EMEK GÜNLÜĞÜ

  • Hatırlanacaktır, son birkaç yıl içinde çeşitli bölgelerde işçiler en insani talepler için kitlesel eylemler yaptılar.


    Hatırlanacaktır, son birkaç yıl içinde çeşitli bölgelerde işçiler en insani talepler için kitlesel eylemler yaptılar. Bunların başında Uşak tekstil işçileri, Çorum tuğla işçileri, yine Diyarbakır tuğla ve kiremit işçileri ve en son Mersin Serbest Bölgesi’nde çalışan tekstil işçileri var.
    En son Mersin’de, işçiler beş gün boyunca eylem yaptılar. İşçilerin öne sürdüğü talepler, sigortaların tam yatırılması, fazla mesai ücretlerinin artırılması, işyerindeki çalışma koşullarının düzeltilmesi.
    İşyerindeki ve serbest bölgedeki tüm işyerlerinde çalışma koşullarının düzeltilmesi talebinin içinde, kadın ve erkek işçilerin uğradığı baskılar, tuvaletlerin sınırlı olması, kadın işçilere dönük tacizler, izinli olanların ücretlerinden kesintiler gibi birçok talep var.
    Fabrika yaşamını bilmeyen veya işçi davasının içinde olmayan birileri çıkıp böyle şeyler olmaz, hangi yüzyıldayız diyebilirler. Ama bir gerçek var, bütün bunlar 18-19. yüzyılda değil, 21. yüzyılda yaşanan gerçeklerdir.
    Zaten serbest bölgeler bu nedenle kurulmuş ve buralarda sömürü sonuna kadar serbest bırakılmıştır. Örneğin Mersin Serbest Bölgesi’nde patronlara 2004 yılından önce kurulan firmalara bölgede çalıştırdıkları işçilerden dolayı 2009 yılına kadar vergi ödemeyecekler. Yine 2009 yılına kadar her türlü faaliyetlerinden resmi harç ve vergi alınmayacaktır ve bunlar yasalarla güvence altına alınmıştır.
    Patronlara sınırsız ticaret yapma imkanı verilirken, devletin tüm olanaklarını kullanma, devletten teşvikler alarak fabrikaları kurma da dahil her türlü olanak patronların ayağına kadar getiriliyor. İşçiye bir tek damla su bile verilmiyor.
    Uşak, Çorum, Diyarbakır ve Mersin işçi sınıfının içinde bulunduğu çalışma koşulları ve mücadele eğilimleri açısından her yanıyla öğreticidir ve öğretici olmaya devam edecektir. Mersin’deki işçiler durup dururken eyleme çıkmamışlardır. 15 yılı aşkındır devam eden sorunların bir birikimi olarak patlama noktasına gelmiştir.
    Yani damlalar bardağı taşırmış ve çalışma koşulları tahammül edilemez noktaya gelmiştir. İşçiler yaşamış oldukların sorunların çözülmesi için, devletin Mersin’de bulunun en büyük mülkü amiri valiye başvurmuşlar, fakat bir sonuç alamamışlar.
    Şimdi yine yasal haklarının kullanmak için başta bölge çalışma müdürlükleri olmak üzere, çalışma bakanlığına gerekli başvuruları yapacaklar. Aslında işçilerin baş vurusunun beklemeden, gerek bakanlık, gerekse bölge çalışma müdürlüğü buradaki iki-üç bin işçi hangi dert nedeni ile eylem yapıyor diye iki müfettiş göndermesi gerekiyor.
    Fakat bunların hiçbirisinin işçiler talep etmeden gerçekleşmeyeceği bir gerçek. Öyleyse bir yandan fiili ve meşru mücadeleyi sürdürürken, diğer yandan yasal haklarımızı sonuna kadar kullanmak, fakat sonuna kadar yasal sınırlara hapsetmemek gerekiyor.
    Çünkü patronlar kendi çıkarlarına olan yasaları sonuna kadar kullanırken, azda olsa işçilerin lehine olan kısımları uygulamıyorlar. Burada her şeyden önce gelen işçilerin birliği ve örgütlü gücüdür. Bu olmadan diğerinin başarılması mümkün değildir.
    Mersin Serbest Bölgesi işçilerinin vermiş olduğu mücadele, ülkemizdeki uygulanan IMF ve DB patentli politikalara ve AKP Hükümeti’nin uygulamalarına karşı verilen mücadeledir. Çünkü AKP patronların sözcüsü, işçilerin karşısındaki bir hükümet partisi olmuştur. Bu nedenle işçiler sadece kendi taleplerinin savunucusu değil, aynı zamanda geleceklerinin inşasında, kendi iktidarlarının kuracakları bir hatta girmeleri gerekiyor.
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net