02 Ocak 2005 03:00

Kültürü, dili, edebiyatı ile Lazlar

2. Diyarbakır Edebiyat günlerine konuk olarak katılan yazar Mehmet Ali Barış, Laz edebiyatı, dili kültürü ve Laz halkı konusunda sorularımızı yanıtladı.

Paylaş
"2. Diyarbakır Edebiyat günlerine konuk olarak katılan yazar Mehmet Ali Barış, Laz edebiyatı, dili kültürü ve Laz halkı konusunda sorularımızı yanıtladı.

- Lazları önce tanıyalım. Kimdir Lazlar, nerelerde yaşarlar? Lazlar güney Kafkasya kökenlidir. Güney Kafkasya'da bulunan halklar, Lazlar, Megreller, Gürcüler ve Slavlardan oluşuyor. Konuştuğumuz dil Laz'ca. Kendi dilimizde Lazuri Nena (Laz dili) anlamına geliyor. Türkiye'de yoğunlukta olarak, Rize'nin ilçeleri olan Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Artvin'in Arhavi, Hopa, Borçka gibi ilçelerinde yaşarlar. (Gürcistan'da Sarp köyünde de Lazlar var) Bunun ötesinde 1878 Osmanlı Rus savaşında ve 1. Dünya Savaşı'ndan sonra Doğu Karadeniz'den yani Rize ve Artvin'in ilçelerinden ve Batum'dan Marmara bölgesindeki Düzce'den Adapazarı'na Hendek, Sapanca, Yalova, gibi ilçelere göç eden Lazlar var. Bunun dışında Gürcistan'da Megreller ve Lazlar aynı kökenden gelen halklardır. Türkiye'deki Laz nüfusunun istatistiki verisinin olmamasıyla birlikte biz bu nüfusun 1,5 milyon olduğunu tahmin ediyoruz.

- Biraz da Laz edebiyatından söz eder misiniz? Dünya edebiyatına katkıları var mıdır? Öncelikle sözlü edebiyattan bahsetmemiz gerekiyor. Dünyadaki her dilin yazılı olsun veya olmasın bir sözlü edebiyatı vardır. Çünkü bir dil varsa, o dilin yaşama biçiminden kaynaklı doğuracağı ürünler kaçınılmazdır. Bunlar fıkralar, masallar, destanlar... Tabii destan deyince tırnak içine almak gerekir. Çünkü destanın Lazca'daki karşılığı anlam olarak farklılaşıyor. Bizde destanlar daha çok aşk üzerinedir. Fakat içeriği aşkla sınırlı değil. Bugünün toplumsal sorunları, yaşanan olaylar üzerine ağıtlar ve destanlar yaratılmıştır. Lazca'nın dünya edebiyatı içerisindeki yerine gelince şunu belirtmek gerekir; Lazca'da ve Megrelce'de dili yazılı hale getirme çabaları çok yeni. İlk girişim Rusya'da 1895'te. Kilise meclise Megrel din adamlarından kitab-ı mukaddesin Megrelce çevirisini istiyor. Megrel din adamları bu isteği komik buluyor, ve reddediyor. Ve bu olay gerçekleşmiyor. Bunun nedeni şu sebeplere bağlanabilir: Birincisi, insanlar alışkanlıkları üzerine kurulu bir hayat yaşıyorlar. O güne kadar Megrel din adamları Gürcüce ibadet etmişler. İkincisi bence şöyle bir sonuç çıkıyor; Megrel ulusal bilincinin oluşmaması. Belki de o dönemde Megrelce'nin 'köpeklerin' konuştuğu bir dil olduğu gibi ibarelerin olması Megrelce'nin basitleştirilmesi, küçümsenmesi gibi nedenlerden kaynaklı olabilir. Günümüze döndüğümüzde Kürtçe örneğinde "Kürtler dağ Türküydü, Kürt kelimesi kart kurt seslerinden türetilmiştir" şeklinde benzer karalamaları; boşa çıkarma çabaları vardı. Fakat günümüzde Lazca'nın bir gelişimi bir Laz bilinçlenmesinden bahsetmek mümkün.

