7 Eylül 2026 00:10

Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı, Aydın’da İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğündeki programda incir hasadına katıldı. Bakanın, incir hasadı açılışı ve sektör temsilcileri görüşmesinden akılda kalan ise bakanın incir fidanını saksıdan çıkarmadan dikmeye çalışması bakanın fidan dikmeyi bilmediği ve ülkedeki bakanların tarımı bilmediği, kimisinin de tarımdan gelmediğine ilişkin pek çok tartışmaya neden oldu.

Normalde Tarım bakanının incir hasadı açılışına katılması ve bir tane de incir fidanı dikmesi, “bakan açılışa katıldı” diye haber yapılır geçilirdi. Fakat üretici köylünün büyük umutla ürettiği incir para etmeyince, “incir için bir şey söyler mi” beklentisiyle herkes bakanın ziyaretinin ince ayrıntılarını bile takip etti.

Tarım Bakanının incir hasat açılışından görünen saksı ama gerçek bambaşka.

Birincisi; Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde anlattığı dağlarından yağ, ovasından bal akan Aydın’da başta incir üreticileri olmak üzere tarımın değil sektörün, üretici köylünün değil şirketlerin öncelikleri konuşulmuş.

İkincisi; tarım bakanı hasat açılışında inciri emek verip masraf ederek, alın teri döken köylülerle değil sektör temsilcileriyle görüşmüş. İnciri taze alıp satan tüccarlar, kuru inciri paketleyip satan ve ihraç eden şirket temsilcileri başta olmak üzere genel müdürlerden vekillere, belediye başkanından ticaret odasına kadar pek çok kişi katılmış. Kalabalığın arasında bir Ziraat Odası Başkanı varmış. O da, bir dosya vererek sorunlarını anlattığını ama çözüm üretilmediğini söylüyor.

Üçüncüsü; İncir fidanı dikilirken ortaya çıkan görüntü çok şeyi açıklamaktadır. Çevreden bir kişinin uyarısıyla bakan, “bu böyle dikiliyor mu” diyor. O saate kadar, elleri bağlı sessizce bekleyen zevat efendim fidan çıkarılsa iyi olur diyorlar. Uyarı gelmese, bakan sormasa, “Yahu boş ver, dikti bitti, basında görüntü aldı, iş tamam” diyerek gönül rahatlığıyla dağılacaklar.

Fidanın doğru bir şekilde dikilmesi, can suyunu alarak canlanıp büyümesi, hatta incir vermesi vs bunların hiçbirinin önemi yok. Bakan geldi, görüntü verildi, herkes de 32 dişini göstererek pozunu verdi iş tamam. Bir de bakanımızla incir fidanı diktik diyerek, kıyıdan köşeden kendi göründükleri fotoğrafı sosyal medyaya iliştirdi mi her şey tamam oluyor. Ama eksik bir şeyler var. Eksik olan genel müdürlerinden sıralı bürokratlar, valisinden belediye başkanına, milletvekilinden kurum temsilcilerine, hatta hazirunda bulunan AKP ve MHP il başkanlarına kadar herkesin bakana yanlışı söyleyememesi ya da aşağıdakinin yukarıdakini sadece alkışlamakla görevli olduğu bir ceketinin düğmesi ilikli, elleri önde birbirine bağlı bir kamu düzeni yaratılmış olmasıdır. Herkes bulunduğu mevki ve makamda tek adam.

Dördüncüsü ve en önemlisi; Tarım Bakanı’nın saksıyla fidan dikmeye çalışması nedeniyle, tarım bakanlarının tarımdan gelmemesi nedeniyle ülke tarımı bu halde şeklinde yapılan konuşmalardır. Azalan tarım alanları, artan ithalat hepsinin tek sebebi Tarım Bakanı’nın tarımdan gelmemesiymiş gibi yapılan tespitler. Sanki İbrahim Yumaklı, işletme mezunu değil de ziraat mezunu olsa fidan dikmeyi bilecek ve ülke tarımı da bu halde olmayacakmış gibi yapılan yorumlar bir gerçeği de yeniden gün yüzüne çıkardı.

