Vatandaşlık eziyeti

Hatay'ın Türkiye'ye katılmasından sonra Türk vatandaşlığına geçen bir kişinin ölmeden önce sattığı mallarına Hazine tarafından el kondu.

Vatandaşlık eziyetiTuna ArıgüçHazine, Türk vatandaşlığına sonradan geçen bir kişinin ölmeden önce sattığı mallarına satıştan 25 yıl sonra el koydu. Hatay'ın ülke sınırına dahil edilmesi ile Türk vatandaşlığına geçen Mustafa Şah'ın satış işlemleri mahkeme kararı ile iptal edildi. Hazine'nin, Şah'a ait Samandağ ilçesi Vakıflı köyündeki 808 parsellik araziye el koyması ile Şah'a bedel ödeyerek bu arazileri alanlar mağdur oldu. Samandağ'daki partiler ile meslek örgütleri İçişleri Bakanlığı'na başvurarak, arazileri alan kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesini istediler.Hazine tarafından Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verilen, 2 Nisan 1993 tarihli dilekçede, Hatay'ın Türkiye'ye geçmesiyle Türk vatandaşlığını kazandığı kabul edilerek nüfusa kaydedilen Şah'ın gerçekte vatandaş sayılamayacağı ileri sürülerek, o dönemde vatandaşlık için Hatay siciline isimlerini kaydettirenlere bir yıl "durumlarını düzeltme" hakkı tanındığını ancak bu süre içinde Şah'ın durumunu düzeltmediği için vatandaşlığa hileli yolla geçtiği iddia edildi. Dilekçede, Türkiye'de Suriyelilere ait gayrimenkullerin başkasına ipotek ve satışının yasaklandığına işaret edilerek, Şah'ın başka kişilere yaptığı satış işlemlerinin geçerli olmadığı kaydedildi.

Satın alanlar mağdurDavada, arazilerin bir kısmını satın alan Kerim Berrak vekilleri tarafından yapılan savunmada, Şah'ın Halep doğumlu olmakla birlikte Hatay'ın ilhakından çok önceleri Hatay'da ikamet ettiğini, Antakya ve Samandağ'da birçok gayrı menkuller edindiği anlatılarak, Fransızlar zamanında yapılan kadastro ile Şah adına tescil edildiği ve Osmanlı dönemine ait Halep'deki doğumundan nüfus kaydını Hatay ve Suriye devletleri Fransız idaresindeyken Hatay'a naklettirdiği belirtildi. Savunmada, Şah'ın ilhaktan sonra Türk vatandaşlığına hemen geçtiği vurgulanarak, Şah'ın ölümünden önce arazilerini Kerim Berrak'a sattığı kaydedildi.Satıcının ölümünden ve satıştan 25 yıl sonra Hazine'nin böyle bir dava açtığına dikkat çekilen savunmada, Hazine'nin dava açmasından sonra Şah'a ve eşine ait nüfus kayıtlarının keyfi bir şekilde iptal ettirildiği bildirildi. Savunmada, Şah'ın vatandaşlığı iptal edilse bile bunun önceki kararları etkilemeyeceği ifade edilerek, taşınmazları alan üçüncü kişilerin haklarının gasp edildiği ifade edildi. Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesi, 1993'te, Şah'ın vatandaşlığı kazanmadığından nüfus kayıtlarının silinmesine ve taşınmaz mallara el konulmasına karar verdi. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi de 1999'da mahkeme kararını onadı.

Karara hakim eleştirisiŞu an Yargıtay Onursal Başkanı olan Şükrü Özdemir ise kararla ilgili hazırladığı eleştiri yazısında, Yargıtay'ın kararında gerekçe göstermemesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu belirtti. Özdemir, Şah'ın Halep doğumlu olmakla birlikte yıllar önce Hatay'a yerleştiğine işaret ederek, Şah'ın Hataylı bir Türk ile evlendiğini ve Hatay'ın Türkiye'ye ilhakı ile Suriye ve Lübnan lehine seçimlik hakkını kullanmaksızın Türk vatandaşlığını tercih ettiğinin altını çizdi. Mahkemede şahit ifadelerinin de bu olayları doğruladığını belirten Özdemir, Hazine'nin iddialarının doğru olmadığını kaydetti. Özdemir, Şah'ın silinen nüfus kayıtlarının da hukuksuz olduğunu belirterek, İçişleri Bakanlığı'nın mevcut kayıtlara göre bir kimsenin Türk vatandaşı olup olmadığını bildirmekle görevli olup hiçbir neden yokken kimsenin vatandaşlığını silemeyeceğini ifade etti. Bütün bu gelişmeler 1939'dan bu yana Türkiye toprağı sayılan Hatay'da halkı huzursuz etti. Hataylılar benzer şeylerin kendilerinin başına da gelmesinden korkuyorlar. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Mühendisler de kriz mağduruTMMOB Kimya Mühendisleri Odası (KMO) Güney Bölge Şube Başkanı Sadettin Öğünç, kriz ve özelleştirmenin üyelerini mağdur ettiğini belirterek, işverenlerin işleri ustabaşı zihniyetiyle götürmek istediklerini söyledi. Şube Başkanı Sadettin Öğünç, "Sorumlu Müdürlük Eğitim Sertifika Programı" etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen toplantıdaki konuşmasında, kayıtlı bin 200 üyelerinin bulunduğunu, çoğunun da ekonomik kriz ve özelleştirme sonucunda zor durumda olduklarını belirtti. "Üyelerimizin çoğu karınlarını doyurabilmek için asgari ücretin altında çalışıyor" diyen Öğünç, birçok işletmenin kriz nedeniyle kapandığını, devletin yatırım yapmaması sonucu çalışacak iş sahası bulamadıklarını kaydetti. "Gayrı Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği" gereği işlerin uzman gözetiminde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Öğünç, şöyle konuştu: "Mühendisler, işletmelerin temelidir. Ancak, işverenlerin birçoğu işletmelerde mühendis çalıştırmak yerine işleri ustabaşı zihniyetiyle götürmek istiyorlar. İşletmelerde mühendis çalıştırılması için devlet asgari düzeyde denetim yapmalı."
www.evrensel.net