Mültecilerin aciliyeti vatandaşlıktan önce mülteci statüsü

Mültecilerin aciliyeti vatandaşlıktan önce mülteci statüsü

Mülteci çalışmalarıyla tanınan Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi ile mültecilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini konuştuk.

Metehan UD
İzmir

Bugün 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü... Dışarıdan en çok göç alan ülke konumundaki Türkiye’de, mülteciler, yoksulluk, güvencesiz çalışma, sömürü, nefret söylemleri ve linç girişimlerinin kıskacında Mülteci Günü’nü karşılıyor. 

İzmir’de sahada mültecilerle ilgili yaptığı çalışmalarıyla tanınan Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi ile mültecilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini konuştuk. Terzi, mültecilerin yaşadıkları sorunların kalıcı çözümü için vatandaşlık tartışmasından önce hükümetin mülteci statüsü  vermesi,  barınma, beslenme, eğitim, çalışma, sağlık gibi sosyal haklara erişimi sağlaması ve sosyal entegrasyonu sağlaması gerektiğini vurguladı. 

ÜLKEDE 3.5 MİLYON SURİYELİ VAR AMA STATÜSÜZ

Türkiye’de kayıtsız olanlar da dahil edildiğinde şu anda Türkiye’de 3.5 milyon Suriyeli yaşıyor. Resmi verilere göre Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 4’ünü, gerçek rakamlara göre ise yaklaşık yüzde 5’ini Suriyeli mülteciler oluşturmaktadır. Suriyeliler dışında da 400 bin civarında Irak, Afgan, İran, Somalili ve diğer ülkelerden mülteci bulunuyor. 

Ancak Türkiye, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin 1967 tarihli protokolüne koyduğu “coğrafi” sınırlamayla sadece Avrupa’dan gelenleri mülteci kabul ediyor. Türkiye’deki Suriyeliler ise 2014 tarihinde ‘geçici koruma statüsü’ kapsamında alındı. Ancak ‘geçici koruma statüsü’ Suriyelilerin Türkiye’de insanca bir yaşam kurmalarını sağlamadı. 

Üstelik hukuki entegrasyonun başlamaması sosyal entegrasyonu da engelledi. Artan kiraların ve işsizliğin sebebi olarak mültecilerin gösterilmesi, toplum içindeki kutuplaştırmayı arttırırken bu durum kimi zaman en ufak bir kavgadan bir linç girişimine dönebiliyor.  

‘KAMUSAL HİZMET YÖNETİCİLERİN İNSAFINDA’

  • Cem Terzi

Cem Terzi, Hükümetin Suriye politikasındaki hatalarını ve Suriyelilerin kalıcı olduğu gerçeğini çok geç kabul ettiğini ifade etti. “2011’den bu yana alınan acele kararlar, sürekli değişen tutumlar, bir türlü bir kurumsal çerçeve geliştirilememesi büyük sorun oluşturdu ve bu durum devam etmektedir” diyen Terzi, ‘geçici koruma statüsü’ altında sağlanan hak ve hizmetleri mültecilere duyurmak ve bilgilendirmekte de başarısız olunduğunu kaydetti. Dil engelini aşmak için etkin bir çalışma yapılmadığını, kayıt işlemlerinin  zor ve uzun süren çileli bir uğraşa dönüştüğünü de belirten Terzi, “Kamusal hizmetlere erişim ülke genelinde standartlaştırılamamış yerel yöneticilerin insafına terk edilmiştir. Mülteciler sürekli mağdur edilmiştir. Suriyeli mülteciler kendilerini Türkiye’de bir gelecek kurmak üzere güvende hissedememişlerdir” dedi.

