Kadıköy Belediyesi

Kadıköy Belediyesi'nde peşkeş devri

Kadıköy Belediyesi başta temizlik, yemek ve servis taşıma olmak üzere 12 alandaki işleri taşerona devretti.

Kadıköy Belediyesi'nde peşkeş devri
İstanbul'da taşeronlaştırma yaşanmayan iki belediyeden birisi olan Kadıköy Belediyesi, dün yapılan ihalenin ardından taşeronla tanıştı. Sendikanın aksi yöndeki taleplerine ve işçilerin iki gündür yaptığı eylemlere rağmen düzenlenen temizlik ihalesini Altaş adlı bir firma kazandı.
Yapılan ihale sonucunda çöp toplama işinin Altaş isimli temizlik şirketine verildiğinin açıklanması üzerine bir konuşma yapan, Genel-İş 3 No'lu Bölge Başkanı Zeynel Demirçivi, haklarının korunması için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi. Demirçivi, temizlik işçilerinin yarından itibaren tekrar işbaşı yapacağını, ancak önümüzdeki günlerde ihaleye karşı tepkilerini çeşitli biçimlerde dile getireceklerini bildirdi. Demirçivi'nin konuşmasının ardından, 4 saat boyunca Kadıköy Belediyesi önünde bekleyen işçiler sessizce dağıldı. Aylardır fazla mesai paralarını alamadıklarına da dikkat çeken işçiler, hafta sonu mesailerine kalmayacaklarını bildirdiler. Şube yöneticileri de işçilerin bu kararına uyacaklarını açıkladı.
İhaleyi protesto amacıyla önceki günden itibaren işbırakma eylemi yapan Kadıköy Belediye işçileri, eylemlerine dün sabah saatlerinde de devam ettiler. Sabah saat 06.30'dan itibaren Küçükbakkalköy'de bulunan temizlik biriminde toplanan 1200 kadar işçiye hitaben konuşan Genel-İş Genel Örgütlenme Daire Başkanı Aşur Kurgen, Belediye Başkanı Selami Öztürk'le önceki gece saat 23.30'dan sonra yapılan görüşme hakkında bilgi verdi. Bu görüşmeden de kesin bir sonuç alınamadığını duyuran Kurgen, eylemlerin daha önce planlandığı gibi devam edeceğini vurguladı.
Yürüyüşe polis engeli
Kurgen'in konuşmasının ardından bulundukları Küçükbakkalköy'den, Kadıköy Belediyesi'ne kadar yürümek isteyen işçiler, polis tarafından engellendi. Bizzat İstanbul Emniyet Müdürü'nün verdiği "Hiç bir şekilde yürütmeyeceksiniz" talimatı üzerine saldırgan bir tavır sergileyen polisin tutumu, işçilerle polis arasında yer yer fiziki karşı karşıya gelişlere yol açtı. Bunun üzerine polisle bir görüşme yapan sendikacılar, Kadıköy Belediyesi'nin yanı başında bulunan Evlendirme Dairesi'ne kadar araçlarla gitmeyi kabul ettiler. Saat 10.00 gibi belediyenin yanındaki alanda toplanan işçilere buraya gelen çok sayıda sendikacı ve siyasi parti temsilcisi de katıldı. Sabah saatlerinden itibaren "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek", "Vur vur inlesin, Selami dinlesin", "Özelleştirmeye hayır", "İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız" gibi sloganlar atan işçiler, belediye önüne geldiklerinde de, ihaleye katılmak üzere binada bulunan firma yetkililerine yönelik olarak "Hırsızlar dışarı, işçiler içeri" sloganını haykırdılar.
İhaleyi boşa çıkartacağız
Tepkilerini gazetemize aktaran işçiler, kendilerine olan borcunu ödemeyen belediyenin, belediye kaynaklarını özel firmalara peşkeş çekmesini kınadıklarını söylediler.
Kendilerine destek olmaya gelen Türk-İş'e bağlı Deri-İş Tuzla Şubesi, Belediye-İş İstanbul Şubeleri yöneticileri, DİSK Genel Merkez yöneticileri ve yine DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş, Basın-İş, Limter-İş, Tüm Bel Sen İstanbul 3 No'lu Şube, EMEP İstanbul il ve Kadıköy ilçe yöneticileri ve HADEP üyelerinin katılımıyla sayıları 1500'e ulaşan kitle, aşağıda beklerken Genel-İş yöneticileri ihalenin yapıldığı en üst kata çıktılar. Kadıköy Belediyesi encümen odasında yapılan ihaleyi izlemek üzere içeri giren Aşur Kurgen, Zeynel Demirçivi ve 1 No'lu Şube Başkanı Tahsin Çetli, daha sonra Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili Mustafa Demircan tarafında yeniden dışarı çıkarıldı.
