Gecelerin Ötesi

Gecelerin Ötesi

Film 1960 yılında çekilmeye başlanıyor ve çekimler sırasında 27 Mayıs darbesi gerçekleşiyor.

Erdeniz ÇELİK
Yıldız Teknik Üniversitesi

“Bu film 7 gencin hikayesidir. Konu olduğu gibi hayattan alınmıştır. Her mahallede bir milyonerin türediği devirde, aynı mahallelerde bu gençler de türedi.”
Yönetmenliğini ve senaristliğini büyük usta Metin Erksan'ın üstlendiği muhteşem bir filmle karşı karşıyayız. Film 1960 yılında çekilmeye başlanıyor ve çekimler sırasında 27 Mayıs darbesi gerçekleşiyor. Darbe sonrası Film Kontrol Merkezinden yapımcı Nejat Duru'nun tanıdıkları vasıtasıyla onay alınır. Filmin girişinde fazla yüklenmiş bir kamyon ve malları yetiştirmek için saatlerdir mola vermeden çalışan Fehmi ve Fehmi'nin kız kardeşiyle nişanlı olan Tahsin yol almaktadırlar. Tahsin bir an önce ehliyetini alıp Sema ile evlenmenin hayalini kurmaktadır. Fehmi ise kız kardeşinin mutluluğu için senelerdir çalışan fedakar bir ağabeydir. Filmin devamında gitarın içinden gözüken Sezai ve Yüksel'i görüyoruz. kamera açılarını çok iyi yakalayabilen Metin Erksan bu filmde de şahane bir ürün ortaya koymuş. Sezai ve Yüksel Amerikan rüyasına kapılmış, parası olmayan iki müzisyendir. Cevat, özel tiyatroların hep kendi adamlarını aldıklarını, iyi bir tiyatroda yer alabilmek için tanıdığının olması gerektiğini söyler, tiyatrolar belli kesimlerin tekelindedir. Önemli olan oyuncunun, sanatçının başarısı değil, tanıdıklık ve çevredir. Ayhan bir ressamdır ve hiçbir gazetede dergide iş bulamamaktadır. her yayının kendi demirbaş ressamı vardır. Ekrem gecesini gündüzüne katarak bir fabrikada çalışmaktadır. Fabrikaya müfettişler geldiğinde fabrikada çalışan bir çocuk işçi hemen saklanması için yollanır. müfettişler etrafı dolanırken çocuk fark edilir. Yaşı sorulduğunda çocuk 14 deyince söyleyince patron hemen “Yaşını yanlış söyledi, ben izah edeyim efendim” diyerek kurtulmaya çalışır. 

BİZİ KİM BU HALE GETİRDİ?

Filmde patron kapitalist sistemin piyonları olan sermaye sahiplerini temsil eder. Senaryoya etkisi olmayan bu sahne ve Ekrem'in annesiyle olan konuşmasında söyledikleri aslında bugün yabancısı olmadığımız şeylerdir; “Ben kaç yaşında çalışmaya başladım? Tam yedi yaşında değil mi? Beni okula göndereceğiniz yerde işe yolladınız.” Annesinin “Biz gücümüzün yettiğini yaptık oğlum, ne yapalım” demesi onu durdurmaz. “Orasını bilmem, herhalde isteseydiniz böyle olmazdı. Bir gün bile şu sokaktaki çocuklar kadar mesut olmadım. Tüm hayatım boyunca gördüğüm tek şey berbat bir sefalet oldu. Bak kaç yaşında görünüyorum, annemsin söyle hadi. En azından gerçek yaşımdan 10 sene fazla. Ha? Soruyorum sana, kim getirdi beni bu hale? Kim getirdi?” sorulması gereken soruyu gayet net anlamışızdır umarım. Bizi bu hale kim getirdi? Her mahalleden çıkan bir milyonerin milyoner olmak için diğer insanların paylarını çalması mı? Sermayelerine sermaye katmak için, sırf makinelere sahip oldukları için insanları köleleştiren patronlar mı? 

BUGÜN KÖLELİK SADECE İSİM DEĞİŞTİRMİŞTİR

Bugün dünya ülkelerinin büyük kısmı demokrasi ile yönetilmesine rağmen kölelik kaldırılmamış, isim değiştirmiştir. Filmin devamında mahalleden arkadaş bu altı gencin arasında şöyle bir konuşma geçer ; 
"Şu halimize bak, topumuz beş para etmeyiz. Sezai ile Yüksel Amerika’ya kaçmak sevdasındaki iki serseri, Cevat işsiz ukala bir aktör, Ayhan önüne gelen kadına aşık olan bir acayip adam, sen can sıkıntıları içinde bunalmış kavruk bir insan, bana gelince ömrünü direksiyon başında tüketmiş zavallı bir adamım. Biz harcanmış insanlarız. Bak içki bile bizi neşelendirmiyor. Bu topluluğa bir şeyler yaptırmak lazım yoksa yok olur gideriz.” ve Fehmi, 6 arkadaşın toplandığı bir gece kendi kararıyla bir benzinliği soyar ve parayı arkadaşlarıyla bölüşür. Hiçbiri de işlenen suça ses çıkarmaz ve çok ihtiyaçları olan bu parayı alırlar. Böylece geceleri İstanbul’un çeşitli yerlerindeki benzin istasyonlarını soyan 6 kişilik çete kurulmuş olur. Filmi bugün izlediğimizde oyunculuklar pek hoşunuza gitmeyebilir ama meseleyi bir de şu yönden değerlendirmek gerekir; bu ülkede hakla açık sinema 1910’larda açılıyor, bu ülkede tiyatro istanbul dışına ilk defa 1940’larda taşıyor ve 1960da böyle bir film çekiliyor. 50 yıllık sinema, yeterince geniş kitleye hitap edememiş ve gelişme imkanı hala bulamayan bir tiyatro ile 1960'da gecelerin ötesini çekmek yönetmenin dehasının en büyük kanıtıdır sanırsam. aradan geçen 56 yılın sonunda tiyatro ve sinema alanında gittikçe geriye gittiğimizi, tiyatro açacağımıza tiyatro kapatmamıza ise seyirci kalmak beni derinden yaralamaktadır.  

PEKİ YEDİNCİ KİM?

Filmin birkaç detayına değinmek gerekirse; polisler Cevat'ı tutuklamaya geldiklerinde tiyatroda suç ve ceza oynanmaktadır, Metin Erksan bu sahnede Dostoyevski'ye ve filmin gidişatına ufak bir selam vermiştir.  Ekrem ve Fehmi'nin neredeyse birbirinin kopyası gibi gözükmesi tahminimce yönetmenin kasıtlı olarak yaptığı bir şey. Tahsin ve Semanın arasındaki diyaloglar ve oyuncukları ileride hepimizin alışık olduğu Yeşilçamın habercisi niteliğinde ufak bir göz kırpmasıdır. Dikkatinizden kaçmasın Tahsin bu ekipte yoktur ve senaryoya fazla bir etkisi olmamıştır ama film 7 gencin hikayesini anlatmakta. Peki yedinci kim?

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Aralık 2017 03:19
www.evrensel.net