Sınıfın sorunları tartışılsın

Türk-İş'in '95-99 dönemindeki karnesi kırıklarla doludur. IMF ve Dünya Bankası'nınkararlarına razı gelen Türk-İş, sosyal güvenliğin kaldırılmasına bile engel olamadı.

Sınıfın sorunları tartışılsın
Şahin Bayar - Sinan İmrek
'Nasıl Bir Türk-İş' başlıklı deklarasyonu yayımlayarak, 1-5 Aralık 1999 tarihlerinde yapılacak olan Türk-İş 18. Olağan Genel Kurulu'na yönelik tartışmaları işyerlerine taşıyan İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu (İİSŞP), kim seçilirse seçilsin, sınıfın sorunları etrafında Türk-İş'i harekete geçirmeye devam edeceklerini bildirdi.
İİSŞP Yürütmesi'nden Haber-İş İstanbul 1 No'lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu, Basın-İş İstanbul Şube Başkanı Kenan Kaya ve Petrol-İş İstanbul Şube Başkanı Nesim Aksakal, Türk-İş Genel Kurulu ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
Türk-İş'in son dört yıllık dönemini değerlendirir misiniz?
Kenan Kaya: Türk-İş'in geçmiş dört yılı, bir öğrencinin sınıfta kalışını belgeleyen bir karnedir. Çünkü '95-99 döneminde Türk-İş'in karnesi kırıklarla doludur. IMF ve Dünya Bankası'nın kararlarına razı gelen Türk-İş, işçilerin sosyal güvenlik hakların mahrum edilmesine bile engel olamadı. Bu dönemde konfederasyonlar, sermayenin saldırılarını püskürtmekte aciz kaldılar. Özelleştirme ve tahkim yasalaştı, sosyal güvenlik hakkımız elimizden alındı.
Levent Dokuyucu: Türk-İş bu dönemde ayrıca, '96 yılında 'beşli çete' adıyla anılan 'sivil inisiyatif' içinde de yer aldı. Bu beşli platformun içeriğini herkes az çok biliyor. Yani, sermaye karşısında mücadeleci bir sendikal anlayış değil, uzlaşmacı bir sendikal anlayışı ortaya çıkardı Türk-İş. Yıllardır Türk-İş içinde savunulan bir şey var. Partiler üstü sendikacılık. Ama beşli platformun içinde yer alınarak belki bunu savunanlara da önemli bir olanak tanındı. O gün bugündür Türk-İş içinde sağ sendikalar ve sosyal demokrat sendikalar biçimsel olarak bir ayrışmaya gittiler. Böylece ortak haraket etme olanağı da ortadan kalkmış oldu. Bu genel kurulda bütün bunlardan ders çıkarılması gerektiğine inanıyoruz.
Nesimi Aksakal: Son dört yılda izlenen politikanın geçmişte uygulanandan farklı değil. Tamamen hükümetlerin politikalarına endeksli, teslimiyetçi, uzlaşmacı bir politika ortaya konuldu. Özellikle 28 Şubat sürecinde Türk-İş, MGK kararlarını tamamen benimseyen ve katkıda bulunan bir rol oynamıştır. Türk-İş, son olarak, Sosyal Güvenlik Yasası'nda takındığı tavır ile sınıf hareketinin ayak bağı olmuştur.
Türk-İş Genel Kurulu'na yönelik olarak 'Nasıl bir Türk-İş İstiyoruz?' başlıklı bir deklarasyon yayınladınız. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz?
