696 sayılı KHK: Hukuk devleti resmen sona erdi

696 sayılı KHK: Hukuk devleti resmen sona erdi

696 sayılı KHK’yi Evrensel'e değerlendiren eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen 'Hukuk devletini ortadan kaldırıp, tekrar ilkel duruma dönüyoruz' dedi.

Erdi TÜTMEZ
İstanbul

696 sayılı KHK’de yer alan 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi ve sonrasındaki eylemlere müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğunu kaldıran maddeyi yorumlayan Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, “Hukuk devletini ortadan kaldırıp, tekrar ilkel duruma dönüyoruz. Herkesin birbirini öldürebileceği ve bunun yasalarla serbest olduğunu söyleyecek kadar bir geriye dönüş var.” dedi. 

Resmi gazetede yayımlanan 695 ve 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) arasında dikkat çeken maddelerden biri de 696 sayılı KHK’deki düzenleme oldu. Söz konusu KHK’de “darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğinde eylemlerin” bastırılması için sivillere hukuki, idari, mali ve cezai muafiyet getirildi. Maddeyi ‘Dehşet verici’ diye yorumlayan Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, “Daha önce çıkan KHK, devlet görevlileri bakımından böyle bir cezasızlık hükmü içeriyordu. Bu yeteri kadar yanlış ve kötü bir şeydi. Şimdi siviller için aynı cezasızlığın getirilmesi çok vahim sonuçlara yol açabilir. Devletin, resmen bir cezasızlık politikası kurması ülkede anarşi ve kaos doğurur” dedi. 

‘BU KADAR VAHİM BİR HUKUKSUZLUK GÖRÜLMEDİ’

Rıza Türmen
Rıza Türmen

Devletlerin kurulduğu eski dönemleri hatırlatan Türmen, “İlk çağlarda bir doğal yaşam durumu vardı. Bu durumda herkes birbirini öldürüyordu, herkes birbirinin kurduydu. Hiç kimsenin güvencesi yoktu. Güvence sağlamak için aralarında sözleşme yaptılar ve devlete yetkiler verdiler birbirlerini öldürmemek için. Buradan çıkıp ilkel duruma dönüyoruz. Hukuk devletini ortadan kaldırıp, tekrar ilkel duruma dönüyoruz. Herkesin birbirini öldürebileceği ve bunun yasalarla serbest olduğunu söyleyecek kadar bir geriye dönüş var. Hukuk devletinin ortadan kaldırılması var. Türkiye Cumhuriyeti bu kadar vahim bir hukuksuzluktan geçmemişti. Bunun sonuçları çok ağır olabilir. Birisi yanında gürültü yapan komşuya terörist deyip kafasını kırdığı zaman kendisine bir şey olmayacağını bilecektir. Böyle bir şey olabilir mi? Bu kararnamelerle hukuk devleti ortadan kaldırılmış oldu. Aslında zaten ortada böyle bir durum yoktu ama resmileşmiş oldu” yorumunu yaptı.

‘OHAL KARARLARI OHAL SÜRESİYLE SINIRLIDIR’

Maddeyle ile birlikte en çok tartışılan noktalardan biri de “Bu cezasızlık OHAL sonrasında ne olacak?” sorusu oldu. Türmen konuyla ilgili şu yorumu yaptı: “OHAL’de alınan kararlar ve tedbirler OHAL süresiyle sınırlı olmalıdır. OHAL kalktığı zaman bunların da ortadan kalkması gerek. Kararnamelerle devamlı düzenleme yapamazsınız. Bu iktidar, OHAL’in sonrasına dair kalıcı düzenlemeler yapıyor, kanunları değiştiriyor. Şimdi OHAL kalktıktan sonra bu kalıcı düzenlemeler ve cezasızlık ne olacak? OHAL’den sonra da devam edecek mi? Böyle bir sorun ortada duruyor gerçekten.” 

‘15 TEMMUZ GEREKÇESİ BİR BAHANE’

“Bu düzenleme sadece 15 Temmuz’la sınırlı değil, sokağa çıkıp direnenlerle ilgili değil.” diyen Türmen, “İlerisi için de bir düzenleme, başka zamanları da kapsıyor. 15 Temmuz gerekçesi aslında bir bahane. Çünkü öyle olsaydı sadece 15 Temmuz’la sınırlı kalırdı. İnsanları hukuksuzluğa, şiddete başvurmaya teşvik ediyorlar. İnsanın dili tutuluyor bu durumda, söyleyecek söz kalmıyor. Hiçbir zaman olamayacağını düşündüğümüz şeyler bir bakıyorsunuz oluvermiş. Türkiye hiçbir zaman bu duruma düşmemişti.”

‘CEZALANDIRILMADAN İŞLENECEK EYLEMLERİN BİR SINIRI VAR MI?’

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi ve sonrasındaki eylemlere müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğunu kaldıran madde hakkında İnsan hakları hukukçusu Kerem Altıparmak da sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. “Peki nedir terör eylemi?” diyen Altıparmak şu ifadeleri kullandı:

“Muhtemelen bunun tarifi için Terörle Mücadele Yasası’na bakacağız. Bu yasada terör eylemi diye bir eylem türü öngörülmüş değil. Ama iki farklı suç tipi öngörülmüş. Bir terör suçu diye bir kategori var. TCK’nin 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320. maddeleri ile 310. maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar terör suçu olarak tanımlanmış. Bir de terör amacı ile işlenen suçlar var. Bu suçlar yasanın 1. maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılıyor. İkinci kategorideki suçlar TCK’nin 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319. maddelerine uygulanabiliyor. Neredeyse her şey terör suçu olabilir yani. Şimdi “terör eylemi” kavramı bunların tamamını kapsayacak mı? Kapsamayacaksa kapsamayacağına kim karar verecek?  2 yıldır Barış için Akademisyenlerin ne suç işlediğine savcı ve yargıçlar bile karar verememişken, bir kişinin terör eyleminin işlenmesi konusunda yanılmış olduğunu nasıl ileri süreceğiz? Ben terör eylemi sanmıştım, o yüzden bastırdım derse yanıldın mı diyeceğiz faile? Bastırmada ölçüye bakacak mıyız? Bastırmak için önüne geçmekle, kafasına sıkmak, ateşe vermek arasında nasıl bir fark olacak? Esas düzenlemenin Boğaz Köprüsü’ndeki linç eylemi için çıkarıldığı düşünülecek olursa abarttığım söylenemez herhalde. Bu koşullarda ancak bu şekilde durdurulabilirdi bu vatan hainleri derse ne olacak fail?  Örneğin şu anda neredeyse tüm gazeteciler, milletvekilleri, belediye başkanları terör suçlarından yargılanıyor. Bunların işledikleri suçlar KHK’nin 121. maddesi uyarınca “Suç olmadan bastırılabilir” eylem niteliğinde midir? Bir siyasi toplantıda söylenenleri savcılar terör suçu diye soruşturuyorsa, orayı basıp bu toplantıyı durdurmak isteyenlerin “Terör eylemini bastırma” nedeniyle cezasız kalmamasını hangi gerekçeyle savunacağız?”

www.evrensel.net
ETİKETLER KHKOHAL