Gözaltındaki gazeteciler daha önce ne yazmıştı?

Gözaltındaki gazeteciler daha önce ne yazmıştı?

Gözaltına alınan  Ahmet Şık 16 Şubat 2011’de editörlüğünü yaptığı http://www.habervesaire.com internet sitesine Ergenekon ve İktidar arasında kalmak diye bir yazı yazmıştı. Şık’ın  "Bir gün her muhalif Ergenekon'u tadacak" dediği yazısı bugün yaşananları önceden haber verir gibi."...&Cce

"...Çünkü biliyorsunuz son 4 yılın değişmez gündemi elbette ki Ergenekon. Balyoz, Islak İmza, Erzincan Kafes Eylem Planı gibi adlarla anılan soruşturma ve davalar kafanızı karıştırmasın. Bunların hepsi birden Ergenekon diye anılıyor ve öyle. Ha bir de Devrimci Karargah var. Ülkücü ve işkenceci geçmişi bilinen polis müdürü Hanefi Avcı’nın da, sol sosyalist bir örgüte yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle sanıkları arasında olduğu soruşturmadan bahsediyorum. Bir de bunlardan ayrı tutabileceğimiz bir dava daha var elbette: KCK. Evet ayrı ama bir yanıyla da ortak. Çünkü KCK’de Ergenekon ve Devrimci Karargah’la birlikte ağzı açık tutulan torba soruşturmalardan biri. AKP’ye ve malum cemaate muhalefet eden herkes her an bu torbanın içinde yerini alabilir. İşin kötüsü Ergenekon’un yanında ya da karşıtında saf tutanlardan her biri kendileri gibi düyünmemizi istiyodr. Yoksa vay halinize. Ya Ergenekoncu, en hafifinden statüko yanlısı bir Kemalist ya da AKP’ci ya da Fethullahçı damgası yiyebilirsiniz. Yukarıdaki hayali konuşmaların satır aralarında da vurgulamaya çalıştığım gibi Ergenekon soruşturmaları ne savunucuları gibi körü körüne derin devletin sorgulandığına inanmamız istenen bir olgu ne de karşıtlarının yaptığı gibi sulandırılacak bir mevzu. Ama hal ve gidiş böyle devam ederse, Fetyyip suresinde de dediği gibi, “Bir gün her muhalif Ergenekon’u tadacak.”


Nedim Şener'e gelen mesaj: Donun hazır mı kardeş?

Bu sabah polis baskınına maruz kalan ve gözaltına alınan Nedim Şener de 18 Şubat'ta Posta Gazetesi'ne yazdığı yazıda kendisine "Soner Yalçın'ı aldık. Sıra sende. Bavulun hazır mı, kalın pijaman, yün donun hazır mı kardeş?" şeklinde mesajlar geldiğini belirtmişti.

Şener'in yazısı şöyleydi: "...Soner Yalçın’ı da aldılar... Hrant Dink cinayetinde ihmali ve sorumluluğu bulunanların, Ergenekon soruşturmasını yürüten polisler olduğu anlaşıldığından beri bana yapılan uyarıların ardı arkası kesilmiyor. Şimdi de “Sıra sende. Soner’e söylüyorduk, bak, oldu. Bavulun hazır mı birader? Kalın pijaman, yün donun tamam mı kardeş?” diyorlar. Ne korkunç! Doğruları yazanın, sesini yükseltenin yeri hapishane mi? Bunu herkes biliyor ve en acısı bunu herkes kabulleniyor. Kabullenme bir yana, bunun şakası, mavrası yapılıyor. Gazeteci, okuru adına herkesten hesap sorduğu gibi herkese hesap verebilen adamdır. Gazeteci, şefine, müdürüne, meslek örgütlerine, savcıya, hakime, en önemlisi okura hesap verebilmelidir."


Sait Çakır: Toplumsal muhalefeti boğma isteği

Gözaltındaki diğer isimlerden Sait Çakır da Oda TV'de şunları yazmıştı:

"...Oda Tv’ye yapılan bu baskın ve yöneticilerinin gözaltına alınması kararı tek başına değerlendirilemez. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Yargıtay ve Danıştay’ın yapısıyla ilgili değişiklikleri onaylamasıyla birlikte yüksek yargıyı zapt etme mücadelesinde yeni bir mevzi kazanan AKP hükümetinin seçimlere doğru baskıyı arttıracağını hemen herkes söylüyordu.

Ergenekon ve Balyoz davalarında kullanılan delillerin gerçek olmadığına ilişkin haberlerin giderek çoğalması, bu davaların kamuoyu nezdindeki inandırıcılığına büyük darbe vurmuştu. Tutuklu Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna “sehven” yapılan yüklemeler, emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın Balyoz Davası’nda kullanılan delillerin çürük olduğuna dair açıklamaları gündemde büyük yer işgal etmişti.

Oda Tv, başta Gölcük Donanması’ndaki aramalar olmak üzere, son dönemde bu davalarda cemaatin ve polisin “delil ürettiğine” dair birçok haber yapmış ve bu davaların hukuki anlamda meşruiyetinin kalmadığına işaret etmişti. Balyoz Davası’nda 163 askere yönelik tutuklama kararının çıkması ve bu davalarda süre giden hukuksuzlukları açığa çıkaran Oda Tv’nin basılıp yöneticilerinin gözaltına alınması, hukuki anlamda mantığı çökmüş bu davaların devam ettirilmesini isteyenlerin cevabıdır.

Elbette bu denli büyük bir tutuklama ve gözaltı dalgasını tek bir faktörle açıklamak doğru değildir. Arap dünyasında başlayan ve otuz yıllık diktatörleri alaşağı eden toplumsal uyanışın bu büyük dalgada payı büyüktür. Özellikle Mısır’daki halk isyanının ordunun yönetimi devralmasıyla sonuçlanması, AKP iktidarında toplumsal muhalefeti boğmak konusunda yeni bir istek uyandırdığı açıktır."

www.evrensel.net