‘VATANDAŞLIK YAPICI BİR ŞEKİLDE TARTIŞILMALI’

Hükümetin Suriyelilere vatandaşlık sorunu ile ilgili farklı zamanlarda farklı açıklamalar yapmasının hem Suriyelilerin hem de Türkiyelilerin aklını karıştırdığını da belirten Terzi “Özellikle seçim öncesine denk gelen açıklamalar muhalefet partileri tarafından olumsuz biçimde kullanılmış ve Türkiye toplumunun huzursuz olmasına yol açmıştır. Oysa, Türkiye’ye sığınan milyonlarca insanın vatandaşlıkla eşit statüde nasıl içerileceği çok önemli bir meseledir.Onları hem kendi ülkelerine yabancılaştırmadan özlemlerini, geri dönüş isteklerini yok etmeden, ama aynı zamanda insanlık dışı bir muameleye maruz bırakmadan konumlandırabileceğimiz bir düzenlemeyi nasıl yapılabileceğimizi açık ve yapıcı biçimde tartışmalıydık.  Bugün milyonlarca mültecinin sosyal entegrasyonu Türkiye’nin önündeki temel meseledir” dedi. 

‘ADIM ATILMAZSA GERİLİM ARTACAKTIR’

Türkiyeliler ile Suriyeliler arasındaki artan gerilime de değinen Terzi,  “Orta gelirli bir ülke olan Türkiye’nin çok kısa sürede dünyada en çok mülteci içeren ülke haline gelmesi ve bunun gereklerini yerine getirme sorumluluğunu üstlenmemesi toplumda derin bir endişeye nihayetinde son zamanlarda tepkiselliğe yol açmıştır. Mevcut politika sosyal entegrasyonun önünde büyük bir engeldir. ‘Suriyeliler işimizi kapıyor’ yakınmaları kulak arkası edilebilecek bir konu değildir. Devlet yeni istihdam yaratacak adımlar atmaz ise Türkiyeli ve Suriyeli emekçiler arasındaki gerilim aratacaktır” diye uyardı. 

‘BÜTÜN MÜLTECİLER İÇİN STATÜ SAĞLANMALI’

Vatandaşlık hakkı da dahil olmak üzere sosyal entegrasyon programları geliştirebilmek, mültecilerin yaşadığı sorunların göz önüne alınması ve toplumsal mutabakat ile hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Terzi şunları söyledi: “Hükümetin, mülteci statüsünü vermeden, ayrımcı, kısmi ve eksik vatandaşlık hakkı, meseleyi çözmekten çok uzaktır.  Öte yandan tüm mülteciler için vatandaşlık başvurusu hakkı tanınmadan bunun sadece bazı Suriyeliler için olması da başı başına bir sorun ve ayrımcılıktır. Vatandaşlığa geçiş, birlikte yaşam politikalarını geliştirmek için bir adım olarak düşünülmelidir.  Bu bağlamda barınma ihtiyacından beslenmeye, eğitime, iş hayatına, sağlığa kadar uzanan çok geniş bir yelpazede kişilerin haklara erişimi noktasında pek çok çalışma yapmak gerekiyor. Bu amaçla Göç Bakanlığı kurulması düşünülebilir.”

DÜNYA GENELİNDE MÜLTECİ SAYISI REKOR SEVİYEYE ULAŞTI

Birleşmiş Milletler’in 2016 zorla yerinden edilme raporuna göre, yaşadığı yeri terk etmeye zorlananların sayısı rekor seviyede. Rapora göre dünyada yerinden zorla edilmiş insan sayısı 65.6 milyona ulaştı. Yani Dünyadaki her 122 kişiden biri yerinden zorla edilmiş durumda. 

Bu rakamın 22.5 milyonu mülteci, 40.3 milyonu kendi ülkesi içerisinde göçe zorlanmış, 2.8 milyonu da sığınmacı. Mültecilerin, 5.5 milyonu Suriye, 2.5 milyonu Afganistan, 1.4 milyonu Güney Sudan’dan geliyor. 6.3 milyon Suriyeli ülke içerisinde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, bu durumun uluslararası diplomasinin başarısızlığını gösterdiğini söyledi. Grandi, “Yerinden edilen insanların bitmeyen savaşların sembolü” olduğunu dile getirdi. Grandi, yerinden edilenlerin yüzde 84’ünün yoksulluk içerisinde yaşadığına ve orta gelirli ülkelerden geldiğine dikkat çekerek bu rakamların müreffeh ülkeleri yalnızca daha fazla mülteci kabul etme konusunda değil ama barışa ve yeniden inşaya yatırım yapma konusunda teşvik edeceğini umduğunu söyledi.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.