Yeni bir döneme girerken…

Yeni bir döneme girerken…

İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, yoksulların çıkarlarının karşısında; sermayenin ve tek adam rejiminin çıkarları.

Bayram tatilinin bitişi ile birlikte okulların açılması sürecine girdik. Üniversitelerin bir kısmı Eylül’ün 18’inden itibaren, bir kısmı da Ekim ayının ilk haftasıyla birlikte açılmış olacak. Liseler de yine 18 Eylül tarihi itibarıyla açılmış olacak. Geçtiğimiz dönem açılışının 15 Temmuz sürecinin hemen ardından gerçekleşmesi yüzünden okullarda 15 Temmuz’a dair iktidarın propaganda kuşatmasıyla başlamıştı. Hazırlanan broşürler, bildiriler, film gösterimleri yer yer de ilkokul çağında hatta bir çok yerde okul öncesi çağında çocukların yer aldığı “15 Temmuz canlandırmaları” ile tam bir ideolojik ve politik “bombardıman” ile başlayan eğitim öğretim yılı, yıl içinde de buna benzer pek çok örnekle sürüp geçmişti. Referandumun yaşanması, öğrencilerin oy kullanan kitlesinin, bilhassa üniversitelilerin ağırlıklı oranı tercihini “Hayır”dan yana kullanmış; ancak sonucun şaibeli bir şekilde “Evet” olmasının ardından öfkesini bir şekilde belli etmişti. 15 Temmuz’un sıcaklığı ve referandum süreci geçen eğitim öğretimin başında ve sonunda yıla damgasını vuran en önemli olaylardı. Bütün yaşananların üzerine önümüzdeki dönemi nasıl bir süreçle karşılıyoruz?
“DİNDAR KİNDAR NESİLLER” SÖYLEMİ AKP’YE “GENÇLİĞİ” KAZANDIRMADI
Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz söylemini hayata geçirme noktasında AKP tam bir “partizanca” tutum sergiledi. Zaten bozuk ve adil olmayan eğitim sistemindeki eşitsizlikleri artırdı. Dini dogmaları, kırıntı halinde de olsa söz konusu olan eğitimin bilimsel niteliğini tasfiye etmek amacıyla kullandı. Son olarak Evrim Teorisi’nin müfredattan kaldırılması bunun örneklerinden biri oldu. Diyanet, çeşitli tarikatlardan din adamları, AKP yöneticileri eğitime yön verme düzeyine geldi. Geçtiğimiz günlerde gayet ciddi şekilde “Dünya aslında düzdür” diye bir deli saçması zırvalayan AKP Gençlik Kolları yöneticisini hep birlikte izledik. İşte bu zihniyet, belki de onun eğitime dair yaklaşımında en karikatürize olmuş hali aslında. Cinsiyetçi, dini dogmalarla bezeli, bilimselliğin ve laikliğin kırıntılarının dahi yok edildiği, başka tarikat okullarının yaygınlaştırıldığı, özel kolej ve temel liselerin mantar gibi bittiği, sportif kültürel etkinliklerin içeriğinin boşaltılıp şehitlik- gazilik temalarıyla doldurulduğu bir “düzen”.  Ama tüm bu politikaları hayata geçirirken, gençliği kazanmak bir yana onun geleceğini alabildiğine karartmış oldu. 
TEK ADAM TEK PARTİ REJİMİNİN İHTİYACI MI, GENÇLİĞİN İHTİYACI MI?
Önümüzdeki dönem “Metal yorgunluğu” vb. gerekçelerle AKP’nin bütün kadrolarını aşağıdan yukarıya yenileneceği dile getiriliyor. İl-ilçe yönetimlerinden, gençlik yönetimlerine bir değişimden söz ediliyor. Tek adam tek parti rejiminin ihtiyaçları doğrultusunda daha militan kadrolara ihtiyaç duyuluyor ve bunun yanında, rant-paylaşım ilişkilerinin de bu doğrultuda yenileneceğini görmek mümkün oluyor. Bunun getireceği yeni çatışmalar söz konusu olabilir, ancak aslında bu örnek ve bunun gibi onlarca örnek ( başta OHAL koşulları ) olmak üzere her şey “Reis için”… Yani tek adam tek parti rejiminin çıkarları için, ki o çıkarlar Türkiye’nin tekelci kapitalist sermayesi ve büyüklü küçüklü pek çok sermaye grubunun da çıkarıdır, her şey mübahtır. İşte tam da bu çıkarlarla, sınıfsal olarak da bu sınıfların karşısındaki bir konumda bulunan güçlerin çıkarları tam da bir çatışma içerisindedir. İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, yoksulların çıkarlarının karşısında; sermayenin ve tek adam rejiminin çıkarları. İşte bu noktada aslında kendi çıkarı doğrultusunda saf tutmak ve sorunların karşısında örgütlenmek de bir kaçınılmazlık oluyor…
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.