Forma takıntısı
Bir yandan, milliyetçiliği beslemek ve rekabet adına devletin, federasyonun, kulüp yöneticilerinin, medyanın on yıllardır sürdürdüğü ve o anki ihtiyaca göre ırkçılığa kadar uzanan kışkırtıcılık, diğer yandan endüstrinin dayattığı “Ne pahasına olursa olsun kazanmalısın” odaklı skorcu anlayış. Ağırlıklı olarak bu iki olgunun biçim verdiği ucube futbol kültürünün meyvelerini ortaya döktüğü dönemi yaşıyoruz. Endişe verici zihinsel defolara sahip taraftar yığınları başta sosyal medya olmak üzere her yeri sarmış durumda.
Öyle bir taraftarlık ki, farklı olana kin, nefret, düşmanlık kusabildiği oranda var oluşunu en güçlü şekilde duyumsatabildiğine inanıyor.
Bu garabet kültürde forma takıntısı had safhada. Kendi tuttukları takımın formasına kerameti kendinden menkul bir kutsallık atfedenler başkalarının formasını ise görmeye bile tahammül edemiyor.
Bu tahammülsüzlüğün açığa çıktığı davranışlarda, “Benim taraftarlık aidiyetim değerli ve anlamlı, seninkisi ise değersiz ve önemsiz” mesajı açıkça görülüyor.
Arızalı zihinlerde forma, aidiyet ifade eden bir sembol olmaktan çıkıp başkasının aidiyetini sorgulama ve aşağılama aracına dönüşüyor…
Bir kulüp dünyanın en iyi oyuncularından birini transfer ediyor. O oyuncuyu karşılamak üzere havaalanına giden binlerce kişi arasında başka bir takımın formasını giymiş bir kişi de var. Yıldız oyuncuyu merak edip gelmiş. Ama üzerindeki farklı renklere sahip forma diğerlerinin dellenmesine yetiyor. Yüzlerce kişinin alkışları eşliğinde çıkarttırıyorlar formasını. Zaten o anlarda başka bir seçeneği yok. Ya formasını çıkaracak ya da linç edilecek…
Tribünde küçücük bir çocuğun üzerindeki rakip takım formasını çıkarttırmaya çalışacak kadar pespayeleşebilen bir mahluka bile tanık olduk. Hiç kimse de “Sen ne yapıyorsun, ne yapmaya çalışıyorsun” diyerek müdahale etmiyor. Tepkisizlik elbette bu çirkinliğe onay vermek anlamına geliyor. Ufacık bir çocuğun üzerinde de olsa rakip takımın formasını gördüğü anda kendini kaybeden ve çocuğa nasıl korkunç bir travma yaşattığının dahi farkında olmayan bir zavallı...
Bir başka forma olayı da Trabzon’da yaşandı. Amedspor formasıyla dolaşan bir kadın ırkçı söylemlerle taciz edildi. Trabzon’da Amedspor forması giyerek dolaşılmazmış!
Tehdit ederken hiç çekinmiyorlar bile. Bu yaptıklarının karşılığında herhangi bir ciddi yaptırımla karşı karşıya gelmeyeceklerinden eminler çünkü.
Zorla forma çıkarttırmak, sıradan bir taraftar taşkınlığının ötesinde, farklı olanın varlığına ve tercihine yönelik tahammülsüzlüğü zorbalığa bulayarak ortaya koyma hali.
Oysaki kutsallık atfettikleri formanın önünde ayrı, arkasında ayrı, kollarında ayrı ticari marka reklamı var. Reklam tabelasını andıran formaya kutsallık atfederken başka takımın formasını tacize, şiddete, zorbalığa gerekçe yapmak, başlı başına trajikomik bir durum yaratmanın yanında aynı zamanda fanatik taraftar akıl dışılığını gösteren bir örnek…
Tabii Amedspor meselesi çok boyutlu. Amedspor söz konusu olduğunda etnik kimlik ve siyasal çağrışımlar gibi “rakip takım düşmanlığından” çok daha fazlası devreye giriyor. Bir kadını giydiği forma nedeniyle ırkçı söylemlerle taciz etmek, sadece rekabet gerekçesiyle açıklanamaz. Bu taciz, içinde ırkçılığı, hedef göstermeyi ve linç çağrısını da barındıran bir zorbalık eylemi…
Formanın insandan daha önemli ve değerli kabul edildiği yerde taraftarlar arasında anlamsız çatışmalar, çekişmeler eksik olmaz ve orada asla gerçek bir spor etkinliğinden söz edilemez…
Hızla yozlaşmaya devam eden futbol kültüründe rekabetten zorbalık üretmek sıradan bir iş haline geldi…
Bu arada, bazı Amedspor taraftarlarına da şunu hatırlatmak lazım. Trabzonspor galibiyetini “Faşizme, ırkçılığa tokat” gibisinden ifadelerle yorumladılar. Futbolu bu şekilde siyasetin, ideolojinin parçası yapmak gereksiz. Söz gelimi ligin ikinci devresinde Trabzon’da oynanacak maçı Trabzonspor kazandı diyelim. O zaman Amedspor faşizmden ve ırkçılıktan tokat mı yemiş olacak?
Sporu kendi öz değerleri ve bu değerler üzerinde yükselen öz kültürüyle organize ve icra etmek, onun insanın ve insanlığın gelişimine katkı sağlaması için yeterli. Bunun dışında sporun anlamsız takviye söylemlerine ihtiyacı yok…
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et