6 Eylül 2026 00:05

Transfer sezonunun sona ermesiyle Süper Lig’de kadrolar netleşti. “Haddinden fazla harcama” trendi neredeyse tüm kulüpler için devam ederken son yıllarda farklı bir yol tutturmuş gibi görünen Trabzonspor da saf değiştirdi ve “Mohamed Salah” trenine bindi. Vasıta değişikliği hemen etkisini gösterdi. Kısa süren “Moneyball” deneyiminde genç oyuncular bulup, onları geliştirip, parlatıp satan Trabzonspor şampiyonluk yarışı vermesine rağmen boş kalan tribünlere baktıkça bunun tek başına çözüm getirmeyeceğini de anlamıştı. Çünkü futbol, evet bir endüstrinin parçası ama sadece sayılarla, matematikle açıklanamayacak kadar da sosyolojik bir vaka. Hele ki bizim gibi, taraftar olmanın, tribünleri doldurmanın anlamının “moneyball”un çıktığı topraklardakinden çok farklı olduğu yerlerde çözüm çoğu zaman altyapılarda, Oulai’lerde değil kitlelerin ilgisini sıcak tutan yıldızlarda bulunuyor. Nitekim Mohamed Salah transferi Trabzon’u İngilizce deyimin tam karşılığıyla “haritaya dahil etti”. Sadece geçen yıl 6.500 kombine satılan kentte bu rakam 25 bini aşmakla kalmadı, forma satışları başta olmak üzere birçok kalemde büyük bir hareketlilik yaşandı.

Salah transferi, Trabzon’u Ortadoğu merkezli turist ağının cazibe merkezi olarak “markalaştırma” adı altında devam eden projenin de bir parçası olarak görülmesi bakımından tüm şehri hatta Doğu Karadeniz’i ilgilendiren bir hamle olarak görülüyor. Bu yüzden hepsi aynı zamanda yerel sermayenin de sözcüsü olan yerel politikacılar o kadar heyecanlı ki Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, daha Salah evine taşınmadan yaşayacağı caddeye onun adını vermekten bahsediyor! Salah böylece sıfır çabayla, “hiç yaşamadığı yerlerde adı yaşayanlar” listesinde ismini Atatürk gibi tarihi figürlerin yanına eklemeye hazırlanırken bize de ertelenmiş bir sürü tartışma başlığı hediye ediyor.

Memleket futbolunda tribünleri sadece başarı ve yıldızlar dolduruyorsa, altyapılar kadar yolun başındaki bir gence değer kazandırmanın etkisi de sınırlıysa bu kulüplerin yerelle “müşterilik” ilişkisi dışında bir bağ kurması nasıl sağlanabilir? Hele ki stadyumlar da şehir dışına taşınmışken, Anadolu’nun tarihi kulüplerinin hali ortadayken böyle şeylerden hâlâ bahsetmek mümkün mü? Adana Demirspor örneğinde olduğu gibi siyasi motivasyonla sahaya sürülen ve bir “Kırmızı Pazartesi” vakasıyla kulübü dımdızlak bırakıp çekip giden Murat Sancakların çözüm olmadığı pek çok kez görüldü. Peki Göztepe örneğindeki gibi yine soru işaretleri bol uluslararası şirketlerin kâr amaçlı yatırımları çözüm mü? Nispeten dolu, coşkulu tribünler… Denk bütçeler… Tarihsel bir aktör olarak Göztepe’nin ligdeki varlığı, İzmir futbolunu ne kadar besleyebiliyor? Sözde “Adana’ya Adanalıdan daha çok hizmet etmiş” Murat Sancak’ın Muharrem Gülergin’in tırnağı etmediğini zaten gördük de bu sezona da adı verilmiş olan Adnan Süvari’nin yarattığı etki var mı İzmir’deki o milyon dolarların arasında?

Herhalde bu sorulara yanıt verirken önce “neyin çözümü ”nden bahsettiğimizi konuşmak ve biraz da dürüst olmak lazım. Şampiyonluk, kupa, güzel futbol, ekonomik sürdürülebilirlik… Bunların tümü bazı koşullarda yerelle anlamlı, gerçek bir bağ kurmadan da mümkün çünkü profesyonel futbol artık sadece dijital varlıklar üzerinden kendini döndürebilen bir sektör. Ama dedik ya işte, tüm paradoksuyla Salah transferi bu işin “insansız” yürümediğinin ve o insanlardan beklenenin de kanlı canlı para olduğunun kanıtı. Tribünler harekete geçsin, “yerel” hayat kıpırdansın, pamuk eller cebe gitsin ama günün sonunda bunun genç bir Trabzonlu futbolcu adayına ya da kentin futbol altyapısına hiçbir katkısı olmazsa da hiçbirimiz yadırgamayalım! Çünkü bu ezbere dayalı eski denklemin artık ekonomik döngüde gerçek bir yeri yok.

Tribünlerin her koşulda dolduğu, maça gitmenin sosyal hayatta farklı bir rutinin parçası olduğu, kazanıp kaybetmenin bu adetleri pek de etkilemediği bir başka deyişle futbolun kamusal hayatın daha fazla içinde olduğu coğrafyalarda başka denklemlerden bahsedilebilir ama burası böyle bir yer değil. Burası deyim yerindeyse bir neoliberal futbol cennetine dönüştü. Burada futbol tamamen ticarileşmiş bir dünyanın, metalaştığı ölçüde anlamlı bulunan bir sosyal ağın oyunu. Denk bütçelerden, “moneyball”lardan, altyapılardan bahsedip en büyük mutluluğu Mohamed Salah’la, Mason Greenwood’la, Dusan Vlahovic’le, Rafael Leao’yla yaşıyorsak bu aradaki söylem tutarsızlığını ortadan kaldırıp futbola, kulüplere ve taraftarlığa atfedilen sosyal işlevleri de yeniden tanımlamak lazım.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et