Daha çok güneş daha çok D vitamini demek değildir!

Daha çok güneş daha çok D vitamini demek değildir!

Güneşin kendini en fazla hissettirdiği bahar ve yaz aylarında, güneşlenerek D vitamini alma konusunda dermatologlar uyarıyor.

Dermatologlar, bahar ve yaz aylarında  D vitamini alma konusunda uyarıda bulunuyor.

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Doç. Dr. Güneş Gür Aksoy “Güneş ışınlarıyla derimizden D vitamini yapılması çok cazip bir seçenek gibi görünse de, güneş ışınlarının deriyi bozarak yaşlandırması ve deri kanserlerine neden olabilmesi unutulmamalıdır” dedi. D vitamininin sadece güneşten elde edilmeyeceğini belirten Aksoy şunları söyledi:

NERELERDEN ALABİLİRİZ?

Güçlü ve sağlıklı olmak için D vitaminine ihtiyacımız var. D vitamini yağda çözünen bir vitamindir. Besinlerden ve takviye olarak dışardan aldığımız D vitamini bağırsaklardan emilir. Besinlerden özellikle yumurta sarısından, peynirden, somon, ton balığı gibi yağlı balıklardan, balık yağından, karaciğerden ya da etten D vitamini alabiliriz. Bunun yanında D vitamini güneş ışınlarının yardımıyla derimizde üretilir. Deriden yapılan öncü D vitamini karaciğer ve böbrekten geçerek aktif haline gelir.

‘BRONZLAŞMA HASARIN BELİRTİSİDİR’

Güneş ışınlarıyla derimizden D vitamini yapılması çok cazip bir seçenek gibi görünse de güneş ışınlarının deriyi bozarak yaşlandırması yanında, deri kanserlerine neden olabildiği unutulmamalıdır. Melanom son yıllarda daha sık rastlanan, ölümcül deri kanserlerindendir. En önemlisi daha çok güneş daha fazla D vitamini anlamına gelmemektedir. Deriden bir miktar D vitamini yapıldıktan sonra yapım durur, yıkım başlar. Dolayısıyla fazla güneş ışını aldığınızda D vitamini üretmediğiniz gibi zararlı, kanserojen olan güneş ışınlarına maruz kalmış olursunuz. Bronzlaşma derinizin güneş ışınlarından hasarlandığının belirtisidir ve deri koyulaştıkça da D vitamini yapımı gittikçe azalır. Dolayısıyla açık tenlilerde, saat 10.00-15.00 arasında 5 dakika sadece yüz, kollar, bacaklar güneş görse yeterlidir. Koyu tenlilerde ise 15 dakika yine bu bölgelerin güneş görmesi yeterlidir. Güneşten korunma her zaman esas olmalıdır. Gölgede kalınmalı, güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde 5-15 dakika dışında güneşe çıkılmamalıdır. Geniş kenarlı şapka kullanılmalıdır. Dışarı çıkmadan 30 dakika önce güneş kremi sürülmeli, 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Avustralya’da yapılan çalışmalar, güneş kremi kullananlarla kullanmayanların D vitamini düzeyinin aynı çıktığını göstermiştir. 50 yaş üzerinde deriden D vitamini yapımı ciddi oranda azalmaya başlar, ve yaş ilerledikçe deriden D vitamini yapımı daha da azalır.

SÜREKLİ GÜNEŞLENİRSEK DAHA ÇOK D VİTAMİNİ Mİ ÜRETİRİZ?

Bu durumda en doğrusu D vitamini düzeylerinizin doktorunuz tarafından ayarlanmasıdır. Doktorunuz ideal düzeylerde tutacak şekilde D vitamini takviyesiyle olması gereken düzeyde tutmuş olacaktır. Böylelikle güneş ışınlarıyla deriniz yaşlanmamış olacak ve karsinojen güneşten korunarak kanserlerden korunmuş olacaksınız.

D VİTAMİNİ SEVİYESİ NELERDEN ETKİLENİR?

Kişilerin D vitamini düzeylerini yaş etkiler, yaş arttıkça güneşten D vitamini yapılamaz hale gelir. Bunun dışında kişinin ten rengi önemlidir. Koyu tenliler aynı miktar D vitamini yapımı için daha uzun süreye ihtiyaç duyar. Obezitede D vitamini düzeyleri düşer. Güneşe yakınlık etkileyeceğinden yüksek rakımda daha çok D vitamini yapılabilir. Hava kirliliği güneş ışınlarını soğurduğundan D vitamini yapımı azalır. Besinlerle alınan D vitamini; ince bağırsaklardan emildiğinden bağırsak hastalıklarında, karaciğer ve böbrek hastalıklarında eksikliği görülebilir.

KİMLER RİSK ALTINDA?

50 yaş üzeri kişiler, örtülü kişiler, koyu tenliler, sadece anne sütüyle beslenen bebekler ve obezler D vitamini eksikliği riski altındadırlar.

D VİTAMİNİ FAZLASI DİYE BİR ŞEY VAR MIDIR?

D vitamini en çok sağlam ve güçlü kemiklerimizin olması için önemlidir. Bunun yanında depresyondan, hafızaya, saç dökülmesinden, kanser oluşumuna kadar (kolon, meme başta olmak üzere) otoimmün hastalıkların gelişiminde etkilidir. Ancak D vitamininin fazlasının da çok zararlı olduğu hatırlanmalıdır. Kalp ritm bozukluklarına ve böbrekte taş oluşumuna neden olabilir. Hatta pankreas kanseri gibi kanserlere neden olabileceğine işaret eden çalışmalar vardır. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net