Karikatürde değişen bir şey yok

İlk karikatürleri 1927 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayınlanıyor Necmi Rıza Ayça'nın. Bu arada Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Hikmet Onat Atölyesi'ne giriyor.

Karikatürde değişen bir şey yok
Ebru Ilgaz
Önce röportajı nasıl yapacağımızı konuşuyoruz. Karşılıklı söyleşi şeklinde devam edersek daha iyi olur. "...Böylece geride kalanlar da aklıma geliyor" diyor Türkiye'nin en yaşlı karikatüristi Necmi Rıza. Uzlaştığımız şekilde teybi çalıştırıyoruz: "Doğum yerim Kosova. Gözümü orada açtım. Çok genç yaşta çıktım oradan. Artık kendimi İstanbullu sayıyorum. Orta ve lise tahsilimi burada yaptım, burada gazeteci oldum."
İlk karikatürleri 1927 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayınlanıyor Necmi Rıza Ayça'nın. Bu arada Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Hikmet Onat Atölyesi'ne giriyor. Ayça daha sonra dönemin mizah dergilerinde çizmeye başlıyor: Akbaba, Karikatür, Şaka, Amcabey... Bir arkadaşıyla beraber Papağan'ı çıkarıyor. 25'e yakın kişisel karikatür ve resim sergisi açan Ayça'nın 1952'den bu yana 11 karikatür yıllığı yayınlandı. Necmi Rıza değişik ülkelere ait pek çok mizah dergisini takip etmesinin ve resim altyapısına sahip olmasının karikatürüne olumlu etkilerde bulunduğuna inanıyor. Sık sık kadın karikatürlerini güzel çizdiğinin hatırlatılmasını da akademide yaptığı çalışmalara bağlıyor.
'Tekrar ediyoruz'
Uzun zamandır karikatürle uğraşan Necmi Rıza Ayça, sorularımıza verdiği cevaplarla dünün ve bugünün karikatürünün tahlilini yapıyor. "Bizim dönemimizden bu yana bir hayli zaman geçti. Ancak karikatürde hiçbir şey değişmedi. Benim anladığım kadarıyla bir tekrarlama var." Çizmeye başladığı dönemden bu yana karikatürde meydana gelen değişiklikleri sorduğumuzda Necmi Rıza'nın verdiği cevap şöyle başlıyor:
"Birkaç gün önce gençler sahaflarda Şaka dergisinin eski sayılarını bulup almışlar. İmzalamam için bana getirdiler. Dergilerin kapaklarına baktım, unutmuşum. Dergileri karıştırınca tekrar o yirmi üç yaşıma döndüm. Bakın o zaman yapılan karikatürlerle şimdikiler arasında hiçbir fark yok. Tamamen tekrardan ibaret."
Karikatürdeki tek değişimin, çizilen karakterlerin konuşmalarının karikatürün altından alınıp, balonlar içerisine yerleştirilmesi olduğunu söylüyor Ayça. "Karikatürlerin altında bizim yazdığımız satırlar yok. Bu kez bir balon icat etmişler. Ağızlardan bir balon çıkıyor. Konuşmalar klişe altından çıkarılıp bu balonlara koyulmuş. Ben balonun daima karşısında oldum. Eskiden balon yoktu. Karikatür daha çok göze batıyordu. Ne yapmak istediğimiz daha kolay anlaşılıyordu. Şimdi karikatürist saatlerce uğraşıp ortaya bir şeyler çıkarıyor, içine de beş altı tane balon koyuyor."
'1950 kuşağı karikatürü geliştirdi'
1950 yılından sonra çokpartili hayata geçilmesiyle birlikte Türkiye karikatürünün sınırları aşarak başka alanlara çıkmaya başladığını anlatan Ayça, Türk karikatüründeki tek değişimin de bu yıldan sonra meydana geldiğini söylüyor. Bu değişimin 1950 kuşağının karikatür ve mizahı Türkiye sınırları dışına taşımaya başlaması ve çeşitli yarışmalar aracılığıyla başka ülkelerin karikatürlerinden etkilenmiş olması şeklinde tarif ediyor. "Türk karikatürü 1950'den sonra sınırları aştı. İtalya'da, Avrupa'da yarışmalar kazandı. Nasrettin Hoca karikatürleri değişik ülkelerden insanların karikatürlerini bir araya getirdi."
'Karikatürün konusu her şeydir'
Necmi Rıza karikatürün ne olduğunu ve çizerlerin beslendiği kanalları şöyle anlatıyor:
"Sabah yataktan kalkıp sokağa çıkana kadar yaşadıklarının hepsi zaten karikatür. Bu, gün içerisinde de devam eder. Her anı bir karikatürdür insanın. Biz Türkiye'yi böyle biliyor, böyle betimliyoruz. Bir başıboşluk, bir sorumsuzluk. Bir şoför önüne gelene bağırıyor. Korna çalıyor. Yolda kimse olmasa da bir derdi olmasa da korna çalıyor. Bu bir karikatürdür işte. Karikatür insanı, korkutan, güldüren, karikatüriste bir done veren şey değildir. Misal olarak söyleyeyim, bir şoförün bir Darphane durağında durmamasıdır. Şehrin sorunları çok fazla. Mahalle kahvesinden hiçbir farkı olmayan, gayri samimi, tespih çekenlerden oturmasını bilmeyenlere kadar birçok vekilin olduğu bir Meclis. Eğitim ve sağlık satılıyor. Adım başına paralı okul. Hastane kuyrukları gün doğmadan oluşmaya başlıyor. Bizim karikatür anlayışımızı oluşturan şeyler bunlar."
'Mizah dergiciliği zor durumda'
Değişik karikatür dergilerinde çalışmış olan Necmi Rıza Ayça, günümüzün mizah dergiciliğini değerlendirken, mizah dergisi sayısının çok fazla olmasından ve buralarda çalışan karikatüristlerin çalışma koşullarından rahatsızlığını dile getiriyor: "Ben birçok dergide çalıştım. Benim çalıştığım dönemde bir tek Akbaba dergisi vardı. Tek bir karikatür dergisi çıkıyordu. Bu dergi berber dükkânlarına, hastaların beklediği muayenehanelere girmişti. Geçenlerde Kadıköy İskelesi'ndeki gazete sergilerine yaklaştım. 13 tane mizah dergisi gördüm. Bir kültür arıyorsunuz çizgilerde, yok. Oralara çizen arkadaşlarımız acaba tatmin olabiliyorlar mı? Ne şartlarda çalışıyorlar, masrafları nasıl karşılıyorlar? Şimdiki dergiciliğimiz bu şekilde. Buradaki insanların yetişmesini canı gönülden istiyorum. Kabiliyetli insanlar. Ancak çalışmak için nasıl saha bulacaklar merak ediyorum. Bana hep yeni yetişen karikatüristlere bir tavsiyem olup olmadığını sorarlar. Hepsine verdiğim cevap aynıdır: Eğer bir genç kafasına karikatürist olmayı koymuşsa, evvela resim kültürü olmalı. Resim yapamıyorsa sakın bu işe el uzatmasın."
www.evrensel.net