01 Mart 2011 14:49

Fedakarlık ve Disiplinin Simgesi İmran…

Fedakârlık, Devrimci Komünist Partisinin militanlarının olmazsa olmazlarındandır. Ve fedakârlık denince akla ilk gelen isimlerden birisidir İmran Aydın. Ankara'nın Siteler Sanayisinde verdiği mücadelenin yanı sıra, 80 darbesinden sonra partisinin inşasına ve tasfiyeciliğe karşı verdiği mücadele, onun gerçek bir dava adamı olduğunun g&oum

Fedakarlık ve Disiplinin Simgesi İmran…

aciklama1

Paylaş
Onur Aydın

Fedakârlık, Devrimci Komünist Partisinin militanlarının olmazsa olmazlarındandır. Ve fedakârlık denince akla ilk gelen isimlerden birisidir İmran Aydın. Ankara'nın Siteler Sanayisinde verdiği mücadelenin yanı sıra, 80 darbesinden sonra partisinin inşasına ve tasfiyeciliğe karşı verdiği mücadele, onun gerçek bir dava adamı olduğunun göstergesi olmuştur. Gerek yüzlerce işçinin çalıştığı sanayide, 1 kişiyi atölye atölye araması, gerekse partisinin inşa döneminde atölyesine varıncaya kadar her şeyini partisine vermesi Sosyalizme ve partisine inancının, bağlılığın örneğini karşımıza koymuştur. 1981-1987 de baskının ve şiddetin yükselmesiyle duraksayan mücadelede kendi devrimci yapısını kaybetmemiş, çevresini de bu mücadeleye örgütlemeye devam etmiştir İmran Yoldaş. Ve 2 Mart 1991'de polisler tarafından gözaltına alınmış, işkencelerden geçirilmiş fakat tek kelime dahi ifade vermeyerek katledilmiştir. Bu tutumu O'nun sınıfa olan bağlılığını ve çelik iradesini de göstermiştir bizlere.

Günümüz koşullarını değerlendirdiğimizde, 80 dönemi ve sonrasının ağır mücadele koşulları yoktur belki. Ancak uygulanan politikalar, işçilere yüklenen yük daha da artmıştır ve artmaktadır. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde gelişen isyanlar, ayaklanmalar bize bazı gerçekleri de göstermiştir. Halkın, emekçilerin ve gençliğin örgütlü gücü, yıkabiliyor diktatörlükleri. Türkiye'ye baktığımızda AKP hükümeti, sermaye politikalarını gençliğin geleceğine entegre etmek için çabalamakta, gün geçtikçe bunu gerçekleştirmek üzere pervazsızca saldırmaktadır. Üniversitelerde YÖK'ün, sermayenin ihtiyacı doğrultusunda gerçekleştirdiği atamalar ve uygulamalar, neo-liberal sistemin akademik alana aktarımını hızlandırmakta, halk için eğitim mantığını tamamen ortadan kaldırarak, başta TÜSİAD gibi iş adamlarının şirketlerine ve fabrikalarına fayda sağlamayı hedef almıştır. Parasız, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitim mücadelesi veren kesimlere hiçbir şekilde taviz vermeyen AKP, üniversiteleri nasıl tutarım düşüncesini ve üniversiteleri piyasayı nasıl açarım düşüncesini en temel hedeflerinden birisi olarak belirlemiş gözükmektedir.

Eğitimin lise ayağında ise, başta Darwin gibi bilim adamlarının düşüncelerini biyoloji derslerinden çıkarıp, yerine dogmatik-gerici konuları eklemiştir. Felsefe derslerini hurafelerle donatarak Yeni Osmanlıcılığı başta eğitim olmak üzere yaygınlaştırmak istediğini göstermiştir AKP hükümeti.Emek Cephesinde ise, Torba Yasayla birlikte esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışmayı başta genç işçilerin çalışma koşulları olmak üzere, sendikal alanı da vurarak sömürünün arttırılmasını, ucuz iş gücünün genişlemesini düşünmüştür.

Bakıldığında Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşananların sebepleri işsizlik, yoksulluk ve gelir eşitsizliğiyken, aslında Türkiye'nin de bu ülkelerden bir farkının olmadığı, hatta emek ve demokrasi alanında saldırıların daha fazla olduğu bir gerçektir. Fakat mücadeledeki gerek emek örgütleri, gerekse sınıf partisinin içindeki genç yoldaşlar fedakârlık ve disiplin konusunda, dönemin gerekliliklerini yerine cılız şekilde getirmekte. Yeri geldiğinde hepimiz Deniz'iz, hepimiz Metin'iz ya da hepimiz İmran'ız gibi gerçekten onlara sahip çıkan sloganlar atıyorken, onların mücadelesini yaşatmak ve sınıf hareketini ileriye taşıyacak bir çalışma yapmaktan geri duruyoruz. İmran Aydın'ı yaşatmak, onun yolundan gitmeyi gerektirir. İmran Aydın'ı yaşatmak, en az onun kadar çalışkan, fedakâr ve disiplinli çalışmayı, sosyalizm mücadelesine ve partisine bağlılığı ve teoriyi ile pratiği birbirine en doğru şekilde birleştirmeyi ve hızlı bir şekilde uygulamayı gerektirir. İşçi sınıfının ve gençliğin üzerinde bu kadar çirkin planlar yapılırken, Tunus'un, Mısır'ın ve diğer diktatörlüklerin yıkılması için alanlara çıkan halkın gücünü görerek umudumuzu daha da yeşertmek ve İmran Aydın gibi bir karakteri hepimiz örnek alarak mücadeledeki yerimizi gözden geçirmekten başka çaremiz yoktur.

ÖNCEKİ HABER

KESK Başkanı Çınar’dan dayanışma çağrısı

SONRAKİ HABER

CHP'li Özel: Tüm diktatörler en çok meydanlardan korkar

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa