17 Mayıs 2016 04:44

‘Ankara’nın el yordamıyla koşan çocukları’

Görme engelli 5 koşucunun, madalya aldıkları güne kadarki gelişimleri, 'El Yordamıyla Koşan Çocuklar' fotoğraf sergisinde gözler önüne serildi.

Paylaş

Sultan ÖZER
Birkan BULUT
Ankara

Damla, Buse, Kürşat... Onlar “El Yordamıyla Koşan Çocuklar”dan sadece üçü. Kendi dallarında Türkiye birincisi, ikincisi ve üçüncüsü pırıl pırıl çocuklar. Hem okullarında başarılılar hem koşuda. Onlar binlerce, milyonlarca engelliden ‘şanslı’ olanları.
Sporcu çocuklarla, Dikmen Halkevinde açılan “Şampiyonlar Kulübü’nün El Yordamıyla Koşan Çocukları” sergisinde tanışıyoruz. Biraz utangaç, ama mutlu ve umutlular.

KOŞMAKTAN MUTLULAR

Damla Karaçay 11 yaşında, 5. sınıfa gidiyor. Babası Kıbrıs çıkartmasında yaralandığı için gittiği kolejin parasını devlet karşılıyor. Damla,  erken doğum nedeniyle göz hücreleri gelişmediği için ancak yüzde 10 düzeyinde görebiliyor. Devlete göre ise görme oranı yüzde 50.  Damla, “100-200  metrede Türkiye üçüncüsü oldum. ODTÜ’de 10 bin 400 metrede koştum ve 3. oldum. Gelecekteki hedefim uluslararası koşucu olmak. Beysun hocayla birlikte çok güzel koşuyoruz. Ben koştuğumda çok mutlu oluyorum. Çünkü koşunun bana verdiği öz güvenle içimdeki kötü hisleri atıyorum, geriye iyi hisler kalıyor” diye anlatıyor duygularını.
Ece Çelebi ise lise birinci sınıf öğrencisi ve gözleri hiç görmüyor, küçükken geçirdiği trafik kazasında kaybetmiş gözlerini. Ece, “Mersin’de 100-200 metrede birincilik aldım. Koşmak bana çok mutluluk veriyor, kendimi daha öz güvende hissediyorum” diyor.
Kürşat Özcan da görmüyor, ancak bir gün sırt üstü yatarken, bir ışık fark ediyor. Sağ gözünden ameliyat oluyor. İkinci bir ameliyat gerekiyor.  Bu çocukları bir araya getiren ise spor, yani koşu.
ANNESİ GÖZLERİNİ
KAYBEDİNCE...
Beysun İlalan profesyonel sporcu, uzun mesafe koşucusu.  Uzun yıllardır göremediği annesi ile buluştuğunda, annesinin bir gözünün hiç görmediğini, diğerinin ise yüzde 5 oranında ancak gördüğünü öğreniyor, kendi deyimi ile “yıkılıyor”. Görmenin ne kadar önemli olduğunu o zaman anlıyor ve görme engelliler için bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyor.
Uzun yıllardır koştuğunu ve bunun kendisine mutluluk verdiğini, hayatla kolay baş edebildiğini anlatıyor İlalan ve istiyor ki, görmeyen çocuklar da koşsun, mutlu olsun, öz güven kazansınlar... Ankara’da Gören Kalpler Eğitim Derneği aracılığıyla görme engelli çocuklarla, aileleri ile iletişime geçiyor. Sonrasını Beysun İlalan’dan dinliyoruz; “Aileler önce bana sıcak bakmadılar, haklılar çünkü ‘çocuklarımız düşebilir, zarar görebilir’ kaygıları var. ‘Nerede çalıştıracaksınız, kapalı mı açık mı?’ diye soruyorlar. Ben ailelere Anıttepe parkurunda çalıştıracağımı, çocukları kendilerinin getirip, saha kenarında bekleyebileceklerini söyledim. Aileler bir bir gelmeye başladılar. Çığ gibi büyüdü.”

ÇOCUKLARLA TEK TEK İLGİLENİYOR, EĞİTİYOR

Çocuklarla tek tek ilgileniyor, parkuru tanıtıyor, yere nasıl basacaklarını,  vücutlarını nasıl tutmaları gerektiğini, koşarken ellerini ne yapacaklarını... birçok şeyi yaparak gösteriyor. Onlarla birlikte kollarında bant takılı koşuyor, sonra yalnız koşturuyor. “Hadi Buse, hadi Buse. Parkurdan çıkma, sağa kay, şimdi düz koş, çizgiden sapma” gibi talimatlarla çocukları yalnız koşturduğunu da anlatıyor İlalan. Sayı artınca tek başına yetişemez oluyor  ve kendisi gibi profesyonel sporcu arkadaşlarından destek alıyor. Tüm bunları kendisi de arkadaşları da gönüllü üstleniyorlar. Şimdi her ne kadar lisanslarını dernek aracılığıyla Yenimahalle Belediyesi üstlense de başarılarından gurur duyduğu 5 koşucusu olduğunu anlatıyor Beysun İlalan. Çalıştırdığı 5 çocuktan çok umutlu, “16 yaş altı için bir atletizm okulu” da istiyor İlalan.

ENGELLİ ANNENİN BAŞARISI

Damla’nın annesi Neşe Karaçay ise bir yandan kızını spora getirip kenarda beklerken, bir yandan da çalışmaları fotoğraflıyor. Zaman zaman bu fotoğrafları facebookta da yayımlıyor. Böylece kızının gelişmesini izliyor. Beysun İlalan’ın teşvikiyle çektiği fotoğrafları sergilemeye karar veriyorlar. İlalan, “Çocukların ilk günden bugüne gelişimini fotoğraflardan çok iyi anlıyoruz. ‘Çocuklar çok gelişmişler, sen de güzel fotoğraf çekmişsin. Gel fotoğraf sergisi açalım’ dedim. Ve biz el birliği ile fotoğrafları evde bastık, kartonlara yapıştırdık, sergiyi hazırladık. İki gün Yenimahalle Belediyesinin Nâzım Kültür Merkezinde iki gün sergiledik, ancak fazla pahalı geldi. Sümer Teyze de ‘gel kızım Dikmen Halkevinde bu işi parasız yapalım’ deyince burada açtık sergiyi” diye anlatıyor ve ekliyor; “Hepsini yapıştır, temizle, imece usulü, el birliği ile yaptık”
Neşe Karaçay, engelli annesi, özellikle de görme engelli annesi olmanın zorluklarından da söz ediyor ve devletin engellilere destek olmasını istiyor.
Engelli çocuğu olan aileleri akrabalarının da dışladığını, ailelerin de bundan dolayı çocuklarını bir yere götürmediğini, eve kapandıklarını anlatan Neşe Karaçay, kızından ve diğer gençlerden umutlu olduğunu, desteklenirlerse ileride daha da başarılı olacaklarını söylüyor.

‘ONLARDAN IŞIK ALIYORUZ’

Sergiye ev sahipliği yapan Dikmen Halkevi Başkanı Serdar Kibar, “gönül gözüyle gören kardeşlerimiz için bu çalışmayı yaptık” derken; Sümer Teyze de “Biz onlardan ışık alıyoruz, onlar bizden sevgi bekliyorlar. Elimizden geldiği kadar sevgimizle onların ışığını birleştirerek varız diyor.

ÖNCEKİ HABER

‘Unutulan insanlık’ sergisi Adana’da

SONRAKİ HABER

Ordu Çevre Derneği: Taş ocağı tarafından oyulan Kurul Kalesi'ne sahip çıkalım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa