ROJEV

  • Orhan Miroğlu, 22 Temmuz genel seçimlerinde bağımsız milletvekili adayı olduğu Mersin'de Kürtçe konuştuğu gerekçesiyle cezaya çarptırıldı.


    Orhan Miroğlu, 22 Temmuz genel seçimlerinde bağımsız milletvekili adayı olduğu Mersin'de Kürtçe konuştuğu gerekçesiyle cezaya çarptırıldı. Mersin 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar ve kararın uygulanma mantığı da hayret verici!
    Adnan Keskin'in Taraf'ta önce gün çıkan haberine göre, Mahkeme Miroğlu'nu Seçim Kanunu'nun 58, 60 ve 61. maddelerine muhalefetten suçlu bulmuş, ancak yeni TCK uyarınca kararı açıklamak yerine, 'Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve "5 yıl süreyle Denetimli Serbestlik tedbirine tabi tutulmasına' karar vermiş.
    Kararla birlikte Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının Miroğlu'nun yaşadığı Ankara Başsavcılığına yazı yazarak; "Miroğlu'nun 5 yıl süreyle takibe alınmasını ve kasti suç işlediğinde geri bırakılan hükmün açıklanacağı konusunda kendisine ihtar verilmesini" istemiş bulunuyor.
    Ankara'nın da Ankara Emniyeti Asayiş Şubesine takip talimatını ilettiği de haberde yer alıyor.
    Böylesine şaşırtıcı bir karar görülmedi! En azından ben böylesi bir kararı ne gördüm, ne de duydum.
    Ancak burası Türkiye!
    Ve hükümette de AKP var!
    Liberallerin toz kondurmadığı, dahası 'sosyalist sol'un da kendileri gibi düşünmediği, AKP hayranı ve destekçisi olmadığından dolayı sayıp sövdükleri Türkiye.
    Kimileri "yasalar böyle, AKP ne yapsın, yargı ne yapsın" diyerek işin içinden sıyrılmaya kalkabilir.
    AKP severler 'kol kırılır yen içinde kalır' diyerek sessiz kalmayı tercih edebilirler. AKP övgücülüğünde birinciliğe yarışan Taraf gazetesi de aynı zamanda köşe yazarları olan Miroğlu davasının sonucunu AKP ile ilişkilendirmemek için türlü yollara yönelebilir.
    Ama bunlar ikna edici ve inandırıcı değil.
    370 milletvekili ile TBMM çoğunluğunu elinde bulunduran, dilediği yasayı çıkaran, Cumhurbaşkanının da noter gibi davranarak çıkan her yasayı onayladığı bir Türkiye'de yaşadığımız bir gerçek.
    AKP dilediği yasayı da çıkarıyor.
    Ancak sorun hak ve özgürlükler, demokratik adımlar, Kürt sorunu, inançlar, diller ve kültürler üzerindeki baskıların kaldırılması, emekçilerin ve yoksulların talepleri olunca, başbakan ve AKP hükümeti 12 Eylül generallerini bile kıskandıracak bir tutum alıyor.
    12 Eylül Askeri faşist darbesinin başkomutanı olan Kenan Evren'in bile 'Kürt sorununda yanlış yaptık' dediği koşullarda, AKP hükümeti Kürtlere, Kürt halkının demokratik hak ve özgürlük taleplerine karşı daha saldırgan bir tutum sergilemeyi sürdürüyor.
    Kürt siyasetçi Orhan Miroğlu hakkında verilen söz konusu mahkeme kararını bu tutumdan ve gelişmelerden bağımsız düşünmek mümkün değil.
    Hala 1930'larda yürürlüğe sokulan yasaklarla, 12 Eylül Anayasası ve onlara uyarlanmış 'yeni' düzenlemelerle süren hukuk siteminden başka bir şey beklenemez.
    Türkçe dışında diller Çince'nin müfredata alındığı, Sümerce'den, birçok kullanılmayan dile, kürsülerin bulunduğu Türkiye'de Kürtçe konuşmak hâlâ yasak.
    Bu sadece seçim kanunuyla da sınırlı değil. Kürtçe sokak isimleri de yasaklanmaktadır. Çocuklarına Welat ismini koymaya kalkanların başına gelen de biliniyor. Sur Belediye Başkanının başka dillerin yanında Kürtçe de çıkardığı broşürlerden dolayı görevden alındığını da biliyoruz. Bu kadar da değil. Daha onlarca, yüzlerce bu davadan, bu kapsamda değerlendirilecek, akıllara ziyan davadan ve uygulamadan söz etmek mümkün.
    Mahkeme kararına göre Miroğlu 5 yıl boyunca Kürtçe konuşmayacak.
    Dilini bağlayıp susacak! Denetimli Serbestli Yasası denilen bir yasa gereğince 5 yıl denetime tabii olacak. Miroğlu, bu süre boyunca da polis gözetimi ve denetiminde olacak. Mahkeme kararına uymadığı tespit edildiğinde ise mahkeme Miroğlu hakkında verdiği gizli kararı uygulamaya sokacakmış.
    Peki, bu kimin utancı!
    Kürt halkının anadilde eğitim hakkı istediği, DTP'nin ise Meclis Kürsüsünden, Kürtçe konuşarak sorunu gündeme taşımak istediği bu koşullar, bu ayıptan kurtulmanın vesilesi edilebilir. Irkçı ve şoven kampanya yerine, milyonlarca vatandaşımızın anadilleriyle konuştukları ve eğitim gördükleri bir Türkiye, daha özgür ve daha kardeşçe bir Türkiye olacaktır.
    Ender İmrek
    www.evrensel.net