'Halk yok, demokrasi yok, kadın yok!'

'Halk yok, demokrasi yok, kadın yok!'

Başkanlık sistemi için yapılan anayasa paketini kadın milletvekilleri değerlendirdiler: Halk yok, demokrasi yok, kadın yok!

Türkiye referandum gündemine kilitlenmiş durumda. Kadınlar, yapılan araştırmalarda ‘evet’ seçeneğine mesafeli yaklaşan en büyük kesimlerden biri. Kadınların bu sorgulamasında elbette kendi hayatlarında karşılaştıkları zorlukların payı büyük, ama bir yandan da bu anayasa değişikliğinin görüşüldüğü Meclis genel kurulunda yaşanan tablo hala akıllarda. Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka konuşma hakkını kullanabilmek için kendini kürsüye kelepçelemiş, AKP’li kadın milletvekillerinin saldırısına uğramıştı. HDP ve CHP’li kadın vekiller de duruma müdahale ederken şiddetin mağduru olmuştu. 

Kadın vekillerin saçlarından sürüklenerek, tekmelenerek söz hakkı kullanmaya çalıştığı, oy kullanma sırasındaki usulsüzlükler dile getirildiğinde “Size mi soracağız ulan” cümlelerinin ve yumrukların havada uçuştuğu ‘erkek’ Mecliste kadın hakları için en çok önergeyi veren, en çok söz alan kadın vekillere sorduk: Kadınların bu referandumda tutumu ne yönde olmalı? 

HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu “Kadınlar sokaklarda özgürce dolaşabilmek, tacize, tecavüze maruz kalmamak, emeklerinin karşılığını alabilmek için bu ‘tekçi değişikliğe’ hayır demeli” dedi. Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka “Kadının ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğü, kızların daha çocukken evlendirildiği, tecavüzün meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir düzene karşı kadınlar ‘hayır’ demeli” diye konuştu. 

FİLİZ KERESTECİOĞLU: TEKÇİ ZİHNİYETE EN ÇOK KADINLAR DİRENECEK

Elif Ekin SALTIK

Anayasa değişikliği paketi büyük kavgalarla Meclisten geçti. Şimdi bir halk oylaması yapılacak. Peki, büyük tartışmalar yaratan bu anayasa değişikliği önerisi kadın hakları açısından nasıl bir tablonun ifadesi?

OHAL şartlarında, eş başkanlarımız, milletvekillerimiz, grup başkan vekilimiz tutukluyken bu referandumun meşruiyeti ciddi olarak sorgulanması gerekiyor. Eşit, özgür, demokratik propaganda şartlarının sağlanması lazım. Birçok yerde insanların sadece ‘hayır’ dedikleri için gözaltına alındığı, ‘hayır’ oyu kullanacaklara ‘terörist’ dendiği bir ortamda meşru ve eşit bir propaganda yürütülemez. Öncelikle bunları tespit ederek başlamalıyız. 

Kadınlar yıllardır eşitlik özgürlük diyerek bir araya geliyor, mücadele veriyorlar. Kanun değişiklikleri sağladılar. Hep birlikte her kesimden kadın 25 Kasım’larda, 8 Mart’larda alanları doldurduk. Parlamentoda HDP olarak kadın grubunu kurduk. Bu grubu özellikle kadın dayanışması için kurduk. Eş başkanlık sistemimiz var. Bütün bunlar çerçevesinde ‘bu tekçi anayasa ne getiriyor’u cevaplayacak olursak; kadınlara getirdiği hiçbir şey yok. Aslında kimseye bir şey getirdiği yok. Sadece tek kişinin şu anda ağırlıkta kullandığı yetkileri yasallaştırmak, bakanları, yargıyı bağımlı hale getirmek, Meclisi feshedebilme hakkına sahip olmak gibi birçok yetkiyi tek elde toplayan, kuvvetler ayrılığını kuvvetler birliğine dönüştüren bir sistem.

YAŞAMLARIMIZA MÜDAHALEYE HAYIR!

