“Endüstri 4.0  ve Yapay Zeka” panelinin ardından 

“Endüstri 4.0  ve Yapay Zeka” panelinin ardından 

Peki neydi bu “Endüstri 4.0” ? Gerçekten yeni bir “devrim” mi yaşanıyor?

Cengiz Anıl BÖLÜKBAŞ

Gaziantep Üniversitesi 

Geçen yüzyılda yeryüzünde bir devrim yaratan ‘Kral Buhar’ artık tahtını yitirmiş ve yerini, daha büyük bir devrimci olan ‘Elektrik Kıvılcımı’na bırakmıştı. Marx büyük bir heyecanla bana , birkaç günlüğüne Regent Street’te halka gösterilen ve bir treni hareket ettirme gücüne sahip bulunan bir elektrik motoru modelini anlatmaya başladı.” *
1850 yılının Temmuz ayının başlarında Liebknecht, Marx’ın elektrikli lokomotifi gördüğünde nasıl büyük bir heyecan duyduğunu anlatır.
Geçen hafta sonu Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Topluluğu, üniversitenin mühendislik fakültesi akademisyenlerinin katılımıyla “Endüstri 4.0 ve Yapay Zeka” başlıklı dört oturumlu bir panel düzenledi. Panelin içeriği “Endüstri 4.0”ın ne olduğu, artık yeni bir “sanayi devrimi” yaşandığı, bununla birlikte üretim biçimlerinin değiştiği, artık düz işçilerin olmayacağı, üretimin bilişim sisteminin katkılarıyla robotlar sayesinde olacağı hatta “makine yapan makineler”in olacağına dairdi. Hatta bir akademisyenin “mühendisler çağı” olan “Endüstri 4.0”ın da bittiğini, yeni bir sürece girildiğini bunun da “Endüstri 5.0” olduğunu yani “vizyonerler çağı”na geçiş yaptığımızı müjdelediğini(!) de eklemek gerekir.
Peki neydi bu “Endüstri 4.0” ? Gerçekten yeni bir “devrim” mi yaşanıyor? 80’de Gorz’un ‘Elveda Proletarya’sında ortaya koyduğu gibi artık işçi sınıfı rolünü oynayamayacak mıydı? “Moderniteyi sorgulama” yoluyla çıkılan, ardından SSCB’nin yıkılmasıyla beraber Laclau ve Mouffe gibi post-marksistlerce “sınıfın sadece ideolojik olarak kurulduğuna” dair sınıfı sorgulayan tezler gibi şimdi teknolojinin gelişmesiyle beraber işçi sınıfı yok mu oluyordu?

ENDÜSTRİ 4.0

“Endüstri 4.0”, “Sanayi Devrimi” gibi kavramlar son yıllarda popüler olan kavramlar. Endüstri 4.0 ilk olarak 2011’de Almanya’da yapılan Hannover Fuarı’nda ortaya konuldu, 4.0 eki ise sanayide gerçekleşen değişimlere dair. İlk olarak buhar gücü ve makine, ikinci olarak elektrik ile birlikte seri üretim, üçüncüsü ise bilgisayar ve otomasyon sürecine dairdi. Dördüncü değişim ile birlikte ise bilişim sistemindeki ilerlemeyle birlikte bunun tüm otomasyon sürecini değiştireceği planlanıyor ve makinelerin sensörler aracılığıyla haberleşeceği, fiziksel dünyanın sanal gerçeklik ile taşınacağı ve bu siber sistemlerin kendi kendine karar verebildiği bir “akıllı fabrika” ortamı vaat ediliyor. Üretkenliğin, güvenliğin ve kalitenin artacağından tutun da Malthuscu teorinin ortaya attığı nüfus-kaynak sorunun aşılacağına dair birçok iddia var ortada. Peki bu “insanların yüklerinin azalacağı” hatta “insanların özgürleşeceği” iddialarıyla süslenen bu “paradigma” bu sistem içerisinde mümkün mü?