- Bir Laz ulusal bilincinden bahsedecek olursak, tarihsel olarak yoğunlaştığı bir dönem söz konusu mu?

20. yy'nin başında "Faik Efendisi" adında Lazca üzerinde ilk yazılı çalışmalar yapan bir aydının ismi geçiyor kitaplarda. Fakat Faik Efendisi'nin Abdülhamit döneminde hapsedildiği bilgileri var. Çok fazla bir bilgi yok elimizde bu konuda. Daha sonra Xasan Helimişi'den bahsetmek gerek. 1930'larda bir Laz komünisti. Artvin'in Hopa ilçesinde yaşarken siyasi problemlerden kaynaklı Sovyetler Birliği'ne gitmek zorunda kalıyor. Sovyetler Birliği'nde Lazca için birçok eser bırakıyor. Ve orda nedenini tam olarak bilemiyoruz, bant kayıtları yapıyor. Bu günlerde bu bant kayıtlarını çözme çalışmalarımız var. Lazca'yı çok profesyonelce kullandığı birçok şiirini ortaya çıkardık. Bununla ilgili bir kitap çalışması içindeyiz.

- Sovyetler Birliği'nde Lazların durumu ve Laz edebiyatının gelişiminden biraz bahsedebilir miyiz? Sovyet devriminden sonra yüksek halklar komiserliği kuruluyor. Halklar komiserliğinin kuruluş amacı, yazılı dile sahip olmayan halklara yazılı dil imkânlarını sağlamaktır. Bu çerçevede 1920'lerin sonu 30'ların başında İskender Çitaşi diye bir şahıstan bahsetmek gerekir. Çita Muunsği "Kızıl Yıldız" adında bir gazete çıkarıyor ve onun öncülüğünde birtakım çalışmalar yapıyor. Ve "Apxazya"da anadilde eğitim amaçlı Laz öğrenciler için sınıflar açılıyor. 1. ve 2. sınıflar açılmıyor ve ders kitapları yayınlanıyor. İskenter Çiteşi, ortadan kayboluyor, ve Kızıl Yıldız gazetesinin yayını duruyor. Okullar da kapanıyor. Öte yandan Megrellerde de Qazaqişi Gazeti (Köylünün gazetesi) yayınına başlıyor. Megrellerin çalışmaları daha iyiydi. Çünkü Megrelya'ya özerklik talepleri de söz konusu idi. Onların çalışmaları ve bu çalışmaları yürütenler, komünist Megreller, Gürcüstan Komünist Partisi Merkez Komitesi yayın organı olarak çıkarılıyor ve günlük bir gazete. Megrel köylüsüne Komünist Bolşevik ideolojiyi anlatmak, tanıtmak ve gelişimini sağlamak amaçlı yayınlanıyor. Bu gazetenin ömrü de çok olmamıştır. Enteresan bir noktadır, Sovyetler Birliği'nde halk özelliğine sahip olup özerk bölgesi olmayanlar yine Lazlar ve Megreller'dir. Megrelce'de çok ciddi eserler ortaya çıktı. Örneğin Komünist Manifesto o dönemde Megrelce'ye çevrildi. Megrelce şiirler yayımlandı. Qazaqişi Gazeti çevresi Megrel edebiyatına büyük katkılar sağladı. Yine ilginç bir ayrıntıdır; Apvazya'da yayınlanan Çita Muunği (Kızıl Yıldız gazetesi) bakanlar kurulu kararıyla Türkiye'ye girmesi yasaklanan yayınlar arasındadır. Laz edebiyatına ek mitolojik öğeler de vardır. Laz alfabesinin ortaya çıkmasıyla yazılı edebiyat gelişmeye başladı. Şxuxna kadar iki adet şiir kitabı var, bunlardan biri Selma Koşivan'ın ve Mena Moronşği , bir de Yılmaz Avcı'nın "Şurimşine", bunun ötesinde yine Selma Koşivan'ın öyküleri vardır. Lazca Rock grubu olan Zugaşi Berepe (denizin çocukları) adlı grubun şarkı sözlerini çağdaş Laz şiirine örnek olduğunu düşünüyorum. Bir masal kitabı da yayına çıkarılmak üzere.