Kaya: Geçtiğimiz genel kurulda da birtakım talepler üzerinde yola çıkmıştık, bu genel kurulda da aynı taleplerle yola çıkıyoruz. Bu gerçekleşene kadar, fikirlerimizin arkasında olacağız. Şu anda Türk-İş içinde hangi liste oluşturulursa oluşturulsun bizim anlattığımız sınıfsal sorunlara çare olmayacağına inanıyoruz. Sınıfın temel sorunlarına sahip çıkabilecek, bu anlamda sınıfsal temelde, yani emek ve sermaye çelişkisi temelinde düşünebilecek bir sendikal yapının oluşturulması gerekiyor. Aksi halde sermayenin karşısında başarılı olunması mümkün değil. Bugün bunları ortaya koyduğumuzda nasıl bir Türk-İş istiyoruz, sorusunun yanıtını buluyoruz. Bayram Meral, Mustafa Başoğlu, Mustafa Özbek gibilerle, bir kazanım elde etmek imkânsızdır.
Dokuyucu: Türk-İş'in son 4 yıl boyunca izlediği çizginin işyerlerindeki yansıması bizim için son derece önemli. Bu nedenle işçilerin somut sorunlarını ele alan bu deklarasyonu, onlarla birlikte tartışarak hazırladık. Türk-İş kongresine de böyle bir müdahalenin olması gerektiğini düşünüyoruz. Aynı çalışmanın Bursa, Adana, Ankara ve Diyarbakır'da yapıldığını biliyoruz. Özellikle Sosyal Güvenlik Yasası'ndaki başarısızlığın işçilerde sendikalara olan güveni azalttığını görmek gerekiyor. Son genel kurulda alınan kararların hiçbirisi hayata geçmedi. Bu eleştiriden yola çıktığımızda, Türk-İş kongresinin, sendikal haraketin geleceği ile ilgili tartışmaların yoğunlaştığı bir genel kurul olması gerekiyor.
Aksakal: Türkiye'de sendikalık oranı hızlı bir şekilde düşüyor. Toplumda oynadığı rol hızla azalmaktadır. Halen 12 Eylül hukuku ile yönetiliyor olmamız, demokrasi ve insan hakları ile ilgili istemlerimiz 'Nasıl bir Türk-İş istiyoruz?' sorusunun cevabını da içeriyor. Türk-İş, hükümetlerden kopuk, bağımsız bir politika izlemelidir. Toplumsal muhalefetin öncülüğünü yapan bir Türk-İş istiyoruz.
Yıllardan beri Türk-İş Genel Kurulu öncesi çeşitli toplantılar yapılıyor, farklı arayışlara gidiliyor. Bu yıl da aynı şeyler yaşandı, ama sonuçta bir şey değişmedi. Önümüzde yine Meral ve Özbek yanlılarının listesi var. Neden alternatif bir liste çıkmıyor?
Kaya: Bu, Türk-İş'e bağlı sendikaların genel merkez, genel kurulları ile özdeşleşen bir olay. Eğer genel merkez kongrelerine bakarsak, seçim sonuçlarına bakarsak, mevcut sendikal yapının bir değişikliğe uğramadığını görebiliriz.
Dokuyucu: Türk-İş içinde bir gelenek var: Büyük sendikalar mutlaka yönetimlerde olur. Yüzde 8'lere düşen bir sendikalaşma oranı var. Bugün adaylıklarını açıklayan sendika başkanları son dört yılda ne kadar üye kazandı, ne kadar üye kaybetti, bunun bir muhasebesini yapmak gerekir. Herhalde TÜMTİS'in dışında üye kazanan sendika yoktur. Hepsi üye kaybetmiştir ve birçoğu da 'benim üyem bana yeter' anlayışındadır.
Aksakal: Türk-İş'in yapısına baktığımızda alternatif bir liste çıkarmak oldukça zor. Belki çıkarılabilir ama seçimleri ne kadar etkiler, bu tartışılır. 13 sendikanın yönetiminde değişimler oldu. Ama bunlar sadece kişisel değişimlerdi. Anlayış değişikliği değildi.
İİSŞP, Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı'na karşı Türk-İş'i harakete geçirmede önemli rol oynadı. Ama gözlemlediğimiz kadarıyla Türk-İş Genel Kurulu için fazla etkin olamadı. Bu durum neden kaynaklanıyor?
