Tahliyeye jandarma engeli

Tahliyeye jandarma engeli

Ölüm orucunda 300'lü günlere yaklaşan Selahattin Hıra, tahliyesi için İstanbul'da muayenesi yapılamadığından ölüm kalım savaşı veriyor.

Tahliyeye jandarma engeliTuna ArıgüçAnkara Numune Hastanesi'nde bulunan hükümlü Selahattin Hıra, sağlık durumu kötüleştiği halde tahliyesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na götürülmüyor. Hıra'nın ailesi Sincan F Tipi Cezaevi idaresine haftalar öncesinden yol masrafı olan 190 milyon lirayı teslim etmesine rağmen, hayati öneme sahip yolculuk bir türlü gerçekleşmiyor. Jandarma komutanlığı çeşitli bahanelerle asker vermediği için ölüm orucunda 300'lü günlere yaklaşan ve bu nedenle sağlık durumu gün geçtikçe kötüleşen Hıra'nın tahliye işlemleri başlayamıyor. Yasadışı örgüt üyesi olmak suçundan yedi yıldır cezaevinde bulunan MLKP davası hükümlüsü Selahattin Hıra, 19 Aralık 2000'deki cezaevleri operasyonu sonrası Sincan F Tipi Cezaevi'ne getirildi. Sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle Ağustos 2001'de Ankara Numune Hastanesi'ne yatırılan Hıra'nın sağlık durumu gün geçtikçe kötüleşti. Hastane sağlık kurulu tarafından verilen raporda, Hıra'nın durumunun CMUK 399'uncu madde uyarınca tahliye edilmesine uygun olduğu belirtildi.

Para yatırıldı ama...Cezaevi idaresi yaklaşık iki ay önce sağlık durumu kötüleşen ve tahliyesi istenen hükümlüler için İstanbul'daki Adli Tıp Kurumu'nun muayeneleri yapmak üzere Numune Hastanesi'ne geleceğini bildirdi. Aylardır bekleyiş içinde olan Hıra'nın yakınlarına bu kez de kendi olanakları ile Hıra'yı İstanbul'a götürebilecekleri söylendi. Hıra'nın babası Bektaş Hıra da bunun üzerine üç hafta önce Sincan Cezaevi idaresine ambulansla yolculuk masraf bedeli olan 190 milyon lirayı teslim etti. Ancak aradan günler geçmesine rağmen Hıra, İstanbul'a götürülmedi. Bektaş Hıra gazetemize yaptığı açıklamada, geçen hafta tekrar oğlunun İstanbul'a gönderileceğinin kendisine bildirildiğini ancak yine aradan günler geçmesine rağmen yolculuğun gerçekleşmediğini söyledi. Hıra, jandarma komutanlığının asker vermemesi nedeniyle oğlunun yola çıkartılmadığını ifade ederek, "Oğlum ölüm kalım savaşı veriyor. Ama bir türlü bürokratik engeller aşılıp da tahliyesi için muayene yapılmıyor. Adalet Bakanlığı da tahliyelerle, aflarla sorunu çözdüğünü söylüyor. İşte oğlumun durumu bu" diye konuştu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Üç kapı, üç kilit' ölümleri durdururÖlüm orucu eyleminde bulunan tutuklu ve hükümlülerin avukatları, müvekkillerinin "üç kapı, üç kilit" önerisini kabul ettiklerini bir kez daha yineleyerek, önerinin kabul edilemez olmadığını vurguladılar. TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'ndan Hasan Kıvırcık ise F tipi cezaevlerinin mimari yapısının "üç kapı, üç kilit" önerisini hayata geçirmeye elverişli olduğunu belirtti.

Yasa değiştirilebilirÖlüm orucu eyleminde bulunan tutukluların avukatları Behiç Aşçı, Kemal Yılmaz ve Zeynel Polat dün Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi'nde düzenledikleri basın toplantısında, müvekkillerinin, "hiçbir ön koşul ve tretmana bağlı olmaksızın, aynı koridora açılan üç kişilik hücrenin kapılarının sürekli açık tutulması ve bu şekilde oluşacak 9'ar kişilik grupların günün belli saatlerinde sportif ve kültürel etkinliklerle bir araya gelmelerinin sağlanması halinde, bunu tecritin kaldırılması yönünde bir adım olarak görecekleri ve ölüm orucu eylemini sona erdireceklerini" açıkladılar. Bakan Türk'ün, "üç kapı, üç kilit" önerisinin TMY'nin 16. maddesi gereğince uygulanamayacağını öne sürdüğüne dikkat çeken Behiç Aşçı, "Onlarca insanın yaşamı söz konusu. Bir gecede yasa çıkartan bu devlet, yaşam kurtarmak için isterse yine bir günde yasa değişikliği yapabilir" şeklinde konuştu. Aşçı, önümüzdeki günlerde önerinin hayata geçirilmesi için girişimlerde bulunacaklarını ve kamuoyu desteğiyle Bakan Türk'le görüşme talep edeceklerini duyurdu.

Koşullar el veriyorBasın toplantısına katılan TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'ndan Hasan Kıvırcık ise "Üç kapı, üç kilit önerisi, F tipi cezaevlerinin şu andaki yapısı içinde, herhangi bir değişikliğe gidilmeksizin, sadece bir koridora bakan üç adet üç kişilik hücrelerin kapısının açık tutulması ve bu yolla 9 kişinin bir araya gelmesine imkan verilmesiyle gerçekleşebilir" dedi. Uygulamanın ne şekilde hayata geçirilebileceğini bir şema üzerinde de anlatan Kıvırcık, F tipi cezaevinin mimari kurgusu, yapı-insan ilişkilerinde duydukları kaygılar ve eleştiriler saklı kalmak üzere, tamamen insani bir temele dayandırılan "üç kapı, üç kilit" önerisini desteklediklerini belirtti.
www.evrensel.net