Bu durumu protesto eden sendikacılar, dışarıda işçilere yönelik açıklama yaptılar. İlk sözü alan Demirçivi, Kadıköy'ün peşkeş çekilmesine izin vermeyeceklerini söyleyerek, "Buraya taşeronu sokmayacağız" dedi. Kurgen ise, işçilere özgüvenlerini kaybetmemeleri gerektiğini aktararak, bugünkü ihalenin boşa çıkması için genel merkez olarak sonuna kadar Kadıköy işçileriyle beraber davranacaklarını açıkladı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Ecevit, idamın kaldırılmasını istedi
Başbakan Bülent Ecevit, Alaattin Çakıcı ve benzeri kişilerin yurtdışında yakalandıkları takdirde "İdam cezası var" diye Türkiye'ye gönderilmediklerini belirterek, "O yüzden birçok Susurluk karanlıkta kalıyor, o nedenle ben bir an önce idam cezasının kaldırılmasını istiyorum" dedi.
Başbakan Bülent Ecevit, Başbakanlık'ta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Türkiye'nin idam cezasını kaldırması halinde Alaattin Çakıcı'nın geçmişte idam cezası kapsamına giren suçlardan da yargılanabilmesi için Fransa'dan istekte bulunulup bulunulmayacağını soran bir gazeteciye Başbakan Ecevit şu yanıtı verdi: "Çakıcı olayı Türkiye'de hâlâ idam cezası bulunmasından ne büyük kayıplarımız olduğunu gösteriyor. Buraya ancak hafif bazı suçları nedeniyle gönderildi. Daha ötesine Fransız makamları razı olmadı. Gerekçeleri de Türkiye'de idam cezasının kalkmamış olmasıydı."
Deprem endişesi
Bülent Ecevit, Litvanya'dan Türk hükümetine 14-17 Aralık'ta İstanbul'da bir deprem olacağına ilişkin mektup geldiği haberleriyle ilgili soruyu yanıtlarken de, böyle bir bilginin kendilerine ulaştığını söyledi. Ecevit, içinde gerçeklik payı taşıyabilecek bütün haberleri ciddiye aldıklarını belirtirken, "Depremleri önceden bilmek mümkün değil. Ama vatandaşların her ihtimale hazırlıklı olmalarında yarar var. Bize bilimsel bir kuruluştan böyle bir haber ulaştı. Onun üzerine bütün bilimsel kuruluşlarımızı uyardık. Fakat şu sırada büyük bir endişe konusu görünmüyor" dedi.
Kürtçe televizyon
Başbakan Ecevit, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Türkiye'de Kürtçe televizyon yayını yapılabileceğine ilişkin açıklaması konusunda ne düşündüğünü soran bir gazeteciye, bu konuda hükümet içinde henüz resmi bir görüşme olmadığını söyledi.
AB kredileri
Yunanistan'ın vetosu nedeniyle Türkiye'nin kullanamadığı AB kredilerinin miktarı ve ödenme tarihi konusundaki soruyu yanıtlayan Başbakan Ecevit, Türkiye'ye ödenmesi haksız biçimde veto edilen miktarın 3 milyar dolar dolayında olduğunu söyledi. Ecevit, "Fakat artık Yunanistan'la ilişkilerimizin bugünkü düzeyinde ve Türkiye AB'ye adaylığa kabul edildikten sonra artık bu tür engellemelerin yapılamayacağını tahmin ve umut ediyorum" dedi.
Başbakan Ecevit, yarın KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la yapacağı görüşmenin Denktaş'ın Kıbrıs konusundaki kaygılarını gidermeye yönelik olacağı haberleriyle ilgili soruyu da yanıtladı. Ecevit, "Sayın Denktaş'ın bazı tepkileri var, ama kaygısı olduğunu sanmıyorum. Çünkü kaygısı olması için Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'a verdiği önemi bilmiyor olması gerekir. Oysa bunun bilinci içinde Sayın Denktaş. Her zaman bunun bilinci içinde oldu ama bazı haklı tepkileri var" dedi. Newyork'ta görüşmeler yapılırken, o sırada Helsinki'de Kıbrıs konusunun gündeme getirilmiş olmasını "talihsizlik" olarak niteleyen Başbakan Ecevit, "Sayın Denktaş tabii buna bir tepki göstermekte haklıdır" dedi.
Denktaş ile görüşme
Denktaş'ın New York'ta bulunduğu süre içinde hemen hemen her gün telefonlaştıklarını, birlikte görüş oluşturduklarını söyleyen Ecevit, bugün Kıbrıs'tan Sorumlu Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'le birlikte Rauf Denktaş'la daha ayrıntılı bir değerlendirme yapacaklarını söyledi. "New York süreci olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapabilir misiniz" sorusuna ise Ecevit, "Onu bilemiyorum. Tabii telefonda kısa konuşuluyor. Genel izlenimlerini değerlendirmelerini yarın (bugün) dinleyeceğim" dedi.
www.evrensel.net