Kaya: İİSŞP sorunlara karşı, sınıfsal temelde etkin bir politika izliyor. Bunu hiçbir zaman bir konfederasyonun üyeliği altında sürdürmedi. Böyle olmasına rağmen İİSŞP'nin ortaya koyduğu mücadeleci tavır Türk-İş yönetiminin zaman zaman işine geldi. Poh pohlandı. Zaman zaman işine gelmedi, dışlandı. Bir Türk-İş Genel Kurulu'nda niye etkin değiliz? Bu, tabanla, kongre delegeleri arasındaki anlayış farkından kaynaklanıyor. Hareketi tayin eden işçiler, kongrelerde geri planda kalıyor. Platformda bu anlamda Türk-İş Genel Kurulu'nda geri planda kalıyor.
Aksakal: Emek haraketi içinde oynadığımız rol ile Türk-İş içinde oynadığımız rol farklı oluyor. Bu sendikaların içindeki delege seçimi sisteminden kaynaklanıyor. Çalışmalarımızı sadece Türk-İş seçimlerine endekslemiyoruz. Önümüze çıkan sorunların çözümü için çaba sarf ediyoruz.
Dokuyucu: Delegasyonu oluşturan yapı genelde profesyonel. Ve sendika genel merkezlerinin Türk-İş Genel Kurulu'na ilişkin aldığı karara uyan bir yapı. Özellikle İstanbul İİSŞP'nin çalışmaları içinde olmayan Türk Metal ve Tek Gıda-İş gibi sendikalar, merkezin kendilerine söylediklerinin dışına çıkmayan sendikalardır. Bizim buradaki etkimiz olması gerekenden az görünüyor. Ama yine ülkenin birçok ilinde bu deklarasyonun çalışması yürütülüyor. Belki seçimlere pek fazla etki etmeyebilir. Ama Türk-İş'in geleceği açısından önemli bir çalışma olduğunu düşünüyoruz.
Önümüzdeki dönemde sınıfı nasıl bir Türk-İş bekliyor?
Kaya: Oluşan listelere baktığımızda ben, Bayram Meral'i şanslı görüyorum. Çünkü devirdiğimiz dört yıl içinde çok mükemmel bir şekilde hükümetlerle diyalog içinde olmuştur. Mükemmel bir biçimde işçilerin kazanımları iade edilmiştir. Mezarda emeklilik yasası geçirilmiş, işçiler artık emekli olamayacak biçime getirilmiştir. Çok mükemmel bir şekilde toplusözleşmelerde uzlaşma sağlanmıştır. Bunun neticesini, Meral muhakak bu kongrede alacaktır. Çünkü bu kadar uzlaşmalarla dolu bir dört yılı geride bıraktığımız zaman bu hükümet, bu devlet kimi puanlandıracaksa onu Türk-İş'te genel başkan yapacaktır.
Dokuyucu: Nasıl bir yönetim oluşursa oluşsun, biz Türk-İş'in sendikal anlayışını değiştirme uğraşı içinde olacağız. Sermaye ile kol kola olmasını engelleyecek pratik çalışmalar yapacağız. Deklarasyonda özellikle yayımladığımız bir konu var. Bu konuda Türk-İş'e bağlı sendikaların bir ayağı hep aksıyor. Ülkemizde şu anda 80 il var. Bunların yaklaşık olarak 20'sinde sendikal haraket yok. Bu OHAL bögesidir. OHAL Bölgesi'nde sendikal haraket bitirilmiş, sendikacıların demeç vermesi yasaklanmıştır. Türk-İş'in bu genel kurulda Kürt sorununu tartışmaya açması gerekiyor.
Aksakal: Biraz önce "Özlediğimiz bir Türk-İş nasıl olmalıdır?"sorusuna verdiğimiz cevap ortada. Bu yapı içinde istediğimiz Türk-İş oluşur mu oluşmaz mı, bunun olumlu cevabını vermek oldukça zor. Biz Türk-İş yapısı nasıl oluşursa oluşsun, isteğimiz Türk-İş'i yaratmak için elimizden geleni yapacağız.
www.evrensel.net