Bu kadar ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya rağmen

Bu kadar ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya rağmen

Ben çalıştığım işyerinde Cizre için toplanan yardımlardan söz etmek istiyorum. Çalıştığım ortamdaki arkadaşların Cizre’ ye destek için duyarlı olmalarından dolayı hem sevinçli hem de çok üzgünüm.


Merhaba Ekmek ve Gül okurları,
Ben çalıştığım işyerinde Cizre için toplanan yardımlardan söz etmek istiyorum. Çalıştığım ortamdaki arkadaşların Cizre’ ye destek için duyarlı olmalarından dolayı hem sevinçli hem de çok üzgünüm. 
Sevincim; bizi bu kadar ayrıştırmaya ve kutuplaştırmaya çalışmalarına rağmen duyarlı insanların halen daha var olması (Halen diyorum çünkü medyanın insanları yalan yanlış bilgilerle nasıl yönlendirdiğini çok iyi biliyoruz. Maalesef ki medya insanların vicdanlarını ve gözlerini karartmak için tüm imkanlarını kullanıyor.) Böylesi bir ortamda insanlara olanları anlattığınız zaman vicdanlarının kararmamış olduğunu görüyoruz. 
Çalıştığım işyerinde çalışanların hepsi kadın. Bir arkadaşıma Cizre için yardım kampanyası olduğunu ve bu yardımları niçin topladığımızı anlattım. Tereddütsüz tamam dedi ve hem iş yerindeki arkadaşlara hem de iş dışında kendi çevresindeki arkadaşlarına durumu anlatıp destek istedi. İşyerimizdeki arkadaşların çoğu katıldı yardıma. Tabi çevremizde olduğu gibi iş yerimizdeki arkadaşların hepsi de aynı duyarlılığa sahip değil malesef. Sonuçta herkes aynı duyarlılıkta olmayabilir, maddi olarak destekte bulunmak istemeyebilirler anlarım, ama hiç değilse bir sorsunlar, niye toplanıyor bu yardımlar, orada neler oluyor diye bir sorsunlar.
İnsanın dili, dini, ırkı hiç önemli değil önem olan insan olabilmek. Yardım için bana destek sunmak isteyen ve etrafındaki herkesi haberdar etmek için çabalayan arkadaşım, ne Kürt ne de Alevi, kendisi Sünni ve Türk kökenlidir. Hiçbir ayrım yapmadan maddi manevi her türlü desteği sundu. 
Arkadaşlarla para topladık, 620 TL. Kendi arabasıyla gidip alışveriş yaptık, çocuk maması, çocuk bezi, kadın pedi çok şey almıştık. İkimiz de hem çok mutlu, hem de çok üzgündük. İnsanlar canlarını, evlerini kaybetmişti, arkadaşları, evlatları, kardeşleri, anneleri, babaları gözleri önünde yok ediliyordu. Yaşadıkları bunca acı karşısında biz onlara bir nebze de olsa destek olabilmenin sevincini yaşıyorduk. 
Bunun yanında çevremizde, komşularımızda bir ayrışma, bir kopuş olması da tabi ki üzüyor bizi. Bir paket makarnayı çok görenler de var. Bir de Gezi modacıları var. Biz Gezi’de şöyle yaptık, böyle yaptık diye övünenler var. Cizre, Sur, Silopi Kürt oldukları için mi ölümü hak ediyorlar? Ya da Erdoğan duygularınızı, vicdanlarınızı mı yok etti? Ne ara bu kadar duyarsız olduk, orada çocuklar ölüyor, gençler, kadınlar, yaşlılar tüm halk yok ediliyor, katlediliyor, biz bir paket makarnanın hesabını yapıyoruz. Kim diyebilir ki biz de bir gün onlar gibi olmayacağız. Biraz az dizi izleyelim, biraz duyarlı olalım, biraz vicdan...
Fecriye AYDIN
Kartal / İSTANBUL

 

www.evrensel.net