Gazetecilere saldırılar her yerde artıyor

Gazetecilere saldırılar her yerde artıyor

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Uluslararası Af Örgütü, dünya çapında basının durumunu mercek altına aldı. Örgütün hazırladığı rapor, Pakistan’dan Kolombiya’ya, Meksika’dan Sudan’a, Doğu Avrupa’dan Ortadoğu’ya basın kuruluşlarında çalışan gazet

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Uluslararası Af Örgütü, dünya çapında basının durumunu mercek altına aldı. Örgütün hazırladığı rapor, Pakistan’dan Kolombiya’ya, Meksika’dan Sudan’a, Doğu Avrupa’dan Ortadoğu’ya basın kuruluşlarında çalışan gazeteciler, taciz, saldırı, adil olmayan mahkumiyetler ya da sadece işlerini yaptıkları için ölümle karşı karşıya kaldığını gösterdi.

RAPORDAN DETAYLAR

Azerbaycan’da Arap Baharı’ndan ilham alan protesto dalgası bir kısıtlamayı da beraberinde getirdi; hükümet karşıtı protestolar yasaklandı ve bu protestoları düzenleyen 14 kişi uzun dönemli hapis cezalarına mahkum edildi. Yıl boyunca gazeteciler ve aktivistler hak ihlallerini ortaya çıkardıkları için uydurma suçlardan taciz ve gözaltı ile karşı karşıya kaldı. Özbekistan ve Türkmenistan bağımsız sesleri susturmaya devam etti; eleştiriyi gizli tutmaya çalıştı.
Tunus ve Libya gibi 2011’de ayaklanmaların yaşandığı ülkelerde basının ifade alanı değişim gösterse de basın özgürlüğü üzerindeki yasal ve diğer kısıtlamalar bölgede yayılmaya devam etti. İran’da yetkililer internetin kullanımı üzerindeki geniş çaplı kısıtlamalarını korudu ve ülke çapında yeni geliştirilmiş bir Siber Polis’i devreye soktu. Suudi Arabistan’da hakaret içeren ya da şeriat yasalarıyla çelişen dokümanlar basmaya yeni cezalar getirildi.
Blog yazarları ve gazetecilere yönelik saldırılar geçen yıl da bölgede oldukça yaygındı. Suriye’de devam eden çalkantılı dönemde, Libya’da 2011’de yaşanan çatışmalarda ve Mısır, Yemen, Bahreyn ve Tunus’taki ayaklanmalar sırasında gazeteciler öldürüldü ya da keyfi gözaltı, işkence ya da tacize maruz bırakıldı. Ayaklanmalar sona erene kadar hak ihlalleri devam etti. Mısır’da askeri yetkilileri eleştiren gazeteciler ve blog yazarları sorgulanıp gözaltına alınırken, Tunus’taki basın emekçileri kamu düzenini ya da ahlakını bozmakla suçlandı.
İran, Irak, Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’deki gazeteciler ve yazarlar da genelde yetkililere yönelik eleştirel düşüncelerini dile getirdikleri zaman keyfi olarak gözaltına alındı ya da tacize uğradı.
Latin Amerika ve Karayipler’de, gücün kötüye kullanımı, insan hakları ihlalleri ve yolsuzlukları ortaya çıkarmaya çalışan muhabirler saldırıların ve tacizlerin hedefi oldu.
Meksika, Amerika kıtalarında basın çalışanları için en tehlikeli yerlerden biri haline geldi; özellikle ülkenin kuzeyi risk altında. 28 Nisan’da gazeteci Regina Martinez’in cesedi Veracruz’daki evinde bulundu. Regina, 30 yılı aşkın süredir Proceso adlı siyasi bir derginin muhabirliğini yapıyordu ve  güvensizlik, uyuşturucu kaçakçılığı ve yolsuzluk üzerine haberler hazırlıyordu. Yerel yetkililer bu öldürme olayını araştıracaklarını söyledi.
Bu sırada Meksika Senatosu tehdit alan gazeteci ve insan hakları aktivistlerini koruyacak yeni bir yasayı onayladı. Fakat Meksika basın çalışanlarının, mesleklerini icra ederken inanılmaz bir tehlike altında oldukları tek ülke değil.
Honduraslı bir gazeteci ve insan hakları aktivisti olan Dina Meza, 2012 yılının başında bir dizi cinsel taciz tehdidi aldı. 6 Nisan’da oturduğu mahallede çocuklarıyla yürürken iki adamın kendilerini fotoğrafladığını fark etti.
Afrika, dünyada gazeteciler için en tehlikeli yerlerin bulunduğu kıtalardan biri. Etiyopya ve Gambiya gibi ülkelerde gazeteler, televizyon ve radyo kanalları güvenlik ajanları tarafından muhaliflere göz açtırmamak için sıkı bir şekilde denetleniyor.
Ruanda ve Etiyopya’da gazeteciler hükümet politikalarını eleştirdikleri, barışçıl protestolarında yapılan çağrıları haber yaptıkları ya da kıdemli yetkililere yönelik yolsuzluk suçlamalarını haberlerine konu ettikleri için  kovuşturmaya tabi tutuluyor ve uzun hapis cezalarına mahkum ediliyor.
Sudan’daki yetkililer ise bağımsız gazetecilerle başa çıkmak için yaratıcı çözümler buluyor; bunların arasında yasaları yanlış kullanarak gazetecilerin haber yapmasını engellemek ve kendilerini eleştirenlere para cezası uygulamak bulunuyor.
Gambiya ve Somali’de gazetecilerin içinde bulunduğu durum o kadar tehlikeli ki, hayatlarından endişe ettikleri için çoğu sürgüne gidiyor. Diğerlerinin ise ülkeden bağımsız bir şekilde haber yapmalarını engellemek için hükümet onları tutuklamalarla karşı karşıya bırakıyor. 2007’den bu yana en az 27 gazeteci Somali’de öldürüldü; üçü son altı ayda Mogadişu’da hedef oldukları saldırılarda öldürüldü.
Bir haber portalı ve Radyo Galkayo için muhabirlik yapan Ali Ahmed Abdi, silahlı üç adam tarafından 4 Mart’ta Somali’nin merkezindeki Galkayo şehrinde öldürüldü. 5 Nisan’da Radyo Shabelle için çalışan muhabir Mahad Salad Adan, Etiyopya sınırındaki Beletweyne şehrinde kendisine saldıran üç kişi tarafından vurularak öldürüldü. Bu öldürmelerle ilgili kimse adalete teslim edilmedi.

