JÎN Û JİN

JÎN Û JİN

  • 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Türkiye’de alanlar barış talebiyle doldu. Diyarbakır’da yüz binler, İstanbul ve birçok ilde binlerce insan alanlara çıkarak, barış ve Kürt sorununda demokratik çözüm istedi.


    1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Türkiye’de alanlar barış talebiyle doldu. Diyarbakır’da yüz binler, İstanbul ve birçok ilde binlerce insan alanlara çıkarak, barış ve Kürt sorununda demokratik çözüm istedi.
    Kadınlar da her zamanki gibi alanlardaydı.
    Beşir Atalay, pek çok kurum ve kişi ile görüştü, öneri ve hissiyat topladı. Birçok kurum, kişi, açık yüreklilikle ve çözüme katkı sunar umuduyla önerilerini, algılarını paylaştı bakanla. Görüşülenler içinde kadın kurumları da vardı.
    Kadınlar bununla da yetinmeyip, Barış İçin Kadın İnisiyatifi adı altında örgütlenip, sokaktan barış ve demokratik çözüm dilini kurmaya gayret ettiler.
    Bugüne kadar, Kürt sorununda izlenen dil; inkar, asimilasyon ve savaş dilidir. Bu dil deva üretmemiştir, yöntem tıkanmıştır, görünüşte siyasi iktidar da çözüm istemektedir. Ancak Bakan Beşir Atalay, pazartesi günü yaptığı basın toplantısında hükümet adına hiçbir şey söylememeyi tercih etmiştir. Bakanın anadilinde eğitime dair hiçbir açılımının olmadığı anlaşılmaktadır.
    Kürt kadınları için çözümün dili “anadil”dir. Kürt kadınlarının anadili Kürtçedir ve daha geçen eylülden bu yana kadınlar kitlesel olarak anadil hakkı için yürüyüşler, mitingler yaptılar.
    Anadilde eğitim ve anadilde kamu hizmeti alma hakkı, Kürt kadınlarının en önemli taleplerinden biridir. Anadilde eğitim alma, temel bir insan hakkıdır. Kadınlar için anadilinde eğitim, hem kendi eğitimi ve hem de çocuğunun kendisi ile doğru ilişkisi bakımından önemli.
    ÖSS sınavlarında en başarısız illerin Kürt coğrafyasında olması, yalnızca yoksulluk ve okullardaki eğitimin nitelikçe eksik olması ile açıklanamaz. Kaldı ki, bunların eksikliği de savaş politikalarının bir sonucudur.
    Öte yandan, eğitim araç ve gereçleri, okulun fiziki koşulları, öğretmen niteliği eşit olsa bile, Kürt için eğitim hayatı eşit değildir. Zira, kendi anadili dışında başka bir dili öğrenmek zorunluluğu ve en az 7 yıllık bir gecikmeyle işe başlamaktadır; yani Türkçe eğitim dili zorunluluğu, Kürt için başlı başına bir eşitsizlik konusudur. Kuşkusuz çok çalışma bu gecikmeyi kapatabilir; hatta bir kısmı, ortalama Türkün önüne de geçebilir. Ancak bu süper Kürtlerin sayısı sınırlıdır ve birilerini süper Kürt olmakla ödevli kılmaya nasıl bir hakkımız var? Gerekli olan eşitliktir. Tam eşitlik, tam hak eşitliği.
    Anadilinde kamu hizmeti alma hakkı, kadınlar için özellikle önemlidir. Kadınların büyük bir bölümünün resmi dil eğitiminden de yoksun olduğu dikkate alındığında; hastanede, kamu kurumlarında, belediyelerde kendi anadilinde, anlayabileceği dilde ve yeterli düzeyde bilgilendirici kamu hizmeti alma hakkı önemlidir. Aksi halde, Kürt kadınının erkekle eşit, Türkle eşit olarak kamusal yaşama katılımı sağlanamaz. Erkeğin vasiliğine, Türkün yol göstericiliğine mahkum olur ve Kürt kadını eşit bir birey olamaz. Kolektif haklar mı, birey hakları mı tartışmasına ucundan ışık olsun diye küçük bir hatırlatma bu. Kolektif hakları olmayan bireyin, gerçek anlamda birey olması da mümkün değildir.
    Kadınların bu insani, demokratik ve eşit yurttaşlığın gerektirdiği haklardan faydalanmasının somut yöntemlerinin ne olacağı tartışılabilir. Anadilin güvenceye alındığı bölgesel ve yerel yönetim modelleri tartışılabilir. Ancak bu tartışmada, Kürt kadınlarının talep ve önerilerinin mutlaka dikkate alınması gerekir.
    Bakanın bunca zaman mesaisini boşa harcadığı anlaşılmaktadır.
    O halde; kadınların çözümden ne anladığını, ne istediğini bir kez de bu köşeden dile getirelim istedik. Tabii niyet olmayınca, yazının faydası olur mu bilinmez; bizim üzerimizden borç kalksın.
    YÖK, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü açılmasına ilişkin kararı 10 Eylül’e ertelemişti; bakalım ne olacak?
    Yıldız İmrek Koluaçık
    www.evrensel.net