Hamdiye’yi biliyor musunuz?

Hamdiye’yi biliyor musunuz?

Milliyet Gazetesi Yazarı Aslı Aydıntaşbaş, tahliye olan DİHA Muhabiri Hamidiye Çiftçi’yi dünkü köşesinde yazdı. 9 Haziran 2010 tarihinde Özel Yetkili Van Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla Hakkari’de, KCK operasyonu kapsamında tutuklanan DİHA Muhabiri Hamdiye Çiftçi’nin tahliye edilmesini yazan Aydıntaşb

Milliyet Gazetesi Yazarı Aslı Aydıntaşbaş, tahliye olan DİHA Muhabiri Hamidiye Çiftçi’yi dünkü köşesinde yazdı. 9 Haziran 2010 tarihinde Özel Yetkili Van Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla Hakkari’de, KCK operasyonu kapsamında tutuklanan DİHA Muhabiri Hamdiye Çiftçi’nin tahliye edilmesini yazan Aydıntaşbaş, “Ahmet ve Nedim’i duydunuz. Soner Yalçın’ı tanıyorsunuz. Müyesser artık Meclisin de gündeminde. Mustafa Balbay zaten bizzat o Meclise seçildi. Peki, Hamdiye’yi biliyor musunuz?” diye sordu.
Aslı Aydıntaşbaş’ın Milliyet gazetesinde yayınlanan “Bir de Hamdiye’yi dinleyin” başlıklı yazısının bazı bölümleri şöyle:
“Bir de Hamdiye’yi dinleyin
Telefonun öbür ucunda sesi cıvıl cıvıl. Arkadan konu komşunun sesi geliyor. Belli ki ev kalabalık; tam bir şenlik havası var.
‘Tahliyeyi hiç beklemiyordum. Birden oldu. Şok oldum’ diyor hızlı hızlı konuşarak. Ne yapsın; tam 23 aydır içeride. Anlatacak o kadar çok şeyi var ki!
Sonra duraksıyor. Arkada misafirler geliyor, misafirler gidiyor. ‘Ama bir kırgınlık da var. Haber yaptığım için bunları yaşıyor olmak çok da zoruma gitti. Yargılanan sanki ben değildim de Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüydü...’
Ahmet ve Nedim’i duydunuz. Soner Yalçın’ı tanıyorsunuz. Müyesser artık Meclisin de gündeminde. Mustafa Balbay zaten bizzat o Meclise seçildi.
Peki, Hamdiye’yi biliyor musunuz?
KCK davasından 2 yıl cezaevinde kaldıktan sonra geçen gün tahliye edilen genç meslektaşım Hamdiye Çiftçi’den söz ediyorum.
Hamdiye, Güneydoğu’da aktif bir haber ağı olan DİHA’nın Hakkari muhabiri. Gencecik, cıva gibi bir kız. Bir noktada gazeteci olmayı kafasına koymuş, babasını zar zor ikna etmiş, önce Anadolu Ajansı, ardından DİHA’da muhabirlik yapmış. Daha 26 yaşında ve iki gün öncesine kadar Türkiye’de onlarca tutuklu gazeteciden bir tanesiydi.
Davasını başından beri izliyorum çünkü birkaç yıl önce Hakkari’de çektiği bir eylem fotoğrafının çok yankısı olmuştu. O resmi unutmamıştım.
Sonra Hamdiye’nin yargılandığı iddianameyi okudum ve kan beynime sıçradı. Birileri bize ‘Bunlar terörist, tecavüzcü’ derken, zahmet edip iddianameye bakmamışlar. Ben ise iddianamede sadece genç bir muhabirin haber kaynakları, editörü ve diğer meslektaşlarıyla telefon konuşmalarını gördüm. Şöyle açıklayayım; iddianamenin başında KCK yapılanmasını anlatan ve PKK belgelerinden alınmış standart bölümler var.
...
İçerdeyken Tutuklu Gazete ve Bianet’e yazılar yazmıştı. ‘Aslında Türkiye’de muhalif basın hep vardı. Fakat bizler Ahmet ve Nedim Şener tutuklandıktan sonra gündemleştik. Oysa biz de varız. Ahmet ve Nedim çıktıktan sonra sanki basın ve ifade özgürlüğü halloldu gibi bir hava oldu. Ama öyle değil’ diyor. ‘Terörist’ denmesinden de çok rahatsız olmuş, hatta ‘Utanç duydum’ diyor...” (MEDYA SERVİSİ)

www.evrensel.net