Talabani’nin istifası neyin göstergesi?

Talabani’nin istifası neyin göstergesi?

Nuri el Maliki liderliğindeki merkezi Irak hükümeti ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında boy gösteren sorunlar son dönemlerde aleni bir şekilde tartışılıyor. Tartışmanın Kürt cephesine yansıyan kesimi, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin istifa dilekçesini Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’

Fehim Işık

Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani, 23 Mayıs günlü Hewelati gazetesindeki açıklamasında, “Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani tarafından imzalanan istifa dilekçesi Mesud Barzani’ye sunulmuş durumdadır. Bu dilekçe, merkezi hükümet ile bölgesel yönetim arasında yaşanan sorunların tartışıldığı bu günlerde Kürt tarafının değerlendireceği önemli bir kozdur” diyor. Neçirvan Barzani devamla, “Celal Talabani’nin istifa dilekçesi gerektiğinde kullanılmak üzere Mesud Barzani’ye sunulmuştur. Bu durum aynı zamanda Kürtlerin, özellikle de Kürdistan Demokrat Partisi (PDK) ve Kürdistan Yurtseverler Birliğinin (YNK) ortak hareket etme konusunda farklı düşünmediklerinin de önemli bir göstergesidir,” açıklamasını yapıyor.

Neçirvan Barzani’nin aynı açıklamada dikkat çeken bir başka sözü de, merkezi hükümet ile IKBY arasındaki sorunların giderilmesine dönük. Başbakan Barzani, bu konuda da şunları söylüyor: “Sorunların çözümü için komiteler oluşturulmasının ve kağıt üzerinde resmi kararlar alınmasının yeterli olmayacağına inanıyoruz. Belki toplumsal sorunları değerlendirip çözüm yollarını bularak yaşama geçirecek yeni bir kuruma ihtiyaç vardır.”

SORUNLAR BİR GÜNDE ORTAYA ÇIKMADI

Irak’ta bugün gelinen durumu anlamak için özellikle Maliki’nin başbakan olarak atandığı son seçim sürecinde yaşananlara kısaca göz atmakta yarar var. Çünkü bu sorunlar hemen bir günde ortaya çıkmış değil.

Meşakkatli bir süreç sonrasında oluşturulan yeni Irak Anayasasının 140. maddesi Kerkük’ün statüsünün belirlenmesi için bir referandum yapılmasını öngörüyordu. Irak genel seçimlerinden önce yapılması gereken referandum iki kez ertelendi ve nihayetinde seçimler sonrasına bırakıldı. Irak genel seçimleri Kürtlerin merkezi parlamentodaki temsiliyet oranını bir önceki döneme göre biraz geriletse de Kürtlerin kilit rol oynamalarını engelleyemedi. Şii ve Sünni Araplar arasındaki yeni sayısal tabloda Kürtler, önemli bir denge unsuru durumundaydılar.

Şii ve Sünni Araplar bir türlü uzlaşamıyorlardı. Öncelikle yeni cumhurbaşkanı seçildi. Türkiye’nin ‘muhalefetine’ rağmen Kürtler cumhurbaşkanlığı makamını tartışma konusu yapmadı ve geri adım atmayarak Talabani’nin ikinci kez cumhurbaşkanı olmasını sağladı. Kürtlerin arabuluculuğu ve uzlaştırıcılığı ile 10 ay gibi uzun bir süre sonrasında kurulan ortak hükümette, Kürtler önemli bakanlıkları tekrar geri almayı da başardı. Buna rağmen oluşan tablo ABD’nin de etkisiyle ortaya çıkan zımni bir durumdu ve çok geçmeden sorunlar baş göstermeye başladı.

HÜKÜMETİN KURULUŞU SORUNLARI ÇÖZMEDİ

Kerkük’ün statüsünün belirlenmesi Anayasaya rağmen hep ertelendi. Merkezi hükümet peşmerge ordusuna verilmesi gereken ödeneği önemli oranda azalttı ve giderek tamamen kesti. Merkezi hükümetin bölgesel yönetime vermesi gereken ödenekler de azaltılmaya ve giderek verilmemeye başlandı. IKBY de buna karşın dış ülkeler ve şirketlerle özel anlaşmalar imzalayarak kendi pazarını oluşturma konusunda adımlar attı.

Mesut Barzani’nin deyimiyle Maliki, Kürtleri yeniden Saddam dönemine taşıyacak adımlar atıyordu ve bunun alt yapısını adım adım oluşturuyordu. Aynı Maliki, Sünnilerin desteklediği ve Talabani’nin yerine Türkiye tarafından ısrarla cumhurbaşkanı olması istenen Tarik Haşimi ile, dolayısıyla Sünnilerle de sorunlar yaşamaya başladı. Maliki, Arap ülkelerinde yaşanan ayaklanmalar sonrasında Ortadoğu’da oluşan yeni dengeleri gözeterek, bu arada arkasına İran ve Suriye’yi de alarak Irak’ın tek hakimi olmak için çabalıyordu. Tarık Haşimi hakkında verilen tutuklama kararı sonrasında Haşimi’nin Kürdistan Bölgesine sığınması, merkezi hükümet ile bölgesel yönetim arasındaki bağları neredeyse tümden kopardı denebilir.