EN TEHLİKELİ ÜLKE PAKİSTAN

Sadece 2011’de 15’inin öldürüldüğü Pakistan, dünyada gazeteciler için en tehlikeli yer.
Bu yıl 17 Ocak’ta Dünya TV ve Deewa radyosu için çalışan bir muhabir olan Mukarram Aatif, Peşaver’in 30 kilometre uzağında bulunan Şabkadar kasabasında akşam namazı sırasında Pakistan Taliban üyeleri tarafından vurularak öldürüldü. Bir Taliban sözcüsü daha sonra yaptığı açıklamada grubun Aatif’ı “birkaç kez Taliban karşıtı haber yapma konusunda uyardığını ama kendisinin aynı şekilde davranmaya devam ettiğini ve sonunda eceli ile buluştuğunu” söyledi.
Tıpkı Çin’de olduğu gibi Sri Lanka’daki gazeteciler ve blog yazarları e-postalarının izlendiği ve telefonlarının dinlendiği korkusu altında çalışıyor.
Çoğu ülkede yetkililer gazetecilere yönelik hak ihlallerini yeterince soruşturma konusunda başarısız. Örneğin Filipinler’de Benigno Aquino’nun 2010’da devlet başkanı seçilmesinden bu yana en az 12 gazeteci kimliği belirlenemeyen adamlar tarafından öldürüldü ve hiçbiri adalete teslim edilmedi.
İnternet üzerinden gazetecilik yapanlar ve aktivistler de aynı zamanda 2011 boyunca Asya’da çeşitli ülkelerde hak ihlallerine maruz kaldı.
513 milyon internet kullanıcısı olan Çin’de yetkililer insanların internette ne okuyup ne söyleyebileceğini sıkı bir şekilde kontrol etmenin yollarını aradı.
Hükümetin hassas saydığı konuları kaleme alan blog yazarları güvenlik güçleri tarafından rutin bir şekilde iznleniyor, sorgulanıyor ve taciz ediliyor, bazı vakalarda ise kayıplara karışıyor. (DIŞ HABERLER)

www.evrensel.net