Dövdük ama kasut yok

Dövdük ama kasut yok

Kırklareli’ndeki “Gaziosmanpaşa Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi”nde barınan 200’e yakın mültecinin insanlık dışı bir muameleye maruz kaldığı iddia edildi.


Kırklareli’ndeki “Gaziosmanpaşa Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi”nde barınan 200’e yakın mültecinin insanlık dışı bir muameleye maruz kaldığı iddia edildi. 18 Eylül’de yangın çıkan merkezde olay yerine gelen polisin, odalarda yaptığı aramaya karşı çıkan biri hamile beş kişiyi dövdüğü öne sürüldü. Beş aylık hamile olduğu öğrenilen Leyla isimli kadının durumunun kritik olduğu, anne karnındaki bebeğin hareketlerinin kesildiği öğrenildi.
İLK İDDİA DEĞİL
Merkez, önceki yıllarda isyanlar ve ölüm oruçlarıyla adını duyurmuştu. Merkezle ilgili iki raporu bulunan MAZLUMDER, 18 Eylül’deki yangından sonra mültecilerin ‘polis şiddeti gördüğü’ iddialarını gündeme getirdi. Telefonla ulaşılan göçmenler, kötü muameleye, hakarete ve şiddete maruz kaldıklarını söylediler.
BİBER GAZI DA SIKILDI
MAZLUMDER ve bir göçmene göre olaylar şöyle gelişti: “18 Eylül’de 15.00 sıralarında bir odada yangın çıktı. Kamptaki yaklaşık 200 kişi dışarıda toplandı. Yangın söndürüldü. Odalarda arama yapıldı. Eşyalarının ortalığa saçılmasına ve dışarıda soğukta bekletilmelerine isyan eden mülteciler, duruma tepki gösterdiler. Bunun üzerine polis memurları, itiraz eden 5-10 kişiyi feci şekilde dövdü. Bunların arasında 15 yaşında bir erkek çocuğu ile beş aylık hamile olan Leyla adında bir göçmen de vardı. Yaklaşık 30 kişi duruma tepki gösterince, polis direnenlerin üzerine biber gazı sıktı.”
‘BEBEK ÖLDܒ İDDİASI
Barınma evinde 2 yıldır kalan Zahra Nasiri, olaylar sırasında Filistin uyruklu 5 aylık hamile Leyla Seccan’ın polis tarafından dövüldüğünü ve bunun sonucunda da bebeğini düşürdüğünü iddia etti.
Çıkan yangınlarda polislerin kendilerini dışarıya çıkartarak koğuşlarda arama yapmalarına tepki gösterdiklerini belirten Nasiri, polisin olaya tepki gösteren kişileri dövdüğünü ve biber gazı sıktığını belirterek, “Arkadaşımız Leyla da bu dayaklardan dolayı olay günü fenalaştı. Hastaneye kaldırılan arkadaşımızın çocuğunun hayati fonksiyonlarını kaybettiğini öğrendik” dedi.
KASITLARI YOKMUŞ!
Olayların ardından açıklama yapan Kırklareli Emniyet Müdürü Mehmet Behzat Canbazoğlu, polisin mültecileri dövdüğünü kabul etmek zorunda kaldı. Polislerin hamile kadına kasıtlı vuracağına “inanmayan” Canbazoğlu, “Direniş artınca da arkadaşlarımız olaya biber gazı sıkarak müdahale ettiler. Bu arada da hamile kadın, itiş kakıştan etkilenerek ambulans içinde tedavi altına alındı. Hamile kadına kasıtlı vurulmamıştır” dedi.
Polisleri savunan Canbazoğlu, olayların büyümesi sonucunda polisin biber gazı başta olmak üzere, cop, kelepçe ve silah kullanma yetkisi bulunduğunu söyledi.
RAPOR AÇIKLANACAK
MAZLUMDER, olay sırasındaki görüntü ve fotoğrafların da yer aldığı bir rapor hazırlayacak. Bilgi istenilen Kırklareli Valiliği’nden ise olumlu yanıt alınamadı. Valilik yetkilileri, konunun İçişleri Bakanlığı’nın yetkisinde olduğunu ileri sürdüler. (KIRKLARELİ)


KiMLiK BiLMECESi
NİJERYALI mülteci Festus Okey’e Beyoğlu Karakolu’nda sıkılan kurşunun acısı hâlâ taze. Emniyet cinayeti, “Okey silaha hamle yaptı, ateş aldı” diye açıkladı. Okey’i öldüren Polis C.Y’ye “dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek”ten dava açıldı. Deliller karartıldı, yargılama kimlik bilmecesiyle sürüyor.
Festus Okey’in ölüme gidişi, 20 Ağustos 2007’de Beyoğlu’nda ‘şüpheli’ görülmesiyle başladı. Gözaltına alındı, Beyoğlu Karakolu’na götürüldü, nezarete konuldu. Polis C.Y’nin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetti.
SİLAHA HAMLE YAPTI!
Emniyet, Okey’in ölümüne ilişkin ‘gerekçesini’, olaydan ancak 18 gün sonra açıklayabildi: “Paniğe kapılarak polis memurunun silahına hamle yapmış, bu sırada silah ateş almıştır...” Okey’in üzerindeki kanlı gömlek de bir süre sonra ‘ortadan kayboldu’. Okey hastaneye götürüldüğünde üzerinde olan gömlek, bir daha görülmedi. Soruşturması devam eden gömlek kaybedilmeseydi, kurşunun ne mesafede ve hangi açıdan sıkıldığı anlaşılabilecekti.
SANIK, OLAYI İLK İNCELEYEN EKİPTE!
C.Y’nin, ‘şüpheli’si olduğu olayın ilk soruşturmasını yapan birimde yer aldığı, bir süre sonra ortaya çıktı. Bu durum, emniyetin kimin tarafında saf tuttuğunu da gösteriyordu. Soruşturma kapsamında Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, Polis C. Y. hakkında “görevi ihmal” iddiasıyla dava açıldı. Davanın, cezası oldukça hafif olan bu maddeden açılmasına mahkeme bile göz yummadı ve dosya hakkında “görevsizlik kararı” verdi. C.Y’ye “kasten adam öldürmek” suçundan dava açılması talebiyle, dosya Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
SANIK POLİS OLDUĞU İÇİN…
Ancak mahkeme, ‘sanığın polis olmasını’ göz önünde bulundurarak, “dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek” suçundan 9 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Yargılama süreci de skandallarla sürdü. Kamera kayıtlarının kaybolduğu anlaşıldı, sanık tutuksuz yargılandı... Ancak en şaşırtıcı gelişme, suç aleti olan silahın, bilirkişi raporunun alınmasının ardından C.Y’ye teslim edilmesi oldu.
Son duruşmada, sanığın avukatı, Okey’in farklı bir kimlikle Türkiye’ye geldiğini savunarak, “Acaba terörist midir?” dedi. Bunun üzerine mahkeme, Okey’in kimlik bilgilerinin Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Nijerya’dan istenmesini talep etti. Oysaki Okey’e, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından verilen belge, kimlik tespiti için yeterliydi. Avukatlar, kimlik bilmecesiyle davanın uzatıldığına dikkat çekiyorlar. (İstanbul/DİHA)
www.evrensel.net