Kadınlar yerel yönetimlerin güçlü olduğu, daha çok mahalle çalışmalarının yoğun olduğu yerlerde söz söyleyebiliyor. HDP belediyelerinde onlarca kadın eş başkanımız vardı ve şu an birçoğu tutuklu. Kadına yönelik şiddeti önlemek için kadın birimleri kurmuşlardı. ‘Bu şehirde kadınlar daha rahat nasıl yaşayabilir’ diye kadın gözüyle bakıyorlardı. Bütün bu çalışmaları tek bir kişiye, onun merkeziyetçi sistemine vermek aslında kadın çalışmalarını tamamen sabote eden bir şeydir.

Bir de kadınların yaşamlarına zaten çok fazla müdahale var, tekçi zihniyetle kadınların yaşamlarına daha da fazla müdahaleyi göreceğiz. Kadınların şiddete uğramasından iktidarın kadınları eşit görmeyen anlayışı da sorumludur. Çünkü öyle bir şey ki kadınları baskı altında tutarak sokağa çıkmasına izin vermeyen bazen bu anlayışın uygulayıcısı polis olabiliyor, bazen evdeki koca olabiliyor. Erdoğan bu yetkiyi tüm erkeklere vermiş durumda. Ve biz bunun resmileşmesini istemiyoruz.

Kadın-erkek eşitliğinin her alanda sağlanmasını, İstanbul Sözleşmesi’nin hayata geçirilmesini, özgür propaganda hakkımızı, özgür gösteri hakkımızı istiyoruz. Emek alanından tasfiye edilmek istemiyoruz. Çünkü bu krizde ilk tasfiye edilenler kadınlar olacaktır. Ve kadınlar olarak tek adam rejimine izin vermeyeceğiz.

KADINLARIN SÖZÜ DAHA DA KISITLANIR

AKP döneminde kürtaj yasası, istismar mağdurunun istismarcıyla evlendirilmesini içeren yasa teklifi kadınların mücadelesiyle geri çekildi. Peki, böyle bir anayasa kabul edilirse, kadınların mücadelesi, talep ettikleri haklar ne gibi zorluklarla karşılaşabilir?

Somut olarak kadınların hakları açısından bir değişiklik olacağını ifade etmek mümkün değil. Bağımsız ve tarafsız olmayan bir yargı, böyle bir anlayıştaki cumhurbaşkanının, böyle anlayışta olmasa bile tek bir kişinin -ki bu kişinin erkek olacağı çok açık- denetiminde olacak. Kadın cinayetleri davalarına baktığımız zaman yargının bu sistemden daha fazla etkileneceğini görmemiz mümkün. Kürtajla ilgili mesela bir şey gene gündeme geldiğinde kadınlar ne kadar karşı çıkarsa çıksın bununla ilgili daha kolay karar almaları mümkün. Bunları sonra değiştirmek, bunun için mücadele etmek daha fazla enerji gerektirecek, daha fazla zaman alacak. Ve bütün bunların denetimi de yok. Meclis bakanları denetleyemiyor, gensoru veremiyor, soruşturamıyor, cumhurbaşkanı bütün bakanları belirliyor görevden alabiliyor... Böyle bir sistemi düşündüğümüzde bu halkın önemli bir çoğunluğu kadınlar ve kadınlarla birlikte hiç kimse sözünü söyleyemeyecek duruma getirilecek. Kadınların erkek egemen olan bu düzende söz söylemeleri kolay değilken, bu değişiklik referandumda kabul edilirse her şey çok daha zor olacak.

Kazandığımız haklar gasp edilmek istenebilir. Ama ben yine inanıyorum ki biz kadınlar kazandıklarımızı asla geri vermeyeceğiz. Bunun için de sonuna kadar mücadele edeceğiz. O yüzden en çok da kadın cephesine güveniyorum. En fazla da kadınların bu rejime karşı duracağını düşünüyorum.

KADINLAR NEDEN HAYIR DEMELİ?