TARAFLAR KOZLARINI OYNUYOR

Taraflar şu anda birbirlerine karşı kılıçlarını çekmiş durumda. Maliki Kerkük’ü ansızın ziyaret ederek kendi yetkisi dahilindeki bazı atamalarla Kürt yöneticileri görevden alıyor. Öte taraftan Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından reddedilse bile Kürt emniyet güçlerinin Kerkük’te Maliki lehine uygulamalar geliştiren bazı Arap yöneticileri tutuklayarak Kürdistan’a getirdiği ve gözaltında tuttuğu iddia ediliyor. Bunlar dışında da farklı iddialar karşılıklı olarak dillendiriliyor.

Dillendirilen iddialardan biri de Kürdistan Bölgesel Yönetiminin ağırlıklı gücü PDK ile YNK arasında görüş ayrılıklarının olduğu üzerineydi. Öte yandan bizzat Maliki’nin ağzından, Irak merkezi hükümetinin oluşumu döneminde bölgesel seçimde önemli bir başarı elde eden Noşirvan Mustafa liderliğindeki Goran Hareketinin merkezi hükümete bakan vermesinin Mesud Barzani tarafından engellendiği iddia edildi.

Goran Hareketinin sözcüleri merkezi hükümette kendi istekleriyle yer almadıklarını açıklayıp Maliki’yi yalanladılar. Goran’ın açıklaması ve Talabani’nin istifası dilekçesini Mesud Barzani’ye sunması, en azından bu aşamada net bir biçimde gösterdi ki Kürtler Maliki’ye ve Şii Arap milliyetçiliğine karşı yek vücut davranacaklar.

Elbet sorunun tarafları yalnızca Kürtler ile Şii ve Sünni Araplar değiller. Belki ayrı bir değerlendirme konusu olabilir ama bilmek gerekir ki Türkiye başta olmak üzere bölge devletleri, ABD, Rusya, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler sorunun şu veya bu biçimiyle içindeler.

Tarafların masaya sürdüğü kozlar arasındaki bir diğer önemli gelişme ise Mesud Barzani’nin bağımsızlık kartını ortaya sürmesi. Bilindiği gibi Barzani, geçtiğimiz ay “Merkezi hükümetle yaşadıkları sorunlar devam ederse Eylül 2012’de halka gideceklerini” açıkladı. Hemen arkasından ise Talabani, “Bağımsızlığın ilan edilmesinin kolay olmadığını” ve “Böylesi bir ilanı doğru bulmayacağını” söyledi.

Şimdiye kadar Iraklı Şii ve Sünni Arapların adeta zamkı durumunda olan Kürtler ne oldu da bağımsızlık kartını ortaya sürdü? Talabani ve Barzani arasında gerçekten bir ayrılık var mıydı? Şunu bilmekte yarar var. Irak’ın parçalanmasının nedeni Kürtler olmayacak. Şii ve Sünni Araplar arasında yaşanan sorunlar, Maliki’nin diktatoryal eğilimleri Irak’ın parçalanmasının, dolayısıyla Kürtlerin bağımsızlığa gidecek yolu zorlamalarının temel nedenidir. (İstanbul/EVRENSEL)


KÜRTLER ARASINDA AYRILIK YAŞANIR MI?

Bir diğer önemli durum, Talabani ve Barzani arasında, hatta bu ikisi dışındaki diğer Iraklı Kürt siyasal yapıları arasında ciddi bir ayrılığın yaşanmayacağına dair gelen işaretler. Örneğin bölgesel konularda IKYB ile ciddi sorunlar yaşayan Goran hareketi bile stratejik konu olarak değerlendirdiği bu tartışmalarda, Bölge Başkanı Barzani ile düzenli istişare içindedir. PDK ve YNK’nin polit büroları uzun dönemdir stratejik konuları ortak politbüro toplantılarında değerlendiriyor. Bunlar Kürtlerin elini güçlendiren durumlar. Bu minvalde, eğer Kürtler stratejik olarak tasarladıklarını yaşama geçirir ve Maliki’nin temsil ettiği diktatoryal anlayışın altını boşaltarak zayıflatırlarsa - ki Talabani’nin istifasını gerektiğinde kullanılmak üzere Mesud Barzani’ye sunması bu açıdan önemli bir göstergedir- Irak birlikte yaşamın güçlü bir deneyimi olarak tarihteki yerini alır. Ama bu yaşama geçmez ve Maliki egemenliğini pekiştirmek için aralarında Kürdistan Bölgesi’nin bombalanmasına kadar gidebilecek çılgın fikirlerini yaşama geçirme konusunda adımlar atmayı sürdürürse, görünen o ki Irak ‘üç artı yarım’ devlete parçalanır. Bu aşamada Kürtler ile Şii ve Sünni Arapların yanı sıra kimsenin denetiminde olmayan bir Kerkük’ün ortaya çıkması da kuvvetle muhtemeldir. Kim bilir, Türkiye’nin Irak Kürdistanı Bölgesi’nden bakıldığında bağımsızlık yanlısıymış gibi değerlendirilmesinde, belki de Kerkük’ün bu özel durumunun da bir payı vardır!

www.evrensel.net