25 Kasım’ın ardından: Her halde direniyoruz!

25 Kasım’ın ardından: Her halde direniyoruz!

15 Temmuz, OHAL, öncesi ya da sonrası. Kadınlar daha çok öldürülüyor, şiddete, tecavüze maruz kalıyor, ama her halde direnmek için de birleşiyor.

Sümeyye YEŞİL

2015 yılında toplam 303 kadın öldürüldü. Öldürülen kadınların yüzde 43’ü evliydi, yüzde 14’ü yaşamında en az bir kere evlilik yapmıştı ve yüzde 29’u ise hem evli hem de anneydi. Bitmedi tabii, 2016’nın 11 ayında 236 kadın öldürüldü. Bu istatistikler gösterdi ki kadına yönelik şiddet azalmıyor, tersine her geçen gün daha da artıyor.

Bununla da bitmiyor. Ev işlerini kadın yapar, ocağın altını kadın yakar, çayı demler, çocuk bakar… Kocasının sözünden de çıkmaz tabii. Siyasi iktidarın temsilcileri kürsülerden, onların sözcüsü bilirkişi imamlar televizyonlardan bu rolleri pekiştiriyor sürekli. Kadının haklarını fıtratıyla sınırlayan, bunu da değişmez bir doğa kanunu gibi anlatanlar her gün biraz daha cesaretlendiriyor erkekleri.

KADINLAR NE İSTEMEZ?

Trajikomik anketler yapılır ya sürekli, “Kadınlar ne ister?” diye sorular olur. Hatta katılanların bir kısmı “Ne istediğini onlar da bilmez” diye cevap verir alaycı bir şekilde. Bir kere de “Kadınlar ne istemez?” diye sorsalar ya… Ben söyleyeyim, ev işleri onlara yük olsun istemezler mesela. Evde bakım işleri, işyerinde esnek, kuralsız çalışma hiç de hak ettikleri değildir… Geç vakitte dışarı çıktıkları için türlü tehlikelere göğüs germek istemedikleri gibi, bu yüzden hep birilerine bağlı yaşamak zorunda kalmayı da istemezler... Hiçbir alanda tanınmayan iradesinin çocuk yaşta evlendirildiğinde, bu suçun faili erkekleri aklamak için “rızası var” biçimiyle tanınmasını istemez hiçbir kadın… Çocuk gelin Songül A. daha 20 yaşında, dört yıllık eşi tarafından bıçaklanarak öldürülmeyi istemezdi mesela…

HESAP SORMAK BİZE DÜŞTÜ

“O şeytan ölmeli, yaşamaya hakkı yok” denilerek darp edilen Ayşegül Terzi’nin suçu şort giymek miydi peki? O tekme sadece Ayşegül Terzi’ye atılmadı. Kadın kimliğine yapılan hakaretti. Bu durumda bize de birlik olmak düştü. Onu fuhşa zorladığı için kocasını öldüren Çilem’in mücadelesine sahip çıkmak da boynumuzun borcu oldu. Bitmedi daha… Polis kurşunuyla acımasız bir şekilde katledilen Dilek Doğan’ın ölümüne de sessiz kalmadık elbette. Henüz 20 yaşındaydı Özgecan Aslan! Vahşi bir şekilde önce tecavüz edilmeye çalışıldı, ardından bedeni diri diri yakıldı… Çünkü Türkiye’de hiçbir zaman tacizciler, tecavüzcüler, katiller adaletli bir şekilde yargılanmamıştı. Hatta bir de iyi hal indirimleri vardı… O yüzden, Özgecan’ın küllerle kaplı bedeninin hesabını sormak da biz kadınlara düştü.

NE ONLAR DURDU NE DE BİZ SUSTUK!

Yaşarken kadınların mücadelesine omuz vermiş, kendileri de şiddetin başka bir biçiminde hayatını kaybetmiş arkadaşlarımızı da aldık aramıza, Şebnem’in, Dilan’ın, Elif’in ve daha adını sayamadığım nice kadının sesi olduk. Kadına yönelik her türlü şiddette daha da yükselttik sesimizi. Daha büyük öfkeyle çıktık sokaklara... Sesimizin en çok kısılmaya çalışıldığı, dayanışmamızın ve örgütlenmemizin önüne engeller konulduğu, üzerimize çöken karanlığa daha fazla teslim olmamız dayatılan, “olağanüstü haller” diye tarif edilen günlerde, “Her halde direniyoruz” demek için birleşmenin günü oldu bu 25 Kasım!

Ve şiddete, tacize, tecavüze “dur” demek için, kadınların özgürce yaşadığı bir dünya talep etmek için evimizde, işyerimizde, okulumuzda, kısaca bulunduğumuz her alanda yılmadan mücadeleye devam edeceğiz.

 

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Aralık 2016 00:56
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.