklanmalıdır.” 

ŞİMDİYE KADAR 850 BİN İMZA TOPLANDI

Şeker-İş Sendikası, 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine karşı imza kampanyasını sürdürüyor. Toplam 30 şubede 23 Şubat Cuma günü eş zamanlı olarak başlatılan ve bir hafta sürecek kampanya çerçevesinde toplanan imzalar Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iletilecek. 

Ankara’da Şeker-İş Genel Merkezi önünde kurulan imza standında görüştüğümüz Basın Görevlisi Tarık Korkmaz, “Şu ana kadar 850 bin imza toplandı. Bunun 1.5 milyona ulaşacağını öngörüyoruz. 30 şubemizde başlayan imza kampanyalarına ilgi çok yoğun. İnsanlar bu konuya karşı çok duyarlı, istemediğimiz halde TC kimlik numaralarını bile bırakıyorlar. Toplanan imzalar direkt olarak cumhurbaşkanına iletilecek” dedi. Kurulan stantta imzacılara şeker pancarından yapılan organik şekerler ikram ediliyor. Dağıtılan broşürlerde üretim, taşımacılık kollarında olan çalışanlardan tüketicilere kadar her kesime sesleniliyor, mücadeleye destek verme çağrısı yapılıyor. (Ankara/EVRENSEL)

MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI

CHP Milletvekili Nihat Yeşil, şeker fabrikalarının özelleştirilmesini Meclis gündemine taşıdı. Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması talebiyle önerge veren Yeşil şu sorulara yanıt istedi: “Stratejik ve lojistik bir ürün olan, şekerin üretimi, dağıtımı, stoklanması ve pazarlanmasında devletin, piyasa düzenleyici rolü ne olacaktır? Şeker sektöründe Devletin tamamen devreden çıkması mı amaçlanmaktadır? Türkiye’de nişasta bazlı şeker üretim kotası ne kadardır? AB standartları nedir? Şeker fabrikalarının özelleştirme gerekçesi nedir?” (İSTANBUL)


CHP MERSİN KADIN KOLLARI: ‘ÖZELLEŞTİRMEYE HAYIR’

Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Kadın Kolları İl Başkanlığı, Şeker Fabrikaları’nın özelleştirilmesine hayır demek için Özgür Çocuk Parkı’nda imza standı açtı. Bu özelleştirmenin gerçekleşmesi ile birlikte birçok sorunun ortaya çıkacağını belirten kadın kolları il başkanı Pakize Güler, özelleştirmelerin memleket meselesi olduğunu vurguladı.

‘ŞEKER FABRİKALARININ KADERİ DE TEK ADAMIN ELİNDE’

Stantta sorularımızı yanıtlayan Güler, 14 fabrikanın özelleştirilmesinin gündeme gelmesinin ardından halkın doğru bilgilendirilmediğini ve hükümetin 15 yıldır olduğu gibi ülkenin doğal varlıklarını yok edip daha fazla dışa bağımlı hale getirileceğini söyledi. Bu özelleştirmenin aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu ortaya çıkaracağını belirten Güler, kimyasal, GDO’lu şeker yememek için halkı özelleştirmelere karşı çıkmaya çağırdı. Milyonlarca insanın bu sayede evine getirebildiğini söyleyen Güler, hükümeti yanlış politikalardan vazgeçmeye çağırdıklarını ve ekonomik, sosyal, siyasal ve askeri olarak gidişatın hiç de iyi olmadığını söyledi. Pakize Güler, 16 Nisan’ın ardından gelen yetkiler sayesinde ‘Şeker Fabrikalarının kaderi de tek bir adamın elinde’ olduğunu belirterek halkın daha fazla birleşmesi gerektiğini söyledi.

