Ölümden sonra yaşam...

Ölümden sonra yaşam...

İnsan, ölümü bilerek yaşama kahramanlığı gösteren tek canlı belki. Bu durum, ona sürekli ölümü yok sayma duygusunu da vermiş.

Ölümden sonra yaşam...
Sennur Sezer
İnsan, ölümü bilerek yaşama kahramanlığı gösteren tek canlı belki. Bu durum, ona sürekli ölümü yok sayma duygusunu da vermiş. Daha doğrusu ölümü bir bitiş saymama hakkını. Kimi inanışlar ölümden sonra yaşamın irdelendiği bir durumla, kimi inanışlar insanın bir parçası olduğu doğaya karışıp yeniden doğuşuyla ölümün ötesini açıklamışlar. İnsanın içindeki "Nasıl yok olabilirim ben" başkaldırısı ozanlara da esin kaynağı olmuştur. Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Ben nasıl yokolurum/ Dünya yokolur belki" dizelerini nasıl anımsamazsınız. Yunus Emre'nin "Bu dünya bir gelindir al yeşille donanmış/ Kişi yeni geline bakma ile doyamaz" dizeleriyle yaşamı övüşünü.
Yaşamı sevmek onu savunma duygusunu da getirir. Din ve inanışların ölümden sonra hesap verileceği ilkesi, insanın insanı sömürmesine engel olunmak için konmuşsa da, görülen odur ki hiç işe yaramamış.
Mistikler, ölümü bir kavuşma, ait olduğu, bir parçası olduğu büyük enerjiye geri dönme olarak anlatmışlar. Mevlana'nın ölüm töreni bu yüzden "düğün gecesi" diye adlandırılmış. Hâlâ da öyle kutlanır.
Ölümü güzellemenin, dünyayı ve yaşamı geçici saymanın, dünya işlerine karışmamayı getirdiğini saptamak için felsefeci olmaya gerek yok. Yaşananlara boyun eğmeyi ögütlediği söylenen İslam dini bile bu bakış açısına karşı çıkar, "hiç ölmeyecekmiş gibi/ yarın ölecekmiş gibi" dengesini öğütler.
Son yıllarda, ölümden sonraki yaşamın çekiciliği yeniden gündeme geldi. Çağdaş dünyanın hızından yorulanlar, tüketim çağıyla baş edemeyenler yeni bir boyun eğişe özendirildi. Ölüm kutsanır oldu. Bu konuda kitaplar yazıldı, yeni modern tekkeler doğdu. Batıdaki bu akım ülkemizi de etkiledi. Carol Neiman ve Emily Goldman farklı dinlerin ölümden sonraki yaşam anlayışına ilgi duyan iki yazar. Bu konudaki bir incelemeleri Gülden Şener'in çevirisiyle Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Yüzyıllardır bu konuda yapılan tabloların, ilginç fotoğrafların yer aldığı 'Ölümden Sonra Yaşam', özenli ve lüks bir baskı. Kitabın asıl ilginç yanı, doğu inanışlarından kaynaklanan ölüme hazırlanma, bedensizliği deneme gibi egsersizler.
Yaşamın somut bir cehennem biçimini aldığı, yarın kaygısının yaşamayı zorlaştırdığı ülkelerde mistisizme eğilimlerin oranı elbette artar. Bizdeki gibi. Yaşamı değersiz saymak, onun için savaşmayı gereksiz görmek, var olan düzenin sürdürücülerinin işini kolaylaştırır, bunu söylemeye bile lüzum yok.
'Ölümden Sonra Yaşam' belki bu amaçlarla hazırlanmamış. Ama bu tezi işleyen her kitapta böyle tehlikeler var. Bu kitabı resimlerine verilen emeği değerlendirmek, ölümden sonraki yaşamda asıl değerlendirilenin sevgi olduğu odağında okumak da olanaklı. Ve belki kitabın asıl amacı da bu. Ancak bu kitapta verilen örneklerde ölümden dönenler, hiçbir şey için cezalandırılmama garantisi veriyorlar. Kötü hareketlerin hesabının verilmediği bir sürekli yaşam, ölüme özendirmez mi? Sevgiyi, dayanışmayı öğütlese de, bunu yaratacak sorumluluğu yaratır mı, sorularını kışkırtıyor.
Bu tür kitaplarla karşılaştığınızda, bu soruları sorun kendinize. Bu kitapları hazırlayanların içtenliğine, emeğine saygı duysanız bile, ölümü bir kurtuluş, bir örnek ülke görme yanlışlığına kapılmayın. Yaşanır bir dünya için uğraşmamış birinin huzurlu bir ölümü olacağına inanmam ben.
www.evrensel.net