- Gürcistan'da İMED TV adlı dijital kanaldan sınırlı da olsa Lazca yayın yapılmakta. Bu konuda diyebileceğiniz bir şeyler var mı ?

Bu yayının saati değişmesiyle birlikte her gece 22.00 ile 02.00 arasında yapılmakta. Gürcü resmi ideolojisinin Lazlar üzerinde bir takım hesapları var. Bunların biri Lazların ve Megrellerin Gürcü olduğu iddiasıydı. Ve bu geri tepti tabii ki, Gürcülerle şüphesiz çok yakınız. Kardeş halkız, ancak biz Gürcü değiliz. Biz Lazız. Şu anda Gürcü resmi ideolojisi daha farklı yaklaşıyor, Gürcülerin ve Lazların Xoğti'den, (yani Laz ve Megreller'in tası olarak kabul ediliyor) geldiği iddiasıydı. Radyo yayınına da bu çerçevede bakıyoruz. Fakat bizim için olumlu bir gelişmedir.

-Anadil konusunda Türkiye'deki beklentileriniz nelerdir? Bu soruyu şimdilik iki başlık altında toplayabiliriz. Birincisi Laz dilinin yok olmasının önüne geçilmesi. Bu yokoluşun önüne kişisel çabalarla geçemeyiz. Ancak kurumsal bir yapı ile geçilebilir. O kurumsal yapı da devlet desteğini gerektirir. Yani Lazca'nın okullarda eğitim dili olarak okutulması. Ki altını çizmek gerek, şu an için çok ileri bir taleptir, Lazca'nın geliştirilmesi. Üniversitelerde Kafkasoloji kürsüleri oluşturulabilir, o kürsülerde Lazca eğitimi verilir ve devlet Lazca öğretmenleri geliştirebilir. İlköğretim okullarında Lazca diye bir ders olur. Ve bu asimilasyonun önüne geçilebilir. Bu istekler çok zor gerçekleşecek istekler değil, bunların değerlendirilmesi gerek. AB'ye girişin yoğunca tartışıldığı bu süreçte önümüzde azınlık haklarını destekleyen bu antlaşmaları Türkiye kabul etmek zorunda. Ve bu uygulamaları başlatmak zorunda. Acil talebimiz, Lazca yayının da başlatılmasıdır. Bazı dillerde yayınların sınırlı da olsa var olmasına rağmen Lazca'nın yayınlanmaması, rencide edici bir durumdur. Bununla birlikte yerleşim alanlarının Lazca olan eski kullanımlarının da gündeme gelmesi, isimlerin tabelalarda eskiden olduğu gibi yer alması taleplerimiz arasında olabilir.

- Son olarak Laz tiplemelerini içeren fıkralar konusunda fikirlerinizi alalım. Özellikle popüler kültür içinde Lazca fıkranın sıkça kullanılıyor ve folklorik kültürel değerlerin bunun içinde yansıtılıyor olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fıkralar toplumların aynasıdır. Ve biz de severek anlatırız o fıkraları. Ama eğer fıkralar toplumun bir kesimini aşağılamayı, rencide etmeyi hedefliyorsa, bunun arkasında farklı nedenler aramak gerekir. Eğer sürekli bir şekilde halkın gündemine Lazlarla ilgili aşağılamaya varan nitelikte fıkralar üretiliyor ve sokuluyorsa, bu da popüler kültürün araçları olan gazeteler ve dergiler yoluyla olmaktadır. Örneğin bir yirmi yıl önce Temel ve Dursun karakterleri bu denli gündemde değildi. Bunun sebebi seksen sonrası Özel TV kanallarının çoğalması ve benzer yazılı basının popüler kültür adına geliştirdiği bir rezaletidir. Fakat Laz halkının kabulünü görmüş fıkralar anlatılacaksa bunun için Laz fıkralarını 'denetleme kurulu' oluşturulabilir.

ÖNCEKİ HABER

Borovest'te kayak öğrenin

SONRAKİ HABER

AKP’nin adayı Yıldırım'ın İBB’nin imza törenine katılmasına tepki

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa