‘Belediyeler kâr etme mantığından vazgeçmeli’

‘Belediyeler kâr etme mantığından vazgeçmeli’

ANKARA’da yaşanan ulaşım problemi son günlerde daha çok tartışılır hale geldi. Bu konuda Ortadoğu ...


ANKARA’da yaşanan ulaşım problemi son günlerde daha çok tartışılır hale geldi. Bu konuda Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Üyesi ve Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tarık Şengül, gazetemizle görüşlerini paylaştı. Ankara’daki ulaşım probleminin arka planında bir yaklaşım sorunu olduğunu belirten Şengül, özellikle büyük kentlerde, ulaşım politikasını, özel araç sahipliği etrafında kurgulayan ve kamu taşımacılığını asli çözüm olarak görmeyen belediyecilik anlayışının, ulaşım krizinin temel nedeni olduğunu söyledi. Şengül, ulaşım sorununa ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Ankara halkının yaşadığı ulaşım problemi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aslında bu sorun bir yaklaşım sorunudur. Özel oto sahipliğine dayanan çözümlerin, kamu tarafından üretilen toplu taşımacılığın önüne konması temel sorundur. Toplu taşım diye önümüze konan da zaten özel otobüs ve dolmuş çözümüdür. Bu tür bir yaklaşımın sonucu olarak, Ankara kenti bu konuya ayrılan dikkate değer bir kaynağı, katlı kavşaklara kullanarak heba etmiştir. Katlı kavşaklar, sorun çözmekten çok sorun yaratır hale gelmiştir. Bunu görmek için yoğun saatlerde ana bulvarlara bakmak yeterlidir. Onca katlı kavşağa karşın trafik tıkanmakta, insanların zamanı ve parası çalınmaktadır.
Ankara’da, Türkiye’nin tüm diğer kentlerinden daha fazla kişi başına özel araç sahipliği var. Çünkü Ankara, diğer kentlerden daha fazla özel taşımacılığı teşvik ediyor. Bu çözümler pahalı çözümlerdir. Bu yaklaşım, bu pahalı çözümlerin maliyetini topluma yüklemektedir. Bilet fiyatlarındaki enflasyonun üzerindeki artış bu bakışın kaçınılmaz sonucudur.
Öte yandan, toplu taşımacılık diye önümüze konan da gerçek anlamda bir toplu taşımacılık değil. Toplu taşımacılık alanı, özel otobüs ve dolmuşlara ve yarattıkları kaosa bırakılmış durumda. Böyle olunca, insanlar olanakları varsa özel araç sahipliğine yöneliyorlar.

Sizce çözüm nerede yatıyor?
Çözüm toplumcu/kamucu bir ulaşım politikasındadır. Ankara ölçeğinde bir kentte ulaşım politikası bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde, metro ve hafif raylı sistemlere dayanmak zorundadır. Var olan metro ve hafif raylı sisteme baktığınızda, utanç verici bir durum var. Benzer nüfuslu şehirlerle karşılaştırıldığında, Ankara bu tür köklü çözüm fakiri durumunda. Eskişehir Yolu üzerindeki metro hattının bitirilememiş olması bile kendi başına bir yerel yönetim felaketine işaret ediyor. Bu tür çözümler yerine, kamu kaynakları neye yaradığı belli olmayan katlı kavşaklara harcandı. Melih Gökçek’in ifadesiyle, katlı kavşaklara ayrılan kaynakla, Kızılay-Sincan metro hattı bitirilebilirdi. Bunları yapmayanlar, binlerce insanının on beş dakikalık yolculuk süresini saatlere çıkarmaya ve trilyonlarca liranın da egzoz gazı olarak havaya gitmesine neden oluyorlar. Kirlilik de yanında hediye olarak geliyor.

Toplu taşımanın ücretlendirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Enflasyonun çok üzerinde bir ücretlendirme yapılıyor. Melih Gökçek, “Enflasyonun altında artırıma gittim” diyor. Bu hesabı enflasyon rakamlarını çarpıtarak yapıyor. Hesabına göre 2003-2010 yılları arasındaki enflasyon yüzde 124.5 düzeyinde. Biz ekonomi bölümündeki arkadaşlarımıza hesaplattırdık. Bu dönemdeki enflasyon yüzde 70 düzeyinde. Mazot fiyatları aynı dönemde yüzde 75 oranında artmış. Tek kişilik bilet fiyatındaki artış ise yüzde 104 düzeyinde gerçekleşmiş. Yani enflasyon düzeyinin 30 puan üzerinde bir artış yapılmış tek binişlik kart fiyatlarına. Yani belediye başkanı, rakamlarla oynayarak bizi aldatmaya çalışıyor.

Nasıl bir yerel yönetim anlayışına ihtiyaç var bu sorunların çözümü için?
Türkiye hiçbir dönemde olmadığı kadar toplumcu belediyeciliğe ihtiyaç duyuyor. Çünkü Türkiye’nin toplumsal sorunları, giderek daha fazla kentsel sorunlar haline gelmeye başladı. Bu konuda solun, piyasacı anlayışa alternatif bir modele ihtiyacı var. Geçmişten gelen bir birikim olmakla beraber, bugünün devasa sorunlarına yanıt olabilecek toplumcu belediyecilik modellerine ihtiyaç duyuyoruz. Bu konuda daha fazla kafa yormaya ihtiyaç var. Ancak bu sürecin bir ayağında kentsel sorunlara sahip çıkmak ve modelleri mücadelenin kendisinden üretmek olmalıdır. (Ankara/EVRENSEL)
Rıdvan Özkerim - Sevi Emek Önder
www.evrensel.net