Patron istedi biz yaptık

Patron istedi biz yaptık

Patronlar bağlı kurumlarına ve işçilere sendika hakkında şikayet dilekçesi imzalattı. 'İmzalamayanın bu şirkette geleceği yoktur' diyerek çalışanlar üzerinde baskı da yaptı.

Patron istedi biz yaptıkMuzaffer ÖzkurtTÜMTİS'e üye oldukları için işten atılan Aktif Dağıtım işçilerinin direnişi 5'inci ayını geride bıraktı. İşçiler, direniş boyunca defalarca gözaltına alındı, mahkemeye çıkarıldı ve haklarında defalarca suç duyurusunda bulunuldu. Hatta TÜMTİS yöneticileri hakkında "çete" suçlamasından dava bile açıldı. Ancak bu baskılar direnişçi işçileri yıldırmadı. Direnişin kararlı bir şekilde uzaması üzerine içerde taşeron olarak çalışan işçiler ile patronlar arasında huzursuzluk yaşanmaya başladı.Bu huzursuzluğun sonucu olarak işten ayrıldığını söyleyen Birol Alp, dışarda işçiler direnirken içerde yaşanılanları gazetemize anlattı. Hemen başından belirtelim ki Birol Alp, sendika üyesi olmadığı gibi direnişe de katılmıyor.

'Kavga edin, dövüşün'Birol Alp, Aktif Dağıtım'da 4 yıldır Haliç Köprüsü'nden Büyükçekmeceye kadar olan 3. Bölge Temsilcisi (taşeron) olarak çalıştığını söylüyor. Bölge Temsilciliği'ni "başka şirket adı altında ama aslında Aktif Dağıtım'a bağlıdır ve başka şirketle çalışamaz. Patronun biçtiği görev ise paralı askerliktir" diye tanımlayan Alp, Aralık ayında işten ayrıldığını ifade ediyor.Patronun 1996'da yaşanan sendika deneyimi sonrası temsilcilikleri kurduğunu anlatan Birol Alp şöyle devam ediyor: "Sigortalı işçi ve taşeronları ayırarak kendisini sağlama aldı. Biri sendikalı olmak isterse ötekini ileri sürecekti. Öyle de oldu. Zaten her toplantı da taşeron işçilere 'Bu bir savaştır. Ekmeğiniz için kavga edin, dövüşün' diyordu. Benim kardeşim ve akrabalarım direnişteydi ve bu baskıya daha fazla dayanamadım."

Parayı görünce...Direniş başladıktan sonra patronun bölge temsilcilerine verdiği parayı yüzde 200-300 oranında artırdığını dile getiren Alp, verilen fazla para nedeniyle taşeronların direnişi ve daha önce yaşanan olumsuzlukları unuttuklarını vurgulayor: "Aslında patron fiyatı öyle bir ayarlıyordu ki taşeronun yanında çalışan işçiler sigortalı yapılamıyordu. Sigortalı olan işçi sayısı 2-3'ü geçmiyordu. Direniş sonrası taşeronlar her riski göze alıp çalışmaya başladı. Patron da bunu istiyordu. Gerginlik çıkacağını biliyor, bu arada biri ölür ya da sakat kalırsa bu havadan yararlanarak sendikayı bitirmek istiyor. Daha önce herkes keyfi kesintilerden şikayet ediyordu. Bunlar direnişle ortadan kalktı. Oysa gelecekte de aynı sorunlar ortaya çıkacak."

Baskı ve dilekçeTaşeronların aralarında bir komite kurduklarını ve kendisinin bu komitenin başkanı olduğunu söyleyen Birol Alp, patronla iki toplantı yaptıklarını anlatıyor. İlk toplantıyı direnişin 70. gününde gerçekleştirdiklerini söyleyen Alp, "80 kişinin katıldığı bu toplantıda bizim isteğimiz sorunun işverenle sendika arasında olduğu ve bir an önce çözülmesi gerektiğiydi. Patron 60 kişiyi alacağını diğerlerinin tazminatını vereceğini ve ücretsiz izin uygulayacağını söyledi. Biz de sendika ile görüştük. Sendika ise koşulsuz olarak bütün işçilerin geri alınmasını istedi" diyor.Patronun her hafta "Bu hafta direniş bitecek. Ankara'ya gittik. Görüşmeler yapılıyor. Polisle, valiyle görüştük. İçişleri Bakanı ile görüştük" dediğini hatırlatan Alp, "Patronlar bir de bağlı kurumlarına ve işçilere sendika hakkında şikayet dilekçesi imzalattı. 'İmzalamayanın bu şirkette geleceği yoktur' diyerek çalışanlar üzerinde baskı da yaptı. Ben de imzaladım. Bu dilekçeleri Başbakanlığa, Emniyete, Valiliğe, İçişleri Bakanlığına yolladık" diyor. Patronun ikinci toplantı da ise "Bu insanları kesinlikle işe almayacağız" dediğini belirten Alp, patrona sorunu taşeronlar üzerinden çözmek istediğini ve bu şekilde çalışmayacağını söylediğini belirtti.

Patronun cezasıBirol Alp işten ayrılmaya karar verince patronlar kendisine iş vermemeye başlamışlar ve kendisinden noter aracılığıyla 3 bin dolar tazminat istemişler. Alp kendisinin de karşı dava açmaya hazırlandığını dile getirdi.
www.evrensel.net