Dünya temiz sudan mahrum!

Dünya, 22 Mart Dünya Su Günü’ne küresel ısınmayla birlikte su kaynaklarında yaşanan azalmayla giriyor.


Dünya, 22 Mart Dünya Su Günü’ne küresel ısınmayla birlikte su kaynaklarında yaşanan azalmayla giriyor. Suyun kamusal bir hak ve kamu denetimi altına girmesi gerektiği tartışıladursun, son yıllarda uzmanlar tarafından yapılan başka bir önemli uyarı da suya erişmenin bir insan hakkı olduğu görüşü. Su kaynakları piyasanın denetimi altına sokulmaya çalışılırken, bir taraftan kuraklık diğer taraftan da sellerle uğraşılıyor.
Suyun özelleştirilmesinde 15 yıllık deneyimi olan Meksika’da su fiyatları fahiş fiyatlara çıkarılmış, faturalarını ödeyemeyen yoksulların suyu kesilmişti. Ve hâlâ aynı uygulamaların devam ettiği Meksika, suyun özelleştirilmesinin neler getireceğinin en çarpıcı örneği. Türkiye’nin de suyun özelleştirilmesi konusunda en büyük baskıyı gördüğü söylenebilir. 2009 yılında İstanbul’da gerçekleştirilecek olan “5. Dünya Su Forumu” ile birlikte Türkiye’ye de IMF eliyle özelleştirme baskısı yapılacak. Türkiye’deki su kaynaklarının özelleştirilmesine ise ‘ekonomik gerekçeler’ öne sürülüyor.
Uluslararası ilginin yoğunlaştığı Dicle ve Fırat nehirleri de BM’nin sık sık yaptığı kriz uyarıları ve AB üyelik ilişkilerinde sürekli tartışılan ve masaya gelen konular arasında yer alıyor. Irak, Suriye ve Türkiye’nin içinde yer aldığı Dicle-Fırat havzasında yaşayan 103 milyon nüfusu doğrudan ilgilendiren bu konu, yaşanacak rant çatışmalarını gündeme getiriyor.
Su, Asya ülkelerinde yüzde 99, Doğu ve Orta Avrupa ve Güney Amerika’da yüzde 96, Kuzey Amerika’da yüzde 95, Avrupa ülkelerinde yüzde 80’i kamu hizmeti olarak sunuluyor. Bu verilere karşılık, son 20 yılda da suyu metalaştıran politikalar nedeniyle dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 5’inin kullandığı su, uluslararası şirketlerin yönetimine geçmiş bulunuyor.
‘Türkiye’de su tüketimi en alt seviyede’
Yapılan araştırmalara göre, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar üç kat artan dünya nüfusu, su tüketiminde ise 6 kat artışla tehlike seviyesine dayanmış bulunuyor. İnsanın sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için günde ortalama 150 litre su tüketmesi gerektiğinin tespit edildiği araştırmalarda, sanayileşmiş ve ekonomik gelişmesini tamamlamış ülkelerde su tüketim miktarı günde ortalama 266 litre olarak kabul ediliyor. Bu rakam, Afrika’da 67, Asya ülkelerinde 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litre iken Türkiye’de 111 litre. Raporlara göre, 2025 yılına kadar, dünya nüfusunun üçte ikisi temiz ve içilebilir sudan mahrum kalacak. (Ankara/DİHA)

Suyuna sahip çık!..
22 Mart Dünya Su Günü’nde İzmir’de gerçekleştirilen Su Buluşması’nda canlı yaşamına sahip çıkmak için suyun önemine bir kez daha dikkat çekildi.
Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan Ege’nin birçok yöresinden gelen vatandaşlar renkli görüntüler oluşturarak, kortejler halinde Konak Meydanı’na yürüdüler. İnay köylüleri “Ölüler altın takmaz” yazılı beyaz önlüklerle, teleplerini dile getirdi. Harmandalı çöplüğü ile iç içe bir yaşam sürmek zorunda olan Harmandalılılar ise üzerlerine çöpleri iliştirerek yürüdüler. Turgutlulular nikel madeni ile ilgili döviz ve pankartları taşırken, Efemçukuru köylüleri de siyanürlü altın madeni değil üzüm istediklerini belirtti. Yürüyüşte Efemçukuru Altın Madeni için yapımından vazgeçilen Çamlı Barajı’nın İzmir açısından önemi anlatıldı. Merkez Bankası önünde toplanan kitleye seslenen TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Ferdan Çiftçi, Türkiye’nin fakiri bir ülke olduğunu ortaya koydu. (İzmir/EVRENSEL)

Kaynaklar sermayeye!

Dünya Su Günü’nde İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum’unda gerçekleşen panelde yaşamsal bir hak olan suyun özelleştirilmesi tartışıldı.
“Kapitalizmin kıskacında su” başlıklı panelde konuşan Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan Tahir Öngür “Türkiye’deki su kaynakları altın bir tepside uluslararası sermayenin hizmetine sunuluyor”dedi. Su havzalarının özeleştirilmesinin planlandığını vurgulayan Öngür, kapitalizmin suyun sürdürülebilirliği konusunda en büyük engel olduğuna değindi. Disk Genel İş Sendikası’ndan Serhat Salihoğlu ise, Türkiye’de çıkarılması planlanan Su Kanunu hazırlıklarına değindi. Salihoğlu, kanun kapsamında Su Bakanlığı’nın oluşturulması planlandığını belirtti. Oturuma verilen arada, Beşiktaş iskelesinde basın açıklaması yapıldı. Prof. Dr. Türkel Minibaş, bütün dünya haklarıyla el ele verilerek suya sahip çıkılmasını talep etti. Sempozyum, bugün devam ediyor. (İstanbulEVRENSEL)
www.evrensel.net