1 gün sürecek imza kampanyasına ilginin yoğun olduğunu söyleyen Güler, ilk yarım saatte yüzlerce Mersinli’nin imza attığını ve insanların ‘Fabrikalarımızdan ne istiyorlar?’ ‘Çalışanlar ne olacak?’ diyerek kendilerine destek verdiklerini belirtti. Toplanan imzaların Şeker-İş sendikasına teslim edileceğini ve yarın da Niğde’deki eyleme desteğe gideceklerini belirten Güler, daha fazla insana bu süreci anlatmak için bir dizi etkinlik yapacaklarını dile getirdi. (Mersin/EVRENSEL)


TÜM KÖY SEN: HÜKÜMETTEN SERMAYEYE BİR HİZMET DAHA

Tüm Üretici Köylüler Sendikası (Tüm Köy Sen) Giresun Temsilcisi Orhan Kara, hükümetin şeker fabrikalarını özelleştirmek istemesini eleştirerek, hükümet yerli ve yabancı tarım tekellere hizmet etmeyi sürdürüyor.” dedi.

Şeker fabrikalarının son kamu mallarından olduğunu belirten Kara, “24 Ocak kararlarıyla başlatılan özelleştirme ve devletin üretimden elini çekme süreci özellikle AKP Hükümeti döneminde hız kazandı. Şeker fabrikaları son kamu mallarındandı, onlar da satılıyor.” dedi.

PİYASA TEKELLERİN TATLANDIRICILARINA KALIYOR

Kara, “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, şeker pancarı ve şeker üretiminin kısıtlanması; sağlıksız tatlandırıcıların piyasaya egemen olması demektir. Bu da sağlığımızın tehdit eden bir girişim olur. Şeker fabrikalarının özeleştirilmesi işçileri de üretici köylüyü de etkileyecektir. Şeker fabrikalarının satılması hayvancılığı da ağır bir darbe vuracaktır. Çünkü, şeker fabrikaların üretiminde yan ürün olarak ortaya çıkan melas, küspe, et ve süt üreticileri için önemli bir hayvan yemidir.“ diyerek özelleştirmeye tepki gösterdi.

YERLİ VE MİLLİLİK BU DEĞİL

Hükümetin ‘yerli ve milli’ sözünü sıkça kullandığını vurgulayan Kara, “Hükümet her nefes alışında ‘yerlilik ve millilikten’ söz ediyor ama uygulamalarıyla emperyalistlere teslimiyeti büyütüyorlar. Anti-emperyalizm, halkın çıkarına göre hareket ederek, yerli ve yabancı sermayenin egemen olmasını engellemektir. Özelleştirmelerle Cargill gibi uluslararası gıda tekellerinin önündeki son engeller de kaldırılmaktadır. Yani ‘yerli ve milli’ politikadan söz edenler aslında uluslararası sermaye gruplarının çıkarlarına göre hareket ediyorlar.” dedi.

EMEĞİMİZE, ÜRÜNÜMÜZE SAHİP ÇIKMALIYIZ

Şeker fabrikalarının satışının işçilerin ve üretici köylülerin çıkar ortaklığını da ortaya çıkardığını belirten Kara, “Ülke ekonomisi bakımından işçilerin ve üretici köylülerin emeği çok önemli. Hükümetin ekonomik-politik uygulamaları hep işçi ve üretici köylülerin zararına oldu. Şeker fabrikalarının satışı da işçi ve üretici köylülerin zararına bir adımdır. Bu nedenle işçi ve üretici köylüler, sendikaları aracılığıyla birleşik mücadeleyi öne çıkarmalıdır. Tüm Köy Sen olarak başta gıda alanında örgütlü işçi sendikaları olmak üzere tüm işçi sendikalarını ortak mücadeleye çağırıyoruz. Çıkarlarımız ortak, mücadelemiz de ortak olmalıdır.”dedi. (GİRESUN)
 


'HALK SAĞLIĞI HER TÜRLÜ GELİRDEN ÖNEMLİDİR'

Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam-Sen) Mersin Şube Başkanı Yılmaz Kilim, bugün öğle saatlerinde sendika binasında düzenlenen basın toplantısında şeker fabrikalarının özelleştirilmesine tepki gösterdi. Yapılan açıklamaya, DİSK Genel İş Şube Başkanı Kemal Göksoy, BES Şube Başkanı Yusuf Kaya ve Halkevleri Mersin İl temsilcileri destek verdi.

