19 Ağustos 2026 15:00

İki ön eleme turundaki zayıf rakipleri saf dışı bıraktıktan sonra Fenerbahçe için asıl mücadelenin Olimpik Lyon maçıyla başlayacağına dikkat çekmiştik. Önceki akşam oynanan ve 1-1 biten maçta bunu net biçimde gördük.

Kağıt üzerinde kadro değerleri göz önüne alındığında Fenerbahçe, Olimpik Lyon’a fazlasıyla ağır basıyor. Ama futbolun gerçekliği kağıt üzerinde değil, yeşil sahada ortaya çıkıyor.

Takım olabilmek, pahalı oyuncuları bir araya getirmekten çok daha fazlasını gerektiriyor.

Sonuçta futbol bir takım oyunu. Bu oyunu etkili ve keyif verici şekilde icra edebilmek, her şeyden önce belli bir düzen, disiplin ve dayanışma çerçevesinde sistemli şekilde mücadele edebilmeye bağlı.

Fenerbahçe’nin ise özellikle Avrupa’daki hedeflerine ulaşabilecek seviyede bir takım olabilmesi için kat etmesi gereken bir hayli mesafe olduğu görülüyor.

İki ön eleme turu ve dünkü Olimpik Lyon maçını kapsayan süreçte Fenerbahçe’nin oyununda bir değişim ve gelişim olduğu söylenemez. Ön eleme turu maçlarının ardından yapılan eleştirilerin aynısı Lyon maçı için de dile getirilebilir.

Fenerbahçe’nin sezon başından bu yana oyun temposu düşük. Düşük tempolu paslaşmalarla Fenerbahçe’nin rakibini savunmada eksik ve dengesiz yakalama şansı yok. Fenerbahçe rakip ceza sahasına yaklaşana kadar rakibin bütün oyuncuları zorlanmadan savunmadaki pozisyonlarını alıyor.

Tabii 30 civarındaki yaş ortalamasıyla sürdürülebilir bir yüksek tempo yakalamanın kolay olmadığını da söylemek lazım.

Fenerbahçe’nin düşük tempolu oyununda yavaşlığın getirisi olarak ortaya çıkması beklenen olgunluk ve sakinlik de yok. Orta saha oyuncuları risk almamak adına yan ve geri pas ağırlıklı oynarken hücum hattında Kerem alabildiğine savruk, dağınık ve telaşlı koşuşturmasıyla takımın dengesini alt üst ediyor.

Hücum için elbette ön alan baskısı ya da hızlı karşı atak şart değil. Set oyunuyla da rakip savunmada gedik açılabilir, gol pozisyonu üretilebilir. Ancak set oyunu da olsa paslaşmalar belli bir temponun altına düşmemeli. Paslaşmalar ne kadar seri ve çabuk olursa, rakip savunmada boşluk yaratıp pozisyon bulmak o kadar kolaylaşır.

Fenerbahçe’nin kadrosu teknik kapasitesi yüksek oyunculardan oluşuyor. Bu oyuncuların seri tek paslarla topu dolaştırması ve rakibi boşa koşturup yorması beklenirken, tam tersine bunu Lyon yaptı.

Ayrıca, savunma arasına ya da arkasına atılan derin pasların yanı sıra “kanat-orta saha” hücum varyasyonlarında birkaç kısa pasın ardından oyunun yönünü değiştiren uzun paslarla çeşitlilik artırılabilir.

Lyon karşısında Fenerbahçe’nin topa sahip olma oranı daha yüksek olmasına karşın oyunun kontrolü maçın büyük bölümünde Lyon’un elindeydi. Lyon’lu oyuncular topa sahip oldukları anlarda yaptıkları seri tek paslarla Fenerbahçeli oyuncuları çokça koşturup yordu. Bu nedenle Fenerbahçe maç boyunca istediği gibi organize olamadı…

Fenerbahçe’nin başka bir sorunu hatlar arasındaki mesafenin uzunluğu. Uzun takım boyu, oyuncuların daha çok boş yere koşması, daha çabuk yorulması, dolayısıyla oyunun kontrolünü ele geçirmekte zorlanılması gibi sonuçlar doğuruyor ki bu da takım organizasyonunu olumsuz etkileyen bir faktör…

Geçmiş maçlardan gereken derslerin çıkarıldığı söylense de pratikte bunun yansıması görülmüyor ve aynı hatalar sürüp gidiyor. Kaleye arkası dönük, dolayısıyla tehlike teşkil etmeyen rakip oyunculara gereksiz fauller yaparak rakip takıma durduk yerde duran top kullanma fırsatı vermek teknik ekibin hâlâ dikkatini çekmiyor anlaşılan. Burada Skriniar ayrı bir parantezi hak ediyor. Hırslı ve mücadeleci görüntü vermek adına adeta kavga edercesine yaptığı kasıtlı ve gaddarca faullerle her an takımın başına iş açabileceği mesajı veriyor. Kart görmeden tamamladığı maç neredeyse yok gibi...

Kötü oynamaktan daha endişe verici olan aynı hataların tekrarlanması. Verimsiz, cılız hücum organizasyonları, yetersiz ön alan baskısı ve düşük tempo, kaliteli kadronun henüz oyun üstünlüğü kuracak seviyeye gelemediğinin en açık göstergeleri.

Fenerbahçe’de pahalı ve kaliteli oyuncu sayısı çok ama şimdilik ortada buna paralel bir oyun gücü yok.

Lyon geçilse bile sonrası için umutlu olmak zor…

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et