“KADINLAR sokaklarda özgürce dolaşabilmek için, emeklerinin karşılığını alabilmek için, eşit işe eşit ücret için, çalışma hayatında yer alabilmek, işlerini kaybetmemek hatta yeni iş alanları için, sokaklarda tacize tecavüze maruz kalmamak için, dayanışmasını büyütebilmek için, tek adamın değil daha çoğulcu rejimin hayata geçmesi için hayır demeli.” 

AYLİN NAZLIAKA: ‘BU, KADINI EŞİT GÖRMEYENLERİN ANAYASASI’

Tamer Arda ERŞİN

Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz olayları artıyor. Bu ortamda gündeme gelen Anayasa değişikliği, kadınların yaşadıkları sorunlar ve talepleri açısından ne ifade ediyor sizce?

Bu anayasada millet yok, demokrasi yok! Bu anayasada kadın hiç yok! O yüzden; eşitliği ve katılımcılığı yok edecek bu rejim değişikliğine karşı ilk sesini yükselten yine kadınlar oldu. Siyasi iktidarın 15 yıldır kadın hakları konusundaki tutumu çok net ve kendi içinde tutarlı. Kadını eşit birey olarak görmeyen, onu geleneksel roller içine hapsedip kamusal alandan tecrit etmek isteyen bir anlayışları var. Kürtaj tartışmasında “Çocuk niye ölsün, anası kendini öldürsün” diyen Belediye Başkanı hakkında tek bir işlem yapmayanlar, tecavüz mağduru kadın için “canım, onun da o saatte ne işi varmış” diyenler, kadını bir eşya gibi görenler, “çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin” diyerek açık açık “Biz sizin çocuklarını koruyamıyoruz, başınızın çaresine bakın” pervasızlığı gösterenler kadın sorunlarına nasıl çözüm üretebilir ki? 

‘İTAAT ET, RAHAT ET’ ANAYASASI

Peki, bu anayasa değişikliğiyle ne hedefliyorlar?

Hedefledikleri rejim değişikliği, Başbakanın da açıkça söylediği gibi; “İtaat et, rahat et” mantığına dayanıyor. Bizim gibi “itiraz et, hakkını talep et” diyenleri sindirmek, susturmak istiyorlar. Hatırlarsınız, Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığı döneminde “bitaraf olmayan bertaraf olur” demişti. Bu cümleyi söylediği yer ve zamana bakınca, aslında “bizden yana taraf olmayan yok olur” mesajını vermek istediği hemen anlaşılıyor. Bu anayasayla “bertaraf etme” halini resmileştirmek istiyorlar. Kavga dövüş Meclisten geçirdiler, şimdi halkın onaylamasını bekliyorlar. Varlığını esarete boyun eğmemek üzerine kurmuş olan Türkiye, şimdi yeniden padişahlık hayalleri kuranlara bu ülkeyi teslim edecek öyle mi? Saraydan alınıp millete verilen egemenliğin yeniden saraya teslim edilmesine izin vermeyeceğiz. 

DAHA ÖNCE DE ‘HAYIR’ DEDİK, BAŞARDIK

Kadının ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğü, kızların daha çocukken evlendirildiği, tecavüzün meşrulaştırılmaya çalışıldığı, çocuklarımızın cemaat yurtlarına mahkum edildiği bir Türkiye inşa etmek istiyorlar. Buna dur demenin yolu ‘hayır’ oyundan geçiyor. Ben bunu başaracağımıza inanıyorum; çünkü daha önce kürtajı yasaklayacağız dediler; ‘hayır’ dedik. Başardık. Ağır tahrik indirimleri dediler; ‘hayır’ dedik. Başardık. Tecavüzcüleri aklayacağız dediler; ‘hayır’ dedik. Başardık. Bu sefer de ‘diktaya hayır’ diyeceğiz ve başaracağız. Çünkü özgürlüğünü ısrarla arayan bir kadının gücü, köleliği benimsemiş on binlerin gücünden fazladır!

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.