20 Şubat 2004 23:00

Adı bile konamamış soygun...

Hortumlanmış özel bankaların, yağmalanmış kamu bankalarının ne menem bir soygunu ifade ettiğini, mesela Türkiye'ye kaça mal olduğunu, bunun her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizden ne götürdüğünü, hatta götüreceğini, o hayasız rakamı biliyor muyuz? Hemen yanıtlayalım; bilmiyoruz. Ne önceki hükümet ne AKP Hükümeti henüz bu yağmanın sayısal ifadesini yapamadı. Havada afaki rakamlar uçuşuyor. BDDK'nın yılda 4 kez düzenlediği raporların sonuncusu 23 Ekim 2003 tarihli ve o raporun "yönetici özeti" başlığı altında yazılanlardan biz bu kazığın 39.3 milyar dolar ya da kurumun ifadesiyle GSYİH'nin yüzde 26.6'sı tutarında olduğunu okuyoruz. 21.8 milyar doları kamu bankaları batağından, 17.3 milyar doları Fon'a devredilen hortumlanmış bankalardan. Buna henüz İmar Bankası yükü dahil değil. Onu da 5.7 milyar dolar kabul ediyor BDDK. O zaman rakkam 45 milyar dolara çıkıyor. Az buz değil 45 milyar dolar... Biz böyle sanıyoruz. Bu tarihi soygunun rakamsal ifadesi BDDK raporunda bu şekilde yer alıyor. Buna da şükür. Allah beterinden korusun, deyip teselli de bulabilirsiniz. Ama sonra ne oluyor?

TBMM'de farklı rakamlar TBMM'de bir araştırma komisyonu kuruluyor. BDDK Başkanı Tevfik Bilgin ve Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı, Türkiye'nin yaşadığı bankacılık krizinin toplam faturasını, TBMM'de oluşturulan TMSF'ye devredilen bankalarla BDDK faaliyetlerinin ve bunlarla ilgili iddiaların incelenmesi amacıyla kurulan araştırma komisyonuna anlatıyorlar.Tutanaklar henüz yayınlanmadı, ama ANKA'dan Önder Doğan, artık medyada pek yapılmayan, ender rastlanan sıkı bir gazetecilik örneği ile bu tutanaklara ulaştı ve 27 Ocak 2004 günü komisyona bilgi veren Bilgin ve Çanakçı'nın ifadelerinden bu faturanın 77 milyar dolara ulaştığını ortaya çıkardı. Evet, bu 77 milyar dolar, Önder'in, TBMM'ye verilen ifadelerden çıkardığı rakamdır. Bürokratlar, TBMM'ye bu rakamı telaffuz etmediler ama Hazine ve BDDK patronlarının verdikleri ifadeler alt alta konulduğunda 77 milyar dolar ortaya çıktı ve bu rakamı ertesi gün, önce Adalet Bakanı, ardından bütün hükümet üyeleri ifade etmeye başladılar. Şimdi bir 77 milyar dolarlık hortum lafıdır gidiyor. Ama bu, sorumluların yaptıkları hesap değil, kırık dökük ifadelerin bir araya getirilmesi ile çözülmüş "puzzle"daki resimdir. Varın halimizi siz düşünün. Bu kaba soygunla yüzleşmeye, onu sayılarla ifade etmeye, başta sorumlular olmak üzere kimse cesaret bile edemiyor. Oysa deştikçe, yüzleştikçe kazığın sanılandan daha büyük olduğu ve daha çekecek çok çilemiz olduğu anlaşılıyor. Nasıl 77 milyar dolar? Son BDDK raporunda 40 milyar dolar dolayında ifade edilen kazığın 77 milyar doları nasıl bulduğunun hikâyesine gelince... Bilgin ve Çanakçı'nın tutanaklara geçen ifadelerinden ulaşılıyor bu rakama. BDDK, İmar dahil olmak üzere devralınan batık, hortumlanmış bankaların mevduat yükünü 26, kredi yükünü 6, toplamını da 32 milyar dolar olarak açıklıyor. Bu sayıya 17.3 milyar dolarlık batıkların zararlarını ekliyor. Bu zararın 11 milyar doları bankaların hortumladıkları. Ve yine öğreniyoruz ki, 11 milyar doların bugüne kadar ancak 3.6 milyar dolarını geri vermek üzere hortumcular protokol yapmışlar. Gerisi, "borcum borç" bile demeye tenezzül etmemiş... Böylece 32 milyar dolarlık yükümlülüğe 17.3 milyar dolarlık zarar eklenince Fon'un yükünün 49.3 milyar dolar olduğunu anlıyoruz. Buna son olarak 5.7 milyar dolarlık İmar yükü eklenmiş (hoş, bunun bu rakamda kalacağı şüpheli ya, haydi öyle kabul edelim) Böylece Fon yükünün 55 milyar dolar olduğunu anlıyoruz. Çile bitmedi... Belli ki, Hazine'nin kapısını Fon tekrar çalacak. Çünkü Fon'un üstlendiği yük 55 milyar dolar ama Hazine'den çektikleri şimdilik 36.2 milyar dolar. Çekmesi muhtemel rakam ise 18 milyar dolar ve her gün faiz işliyor. Bunu kabaca 20 milyar dolar diye okuyabilirsiniz. Yani, bugüne kadar ödediğimiz 58-60 milyar dolarlık yüke eklenecek daha 18-20 milyar dolar var... Sırtımızdaki ağır borç yükünün esas vebalinin sayıları 20 dolayındaki hortumcu zevata ait olduğunu yeterince fark edebiliyor muyuz? Başımıza bela edilen krizin altında bu kaba soygunun olduğunu biliyor muyuz? Bu soygunun ince iş değil, çok kaba saba, herkesin gözünün içine baka baka yapıldığını biliyor muyuz? Bu kaba soyguna göz yumarak, ortak olarak, destek vererek iştirak eden siyasetçi, bürokrat, teknokrat ve diğer zevatın ellerini kollarını sallayarak dışarıda dolaştığını, hayat standartlarının zerre kadar değişmediğini biliyor muyuz? Hepsinden önemlisi, bu tarihi soygunun rakamsal ifadesini yapamadığımızı, bunu telaffuzdan bile kaçındığımızı, yüzleşemediğimizi, adı bile konulmamış bu soygunun ceremesini daha uzun süre yaşayacağımızı biliyor muyuz?

Evrensel'i Takip Et