Ülkenin pancar üretiminden çekilmesiyle, şeker ihtiyacının tamamen mısırdan yapılan nişasta bazlı şekerlerden karşılanmasına neden olacağını aktaran Kilim, “Genetik yapısına müdahale edilmiş mısırdan üretilen tatlandırıcıların halkın sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri kaçınılmazdır. Mısırdan üretilen tatlandırıcıların kansere neden olan etkileri tartışılmaktadır. Bu nedenle pancardan şeker üretiminden vazgeçilmesi halk sağlığı açısından zararlıdır” diye belirtti.

AKP hükümetinin Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’nin 14 fabrikasını özelleştirme kararının Resmi Gazete’de ilan edildiğini kaydeden Kilim, “Borç batağında çırpınan iktidar, bütçe açığını kapatma telaşıyla elde kalan son kurumları da sermayeye peşkeş çekme hazırlığını tamamlamış görünüyor. AKP hükümetinin son 15 yılda yaptığı özelleştirmelerden Et Balık Kurumu ve Tekel satışı istihdama katkı sağlamadığı gibi, tarım ve hayvancılığı da çökertti. Şimdi de Şeker Fabrikaları tekellere sunuluyor. Buğdaya göre 4.4 kat ve ayçiçeğine göre 1.8 kat değer sağlayan şeker endüstrisine göz diken uluslararası tekeller, sektörün karlılığından istedikleri payı almak istiyor.  Şeker fabrikaların yangından mal kaçırır gibi ABD merkezli ‘Cargill Raporunun’ ardından satışa çıkarılacak olması manidardır” diye konuştu.

Türkiye’nin yıllık şeker ihtiyacının yaklaşık 3 milyon ton civarında olduğunu ancak şeker pancarı fabrikalarının yılda yaklaşık 2.3 milyon ton üretim yapabildiğini söyleyen Kilim, “Özelleştirme kapsamına alınan 14 fabrikada Türkiye Şeker üretiminde toplam çalışanlarının yüzde 55’i istihdam edilmekte; şeker üretiminin yüzde 67’si, melas üretiminin yüzde 64’ü, yaş küspe üretiminin yüzde 67’si özelleştirme kapsamına alınan fabrikalarca gerçekleştirilmektedir. Türkiye Şeker fabrikaların pancar ekimi yaptırdığı alanların yüzde 66’sı, ekim yaptırdığı çiftçilerin ise yüzde 71’i bu fabrikalara yönelik üretim faaliyetindedir” dedi.

Kilim açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya gibi birçok Avrupa ülkesinde yasaklamalara gidilirken en büyük üretici ABD’de bile nişasta bazlı şeker (NBS) kotasını düşürmektedir. Türkiye’de ise  2014-2015 yılında Bakanlar Kurulu tarafından kota yüzde 30 artırılmıştır. Genetik yapısına müdahale edilmiş mısırdan üretilen tatlandırıcıların halkın sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri kaçınılmazdır. Mısırdan üretilen tatlandırıcıların kansere neden olan etkileri tartışılmaktadır. Bu nedenle pancardan şeker üretiminden vazgeçilmesi halk sağlığı açısından zararlıdır. Ancak, Şeker pancarı üretimi halk sağlığına ve doğaya pek çok faydası bulunmaktadır. Bir dekar şekerpancarı alanı, üç dekar çam ormanından daha fazla oksijen sağlar. Ekolojiktir. GDO’lu yem yerine pancar küspesi kullanılabilmektedir. Nişasta bazlı şeker ve ürünleri piyasaya ucuz sunulabilir fakat şeker pancarı şekerindeki kalitenin bulması mümkün olmayacaktır. Şeker fabrikalarının satışı sadece çiftçi sorunu değil, halkın sorunudur. Halk sağlığı her türlü gelirden önemlidir” (Mersin/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Mart 2018 22:42
www.evrensel.net