9 Ağustos 2026 00:13

Fakültede ders niyetine: Musiala-Terzi vakası

Dijital medyada transfer haberciliğinin tanınmış simalarından Burhan Can Terzi son günlerde hem gazetecilik hem de basın özgürlüğü açısından absürt bir sarmalın içinde. Kendini belli bir camianın parçası olarak konumlandırarak ilerlemeye çalışan yeni nesil muhabirlik düzeni içinde kendine has söylemler (“Bir iş var”) geliştiren, meslektaşlarıyla rekabetten kaçınmayan ve zaman zaman yorumculuğa da meyleden Terzi, bu özellikleriyle 180 bini aşkın X takipçisine ve YouTube kanallarının aranan habercilerinden olma payesine kavuştu. Yıllardır başarılı-başarısız birçok transfer haberinin içinde oldu ve tüm benzerleri gibi o da “tutan” transferlerini madalya gibi göğsünde taşıdı, profiline “iğneledi”. Tutmayanlar mı? Orası biraz karışık.

Geçtiğimiz günlerde Galatasaray’ın “sözde” Jamal Musiala transferini ilk ortaya atan habercilerden biri olarak anlamsız bir tartışmanın içine attı kendini. Aslında haberi ilk verdiğinde vaziyeti o kadar da kötü değildi çünkü “Galatasaray, Bayern ve Musiala ile büyük ölçüde anlaştı” diyordu Terzi ve bu gazetecilik unsurları açısından tamamlanmış olmasa da (Çünkü belli ki haberin özneleriyle yeterince temas kurulmamıştı) kesinlik bildirmemesi bakımından ona habercilik sınırları içinde bir esneklik sağlıyordu. Ama kısa süre içinde haber Galatasaraylı yetkililer tarafından WhatsApp muhabirler grubunda yalanlanınca ve sonra işin içine başka yalanlamalar da dahil olunca Burhan Can Terzi pozisyonunu habercilikten cengaverliğe, iddiasını da haberden “namus meselesi”ne çevirdi. O kadar ileri gitti ki tam da Deniz Göktaş’ın kellesini gerçeğe yakın bir manada koltuğa koyduğu günlerin ertesinde o da “kellesini” transfer masasına, hem de sosyal medya cangılına koydu!

İşler beklediği gibi gitmedi tabii. Taraflarla görüşen muhabirler, Burhan Can Terzi’nin kendinden bu kadar emin konuşmasından kıllanıp itidalli davranmaya çalışsalar da Galatasaray-Bayern hattında böylesi bir uzlaşı olmadığını anlattılar. Birkaç gün sonra da Galatasaray’ın resmi yalanlaması geldi zaten ve ilgili metinde adı doğrudan anılmasa da Terzi’nin geçmiş sezonlarda da benzer “gerçek dışı” spekülasyonlara giriştiği belirtildi. Bir gazeteci için ağır bir suçlama.

Burhan Can Terzi bu süreçte gerçekliği doğrulanmamış bir haber için Don Kişot misali kılıç kuşanırken “Gazeteciliğin parametrelerinden birinin hız olduğuna” dair talihsiz bir savunma yaptı. Terzi ve dahil olduğu “ekolün” neden sürekli gazetecilikte ofsaytta kaldığına dair bir itiraftı aslında bu. Çünkü Terzi’nin örneğinde görüldüğü üzere “hız” hiçbir zaman gerçeğin yerini tutmaz. Haberinizi gerçekten sağlam ve farklı taraflardan kaynaklarla doğrulatmadıysanız geçtim “Musiala Galatasaray’da” demeyi “Galatasaray, Bayern ve Musiala ile büyük ölçüde anlaştı” demek bile hatalı ve kötü haberciliktir. Ne yazık ki kamuyu bilgilendirmeyi dolayısıyla kolektif bir sorumluluğu yerine getirmeyi değil bireysel popülariteyi ve etkileşimi önceleyen günümüz sosyal medya haberciliği “İlk ben duyurdum” diyebilmek için sıklıkla transfer totosu oynuyor. Gerçekten transfer olumlu şekilde sonuçlanırsa bunun üzerinden reklamını yapıyor. Olumsuz sonuçlanırsa ise ne de olsa okur nezdinde büyük bir yaptırımı yok! Bunu denetleyen, hizaya sokan bir kurum da yok! Eh, yola aynen devam. Bir sonraki büyük transfere kadar; rastgele!

Ancak ülkemizde transfer habercilerinden çok daha “ofsayt” işler var tabii. Her şeyden önce “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” diye iktidar sahipleri için kullanışlı bir silah var. Bu yasa kullanılarak cezaevine girenlerin kapsamı gerçek habercilerden gerçek sendikacılara kadar uzanıyor ama herhangi biri de hedef olabilir. Facebook paylaşımları yüzünden “cumhurbaşkanına hakaret”le yargılananlar yakında bir de kendilerini mahkeme onaylı “dezenformasyon makinesi” olarak bulabilirler. Maalesef şikayet halinde spor muhabirlerinin de benzer bir cendereye alınabileceğini hafta içinde Burhan Can Terzi hakkında “Musiala iddiası” yüzünden soruşturma başlatılmasıyla gördük. Evet, gazetecilerin çok daha sorumlu yani kamu çıkarına uygun şekilde “gerçek” habercilik yapmaları gerekir ama bunu sağlamanın yolu bu garabet kanunun fiili erişim alanını genişletmekten geçmez. Kaldı ki hafta içinde Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın yaptığı “Haberleri yalanlamak zorunda kaldım” itirafında olduğu gibi hangi haberin kamuyu yanılttığını, hangisinin doğru olduğunu belirleme merci de bu yasayı kendi çıkarı için kullanmayı iş edinen kodamanlar değildir. Dolayısıyla bu, gazetecilik fakültelerinde ders diye okutulabilecek örnekten hareketle bizden tavsiye, “Türk adaletine güvendiğini” söyleyen Burhan Can Terzi, o konuda pek iddialı olmasın ama racon kesmeye değil haberciliğe daha çok odaklanmasında fayda var.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Mithat Fabian Sözmen

Fakültede ders niyetine: Musiala-Terzi vakası
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et