3 Ağustos 2026 00:06

Ekmede biçmede yoklar, yemeye ortaklar

Bu yıl, hangi tarım ürünü için alım fiyatı açıklansa köylü memnun değil. Mayıs başında yaş çay alım fiyatı açıklandı. Çay üreticisi köylüler 40 lira fiyat, 5 lira da prim, 45 lira beklerken ÇAYKUR’un yaş çay alım fiyatı 35 lira olarak açıklandı. Köylünün tarlanın sürümünden ekiminde, ilacından gübresine, hasadından harmanına emek verip masraf ettiği buğdaya 16.5 lira fiyat açıklandı. Oysaki, bu rakam buğdayın maliyeti.

24 yıllık AKP iktidarında, açıklanan fiyatlar hiç köylüyü memnun etmediği gibi hep tavan fiyat işlevi gördü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve şürekası ise “Biz TMO alım fiyatı açıklıyoruz, ülkede serbest piyasa var, biz müdahale edemeyiz” diyerek artan köylü tepkisini serbest piyasa masalıyla düşürmeye çalıştılar. Böylece de açıkladıkları fiyat piyasayı regüle ederek, köylünün elindeki tarım ürününün fiyatını artırmak yerine düşmesine sebep oldu. Çünkü aracısı, tüccarı, ihracatçısı hep TMO’dan daha düşük fiyat verdiler.

Bu yıl da tablo değişmedi. Buğday alım fiyatı açıklanmadan önce Trakya bölgesinde 18 liraya buğday alınıyordu. Ne zamanki TMO 16.5 liradan buğday alınacak dedi, buğday fiyatı 13 liraya düştü. Bugün 11-12 liraya buğdayını satan köylüler var. Gelinen noktada köylü buğdayını tüccarın dayattığı fiyattan vermek zorunda kaldı.

Buğday üreticisinin bu duruma düşmesinde birkaç neden var.

Birincisi; kimi zaman “Bu yıl rekolte çok fazla, rekor üretim var” sözlerini başta Tarım Bakanlığı olmak üzere tüccarı ihracatçısı ve özellikle de havuz medyası çokça söylediler. Bu sözler bu sene neredeyse kampanya halinde söylendi. “Yağışlar iyi gitti, verim arttı o nedenle de fiyata değil artan üretimden dolayı elde edilecek kazanca bakın” diyerek fiyat beklentisini olabildiğince aşağı çektiler.

İkincisi; Tarım Bakanlığının açıkladığı TMO alım fiyatı, her yıl olduğu gibi tavan işlevi gördü ve 16.5 lira ülke geneli en yüksek buğday fiyatı oldu. TMO’nun bile türlü gerekçelerle 16.5 liradan alınacağını açıkladığı buğdayı alırken, 14.75 liraya kadar düşürdüğü yönünde açıklamalar var. Yaşanan bu durum aracının, tüccarın daha düşük fiyat dayatmasını kolaylaştırdı.

Üçüncüsü; TMO’nun uzun zaman sonrasına verilen buğday alım randevularıdır. Hatta bir türlü açılmayan TMO randevu sayfası. Güç bela alınan randevu sonrası teslim edilen buğdayın parasının haftalar sonra verilmesi. Tüm bu uygulamalar bir an önce buğdayını satarak, parasını alıp, borcunu harcını ödemek isteyen köylüye aracıyı, tüccarı mecburi tek yön olarak dayattı. Böylece haftalar sonrasına randevu, aylar sonrasına ürün parasını bekleyemeyecek durumdaki köylüler ürünlerini aracıya tüccara (Hem de onların dayattığı fiyattan) vermek zorunda kaldılar.

Dördüncüsü ise; Tarım Bakanlığı, TMO’nun 10 milyon tona yakın buğday aldığını açıklıyor. Eğer 10 milyon ton buğday alındıysa o çokça göğe çıkardıkları kapitalist sistemin serbest piyasasında buğday fiyatı 11-13 lira değil en azından TMO’nun alım fiyatı olan 16.5 lira olması gerekirdi. Bugün hâlâ aracısı, tüccarı 11-12 lira fiyat dayatıyorsa bunun tek nedeni vardır. O da, TMO’nun aldığı 10 milyon ton buğdayın hepsi tek tek köylülerden değil, aracının tüccarın köylüden ucuza aldığı buğdayı 4-5 lira farkla köylünün çiftçi kayıt sistemini (ÇKS) kullanarak TMO’ya vermesi nedeniyledir ve bu konuda çokça söylenti var.

Köylüden 11-12 liraya topladıkları buğdayı TMO’ya yine köylünün ÇKS kaydını kullanarak 16.5 liraya satan aracı ve tüccarların haksız kazanç sağladıklarını, bunu da köylünün ÇKS üzerinden belirtiği buğday ekim alanı üzerinden teslim edeceği buğday kadarını onun adına TMO’ya teslim edilerek kilo başı 4-5 lira kazanç elde ettiği belirtiliyor. Tüccar köylüden ucuza aldığı buğdayı 4-5 lira farkla TMO’ya satıyor, ton başına 4-5 bin lira kazanıyor. Halk arasında böylesi durumları “çöpsüz üzüm” diye tarif ederler. Buğday köylünün, ÇKS köylünün, emek alın teri köylünün ama kazanan aracılar, tüccarlar, tarım ve gıda tekelleri oluyor.

Kapitalist sistemin kendi yasaları var, serbest piyasa kuralları geçerli diyorlar ama bu serbest piyasada köylü hep ürününü ucuza satıyor. Piyasa aracıya, tüccara bilcümle gıda ve tarım tekellerine serbest. Köylü ise ürününü ucuza sattığı tüccara bir de borçlanarak üretim yapar hale geliyor.

İşçinin emeğini sömüren sistem köylünün de emeğini sömürerek ayakta kalıyor. Emek verip, ter döken köylü karnını doyuramazken patronu, tüccarı, ihracatçısı servetine servet katıyor. İşçinin hakkını korumayan iktidar köylünün de hakkını korumuyor ama patronun, tüccarın çıkarı için her türlü kolaylığı sağlıyor.

Ekmede yoklar, biçmede yoklar ama yemeye ortaklar.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Sedat Başkavak

Ekmede biçmede yoklar, yemeye ortaklar
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et