24 yıllık AKP iktidarı boyunca 8 tarım bakanı değişti. Birisi veteriner diğeri ziraat mühendisi olmak üzere sadece ikisi tarımdan geliyor. 6 tarım bakanı ise tıp, mimarlık ve iktisat işletme mezunlarıdır. Tablo böyle olunca tabii ki tarım çöker denilebilir ama tarımdan geleni gelmeyeni hepsi benzer politikaları savundular.

En uzun tarım bakanlığı yapan Mehdi Eker’di ve “ya köylüler şirketleşecek ya da şirket tarıma girecek” diyerek ülke tarımını şirketlerin insafına bırakan politikaların da sorumlusudur. Kendisi Veteriner hekimdi ve 2013 yılında Türkiye adına, Sudan’da 99 yıllığına 780 bin 500 hektar arazi kiralayarak tarımsal üretim yapma macerasının altında imzası olan kişidir. Et ve hayvan ithalatının yanı sıra ilk defa saman ithalatı onun bakanlığı dönemine rastlar.

Vahit Kirişçi Ziraat Fakültesi mezunu ama buğday yetişmeyen Venezuela’da buğday yetiştireceklerini açıklamıştı. Sonra yerinde incelemede Venezuela’da soya yetiştiğini görünce soya ekileceğini söyleyen hatta Venezuela’nın hayvancılık potansiyelinin Türkiye’den daha iyi olduğunu söyleyen bakandı. Ukrayna Rusya savaşı devam ederken, Ukrayna’dan yapılan mısır, buğday, arpa, ayçiçeği yağı ve tohumu ithalatını tahıl koridorunu açtırarak kazançlı çıkıldığını anlatan bakandır.

Nijer’de 1 milyon hektar arazi kiralayarak tarım üretimi yapma projesi de işletme ve iktisat mezunu olan Bekir Pakdemirli dönemine rastlıyor. Her bakan bir model tartışmasıyla geldi ve sorunları artırarak gittiler.

Çökertilen ülke tarımı, azalan tarım nüfusu, daralan tarım alanları, artan ithalat, talana ve tahribata açılarak yok edilen ormanlar ve meralar, kirletilen sular. 24 yıllık AKP iktidarında Bakanlar değişse de ülke köylüsü ve tarımının yaşadığı sorunlar değişmedi.

Hal böyleyken saksıdaki incir fidanına değil, bahçedeki incire bakmak gerekiyor. Dünya incir üretiminin dörtte birinden fazlasını üretiyoruz ama incir para etmiyor. Fındığın % 65’ini üretiyoruz ama fındık para etmiyor. Çay, buğday hangi tarım ürününe baksak durum aynı. Emek verip üreten köylüye değil tarım ve gıda tekellerinin ihtiyaçlarına göre politikalar belirleniyor. Üreten kazanamıyor, alıp satıp ticaretini yapan kasasını dolduruyor.

Bakan değil sistem sorunlu. O nedenle de köylüyü kendi toprağında şirketlerin ırgatı haline getiren bu düzen değişmeli. Ülkeyi gıda ve tarım tekellerinin tarlası haline getiren, depolar silolar ağzına kadar doluyken halkı açlığa mahkûm eden bu düzen değişmeli. Köylünün elinden 1’e alıp, rafta tezgahta 10’a sattıran bu düzen değişmeli.

Emek verip üretilen üründen umduğunu bulmayınca inciri, karpuzu, kavunu yada domatesi yere çalmak sorunu çözmüyor. Avrupa çiftçisi de ürününü yere döküyor ama örgütlü bir şekilde ortak talepler etrafında birleşip, talepleri karşılanana kadar hakkını arıyor, mücadele ediyor. Saksıyı değil sistemi, sistemi değiştirmek için de mücadeleyi, mücadele için de örgütlenmeyi konuşmak gerekiyor.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et