“ROBOTİK KAPİTALİZM” VE MÜMKÜNATI

İddia edildiği gibi robot teknolojisi ve bilişim sistemleri ile güvenliğin sağlandığı yok. Tam tersine her gün 5 işçi ölüyor. Diğer yandan “işçilerin çalışma saatlerinin düşeceği” ve “kendilerine zaman ayırabilecekleri” iddiası da gerçekçi değil. Çünkü son sürece baktığımızda işçilerin fazla mesaiye zorlandığı hatta işçilerin Pazar tatillerinin bile ellerinden alındığı bir durum söz konusu. Bunu teknolojik yetersizlikle açıklayamayız. Burada bakmamız gereken şey kapitalizmin yasalarıdır.
Kapitalizm kendisini var edebilmek için “canlı emeğe” ihtiyaç duyar. Eğer işçi yoksa bu kârın da olmadığı anlamına gelir. Marx’ın Kapital’de belirttiği gibi: “İşçi sınıfının yaşamaya devam etmesi ve yeniden üretilmesi, sermayenin yeniden üretilmesi için zorunludur.” Marx’a göre meta fiyatını belirleyen iki faktör vardır. Bunun biri üretimi boyutu ve diğeri emeğin üretkenliğidir. Bundan dolayı Marx büyük sermayelerin küçük sermayeleri yendiğini belirtir. Aynı zamanda makineleşme ile birlikte işçi sayısının düşüşü ve bir işi yapan işçi sayısının düşüşü ise aslında değeri üretenin makine olduğu ve makinenin sömürüldüğü yanılsamasına yol açıyor. Halbuki görüngü ile öz farklı. Makineleşme ile birlikte işçinin kendisi için çalışması gereken emek zamanı düşerken, kapitalistin gasp ettiği artı-emek zamanının uzaması anlamına geliyor. İşte bundan dolayı aslında makine artı-değeri büyütme işlevi görür. Makine tek başına artı-değer yaratamaz, o canlı emeğin daha fazla artı-değer üretmesini sağlar.
Ayrıca şirketlerin büyüdükçe işçi sayılarının azalması da yeni olan bir şey değil. Marx bundan 150 yıl önce Kapital’de şunları söyler:  “ Demek ki, bir yandan, birikimin ilerlemesi sırasında oluşan ek sermaye, kendi büyüklüğüyle orantılı olarak, gittikçe daha az işçiyi kendine çekerken, öte yandan, dönemsel olarak yeni bir bileşimle yeniden üretilen eski sermaye, daha önce kendisi tarafından çalıştırılmakta olan işçilerden gittikçe daha fazlasını kendisinden uzaklaştırır.”**  Yani bu olay kapitalizmin kendi yasasından doğan bir şey.
Kısacası, ortada bir “devrim”den söz edemeyiz. Ortada bir devrim değil, var olan sistem içerisinde bir değişiklik var. Yapısal olarak üretim sisteminde bir değişim değil. Kapitalizmin temeli olan sermaye birikimi ve bunun devamlılığını sağlayacak olan üretimin genişlemesine bağlı olarak çıkan aşırı üretim sorununa dair bir çözüm arayışı. Yani asıl mesele sermayenin geri dönüşümünü hızlandırmak. Üretici ile tüketici arasındaki açının kapanacağı, tüketime çekilimin artacağı bir süreci hızlandırmak. Tabi bununla birlikte koca bir işsizler ordusu yaratacak olan bu sistem ürettiği ürünleri kime satacak o da ayrı bir soru. Çünkü sermayenin kendini arttırabilmesinin tek koşulu daha çok canlı emek sömürmek değil bununla birlikte gasp ettiği artı-değeri pazarda kâra dönüştürebilmektir. 
Metalaşan emeğin yok olması demek kapitalizmin de yok olması demektir. Teknolojinin gelişimi tüm üretimi yapabilecek duruma gelebilir ancak bu, üretimin bu kadar toplumsal olup üretim araçlarının özel mülkiyette oluşu bunun önünde bir engeldir. İşte Marx, ilk elektrikli lokomotifi gördüğünde nasıl heyecanlandıysa aynı zamanda bu sistemin bu gelişime nasıl ayak bağı olacağını ortaya koymuştu.
“Şimdi sorun çözüldü,” diyordu, “sonuçlar kolay tahmin edilemez; ancak, ekonomik devrimi zorunlu olarak politik bir devrim izleyecektir; zira bu sonuncusu, ilkinin bir ifadesinden başka bir şey değildir.”***

Kaynakça
*: Marx-Engels Anıları, W.Liebknecht, Marx’tan Anılar, Evrensel Basım Yayın syf.116
**: Kapital 1.Cilt, 7. Kısım, Bölüm 23:Kapitalist Birikimin Genel Yasası Yordam Kitap syf.607 
***: Marx-Engels Anıları, W.Liebknecht, Marx’tan Anılar, Evrensel Basım Yayın syf.116 

www.evrensel.net