Bayram manzaraları

Bayram manzaraları

Kimi eylemde, kimi sel suları aldında kalan evini temizlerken girdi bayrama. En neşeli olanları, şeker toplayan çocuklardı


Gazetelerde, televizyonlarda bayram haberleri, şeker-çikolata reklamları. Ancak onlar bu bayramın tadını çıkaramıyor. Çünkü çamurdan, pislikten arındırmak zorunda kaldıkları evleri onları bekliyor. İstanbul’u vuran selin mağdurlarını anlatıyoruz. ‘Selzedeleri...’ Devletin 1000 TL vererek susturmaya çalıştığı insanları...
9 Eylül onlar için hayatlarının dönüm noktası oldu. Gece etkili olan yağmur kısa sürede ‘sele’ dönüştü; evleri, eşyaları suyun altında kaldı. Aradan tam 11 gün geçi, onlar bayrama nasıl girdi? Selden sonra geçici bir süreliğine Halkalı Ziraat Okulu’nda konaklayan selzedeler, arife günü (19 Eylül) oradan da çıkarıldı. Çaresiz çamur ve pislik içinde evlerine dönmek zorunda kalan İkitelli Arzu Sokak’ta yaşayan selzedeler, bayramın ilk gününü ellerinde çamaşır suyu ev temizleyerek, sokakta soğuk havaya rağmen halı yıkayarak geçirdi...
‘BİZ DEVLETİN AYIBINI TEMİZLİYORUZ’
Selin mağdurlarından sadece biri Sevgi Koçman. Üç çocuk annesi... Selden sonra on gün Halkalı Ziraat Okulu’nda kalan Sevgi Koçman, arife günü oradan da çıkarılmış... Bayrama bir halı üstünde, 10 kişiyle beraber eşinin abisinin evinde giren Sevgi Koçman, bayramı temizlik yaparak geçirecek. Eşinin abisi ile aynı apartmanda oturuyor Sevgi Koçman. Yani şimdi kaldıkları evin alt katında... Selde evleri tavana kadar su içinde kaldığı için kendi evlerinde kalamıyorlar. Elinde çamaşır suyu duvarları silerken konuştuğumuz Sevgi Koçman, adeta isyan ediyor... “Normal bir temizlik değil bu. Devletin ayıbı. Biz de o ayıbı temizliyoruz. Bu kadar insanı bayram günü mağdur ettiler” diyen Koçman, yetkililerin kendileri ile sadece 1 hafta ilgilendiğini anlatıyor. Aslında ne Sevgi Koçman ne de diğer selzedeler bu durama yabancı değil. Onlar senelerdir bu eziyeti yaşıyor. Her yağmur yağdığında evleri su altında kalıyor... “Her sel bastığında bizimle sadece bir hafta ilgileniyorlar. O da basının sayesinde... Her sene aynı şeyi yaşıyoruz” diyor. Kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını kaydeden Koçman, devletin kendilerinden bayramı geçirecekleri bir evi bile esirgediğini ifade etti.
ÇOCUKLARA, YEĞENLERE HAZIRLIK
Perişan olduklarını söyleyen Ekber Koçman, kardeşinin ailesi ile aynı evde kalmak zorunda... Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’ın kendilerine ‘İlgileneceğiz, yapacağız’ dediğini söyleyen Koçman, şimdi kendilerine uzanacak bir el beklediklerini belirtti. Ziraat Okulu’ndan çıkarıldıktan sonra Küçükçekmece Kaymakamı Osman Ebiloğlu’nu aradıklarını kaydeden Koçman, kaymakamın ‘Benim yapacağım bir şey yok’ dediğini iddia etti. “En azından çoluk çocuğumuzu bir araya toplayalım dedik. Temizlik yapıyoruz şimdi de” diyen Koçman, bayramda yanına gelecek çocukları ve yeğenleri için hazırlık yapıyor. Kızının verdiği sehpalardan başka bir eşyası olmayan Koçman, “Başka eşyamız yok. Bu odayı hazırlıyoruz ki bayramda yanımıza gelenlere en azından bir çay ikram edelim” dedi. Ne yapacaklarını bilmediklerini dile getiren Koçman, umutlarının bayramdan sonraya kaldığını kaydetti.
BIKTIK ARTIK
Ayşe Coşkun, 3 çocuk annesi. Geceleri İkitelli’de akrabalarının evinde geçiren Coşkun, gündüz temizlik yapıyor. “El bayram yapıyor. Biz derenin dibinde çile çekiyoruz. Her sene bu çileyi çekiyoruz... Bıktık artık” diyen Coşkun, ne yapacaklarını bilmediklerini sözlerine ekliyor... Yetkililerin ‘Bu dere kapanacak’ dediğini belirten Coşkun, 17 yıldır bu mahallede yaşıyor. O derenin hâlâ kapanmadığını kaydeden Coşkun, devletin selden sonra kendilerine 1000 TL verdiğini, sonra da dönüp bakmadığını anlattı. Evlerinin temelinin su aldığını ifade eden Coşkun, “Evin yıkılma tehlikesi var. Ev yıkılacak diye de korkumuzdan eve giremiyoruz.... Yaşamıyoruz biz, sadece çile çekiyoruz... Bize bir çare bulsunlar. Artık bıktık” dedi.


HERKES KENDİ DERDİNDE
Mahallelerinde bayram neşesinden eser olmadığını anlatan Nusret Özayyıldız, herkesin kendi derdi ile uğraştığını söyledi. Yetkililerin ilgisizliğinden şikayet eden Özayyıldız, “Milleti 1’er milyonla da kandırdılar.... Kaymakamı aradık, ‘Kendi başınızın çaresine bakın. Bizden bu kadar’ diyor, fakir kesim diye böyle mi olması lazım? ‘Size ev vereceğiz. Kiraya götüreceğiz’ dediler, günler geçti hani nerede?” diye konuştu. Evlerinde kaldıklarını belirten Özayyıldız, evi ilaçladıktan sonra şimdi de temizlemeye çalıştıklarını kaydetti. Yapacak başka bir şeyleri olmadığının altını çizen Özayyıldız, “Artık hasta mı olacağız, bilmiyorum. Çaresiziz aslında. Acaba burada yaşayanlar zenginler olsaydı ne olurdu” diye soruyor.
(İstanbul/EVRENSEL)
Eylem Lodos
www.evrensel.net