17 Eylül 2026 00:12

Tehlike tribünde

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Bizdeki taraftarlık algısı kendi takımını desteklemekten çok rakiplere hakaret etme, rakipleri aşağılama, küçük düşürme ve sindirme edimleriyle şekilleniyor.

Rekabetten nefret üretmek ve rekabeti düşmanlığa dönüştürmek konusunda çok yaratıcı ve becerikliyiz.

Toksik erkeklik de işin içine girince rakibi kadın bedeni üzerinden veya eşcinsellik yakıştırmasıyla aşağılamaya çalışmak taraftarlığın şanından sayılıyor.

Beklenti, sözlü tacize maruz bırakılan rakibin psikolojik çöküntüye uğrayarak direncinin kırılacağı, hakemin de baskı/etki altına alınacağı yönünde. Kısacası, kinle, nefretle, düşmanlıkla harmanlanmış bütün bu yoğun çaba sahada kazanmak adına ortaya konuyor.

İnsanlar kazanmayı o kadar çok önemsiyorlar ki, akıllarınca takımlarının kazanmasına katkıda bulunmak için her türlü rezilliği göze alabiliyorlar. Onları, kazanmaktan daha fazla mutlu eden hiçbir şey yok. Ama sadece yenmek yetmiyor, tam anlamıyla mutlu olabilmeleri için rakibi aşağılamaları da gerekiyor. Çünkü kazanmak ile aşağılamak bir arada olunca hem daha büyük gurur duyuyor, hem de komplekslerini, eksikliklerini kendilerince aşmış oluyorlar. Ve elbette kazanmayı sportif bir sonuç olmanın ötesinde, her anlamdaki üstünlüklerinin bir kanıtı olarak kabul ediyorlar.

Spor tarihinde, Galatasaray-Kocaelispor maçında, Kocaelisporlu taraftarların açtığı pankarttan daha iğrenci görülmüş müdür acaba?

Pankartta, Kocaelispor’u sembolize eden yeşil-siyah formalı bir adam, sarı-kırmızı formalı küçük bir kızı kucaklamış götürüyor…

Spor karşılaşmalarını cinsellik eylemiyle özdeşleştiren, galip gelmeyi de “koyduk”, “geçirdik” gibi fiillerle ifade eden taraftar güruhunun bu pankartla ne anlatmak istediğini anlamak hiç zor değil…

Stadyumlarda neredeyse kanıksanmış hale gelen cinsiyetçi küfürler bu “ateşli” taraftarları kesmemiş anlaşılan ki, pedofili çağrışımı içeren pankart aracılığıyla cinsel şiddeti teşvik etme konusunda sınır tanımadıklarını göstermişler.

Ülkemizde stadyumlar sportif güzelliklerin yaşandığı yerler olmaktan çok küfürler ve pankartlar üzerinden cinsiyetçiliğin sürekli olarak kışkırtıldığı, beslenip yeniden üretildiği, cinsel şiddetin doğrudan teşvik edildiği mekanlar olarak dikkat çekiyor.

Taraftarlığın olmazsa olmazı kabul edilen cinsiyetçi söylemlere göz yumulması ve bu şekildeki sözlere, eylemlere ciddi bir yaptırım uygulanmaması sonucunda iş, rakibi aşağılarken tecavüz çağrışımlı çocuk figürü kullanmanın bile göze alınabildiği bir seviyeye kadar indi. Toksik erkekliğin en önde gelen özelliklerinden biri, yediği haltlar karşılıksız kaldıkça giderek daha da pervasızca pespayeleşebilmesi…

Bugünlerde “Ailem Güvende” mottosuyla LGBTİ+ bireyler üzerindeki baskısını, zulmünü daha ileri boyuta taşıyan devlet, tribünlerde kendilerini açıkça ifşa eden potansiyel canileri ise görmezden geliyor. Aile için hangisinin tehlikeli olduğunu anlamaktan ve bugüne kadar ki şiddet vakalarının faillerine bakarak aile içi şiddetin kaynağını belirlemekten bile aciz bir devletten cinsiyetçiliğin ve cinsel zorbalığın engellenmesi konusunda doğru adımlar atması beklenebilir mi?  

Kinle, nefretle, düşmanlıkla, ırkçılıkla, cinsiyetçilikle hemhal kepaze bir tribün kültürü oluşmasında en büyük pay kışkırtıcı, teşvik edici, hedef gösterici, göz yumucu rolüyle kuşkusuz devlete ait...

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et