Hak eşitliği sağlanmalıdır

Hak eşitliği sağlanmalıdır

1. işçi: İstedikleri gibi yaşıyorlar. İstanbul’a bak marketler, otoparklar, çek, senet, arazi işleri onların ellerinde. İstedikleri gibi dillerini de kullanıyorlar. Ama gerçekte öyle bir sorun varsa ve...


1. işçi: İstedikleri gibi yaşıyorlar. İstanbul’a bak marketler, otoparklar, çek, senet, arazi işleri onların ellerinde. İstedikleri gibi dillerini de kullanıyorlar. Ama gerçekte öyle bir sorun varsa ve bu hükümetin açılım dediği şeyde samimi olmadığına inanıyorum. AKP hangi konuda samimi oldu ki bu konuda olsun.
2. işçi: Kürt sorunu diye bir şey yok. Ben bölgede okudum. Asıl sorun Diyarbakır, Mardin, Siirt, Bingöl bu illerde. Dillerini konuşuyorlar. Askerin, polisin baskı yaptığına da inanmıyorum. Ama ille de sorun var diyorlarsa, orada başka bir şey yapmak gerekiyor. İşsizlik almış başını gidiyor. Kürtçe televizyon yayını başlatmışsın, elektriği olmayan bir köyde ne işe yarar. İnsanlar eğitimsiz, yolları yok, susuz yaşıyorlar. İnsanlar barakalarda yaşıyor. Hükümetin bu konuda da diğerlerinde olduğu gibi samimi olduğuna inanmıyorum. Sorun eğitimle çözülebilir. Özellikle kadınların eğitimiyle diyorum.
3. işçi: Bölgede ABD’nin planları, çıkarları var. İçte ve dışta işbirlikçileri var. DTP’nin tüm Kürtleri ifade ettiğine inanmıyorum. Asıl sorun oradaki aşiretleri, ağalığı ve feodalizmi yıkıp insanların, insanca yaşamalarının sağlamak. Ama bu da yeterli değil, senin çocuğun devlete neden karşı gelmiyor askere, polise taş atmıyor. Anadolu’nun her yerinde aç insanlar var onlar neden ayaklanmıyor? Elbette geri bırakılmışlık, ihmal edilme var.
Yukarıda yazılanlar Türkiye’de metal sektöründe faaliyet yürüten büyük bir fabrikanın işçilerinin konuştuklarıdır. Anadolu’nun her yerinden göç etmiş işçiler.
Kürt sorununun, bölgenin ve bölgede olan hak gasplarının tartışıldığı, açılımla ifade edilmeye çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz.
Ülkenin doğusunda olanlar, yıllardır yapılan baskı, işkence, köy yakmalar, sürgünler, batıda yaşayan işçi ve emekçilere “ülkeyi bölmek istiyorlar” safsatasıyla haklı hale getirilmeye çalışıldı. Türk’ün Kürt’e üstünlüğü, doğuda on yıllardır süren savaşın aslında savaş olmadığı (Terörle mücadele olduğu) anlatılmaya çalışıldı. Ve işçi ve emekçiler buna inandırıldılar.
Tezgah başında çalışan işçinin, yanı başında olan arkadaşının kimliğini, mezhebini, alışkanlıklarını, farklılıklarını hoşgörü ile karşılayıp her konuda yardım elinin uzattığı, zorlukları birlikte aşmaya çalıştıkları göz ardı edilebilir mi?
Fabrikalarda, tarlalarda, kamu işyerlerinde çalışan işçi ve emekçiler yanında olan çalışma arkadaşına baktığı zaman ne gördüğünü düşünmeli!
Biz de fabrikamızda düşündük. Gördük ki yukarıda yazılanlar aslında egemenlerin bize inandırdıkları ve bizim yanımızda çalışan arkadaşlarımızla bir sorunumuzun olmadığıdır.
Ülkemizde gerçek barışa ihtiyacımız var. Evlatlarımızın ölmemesine, kadınlarımızın, analarımızın ağlamamasına Türkiye’nin doğusu, batısı ile “gerçek barışa” ihtiyacı var.
Tüm ülkede demokrasiye, kardeşliğe birlikteliğe şovenizmin dalgalandırılması yerine beraberliğe ihtiyacımız var.
Sorun yoktur diyerek sorunun varlığı inkar edilemez. Sorun sosyal olduğu kadar siyasaldır. Evet toprak reformu yapılmalı, ağalık sistemi, aşiretler yok edilmelidir. Eğitim ön plana çıkarılmalı, işsizlik çözümlenmelidir. Ama ilk önce ülkede doğuda ve batıda tam hak eşitliğinin sağlanması gerekmektedir. Bir ülkede bir halkın dilini, varlığını yok sayarak on yıllardır bir bölgeyi çatışmalar altında ezmek ne kadar doğrudur?
Bir Türk Metal Üyesi İşçi (İstanbul)
www.evrensel.net